Evde basit iş yapan kadınlar az prim öderler
İsteğe bağlı prim ödeyenlerden evinde gelir vergisinden muaf olacak basit işler yaparak geçimlerini temin eden kadınlardan bu sene 16 günlük (119 lira) prim alınır ama 30 gün (222 lira) prim ödemiş gibi kabul edilirler
SORU/ Bir televizyon programında, evde çalışan kadınlarla ilgili prim muafiyetinden bahsetmiştiniz (137 TL). Bu konuda detaylı bilgiye nasıl ulaşabilirim? Yrd. Doç. Dr. Ahmet ONDUK
YAZI/ "Sosyal Güvenlik Reformu" ile isteğe bağlı sigortada epey değişiklik yapıldı. Mesela, artık isteğe bağlı SSK yok, bunun yerine isteğe bağlı Bağ-Kur geldi ama isteğe bağlı Emekli Sandığı aynen yerinde duruyor. 1- Prim rakamı arttı, sağlık primi de zorunlu oldu SSK'ya her ay asgari ücretin yüzde 25'i oranında (173,25 lira) isteğe bağlı SSK primi ödenecek iken 1 Ekim 2008 gününden itibaren yüzde 20 emeklilik primi ile yüzde 12 oranında GSS, yani genel sağlık sigortası primi ödüyorsunuz. Yani, asgari ücret (693 lira) alt sınır ve bu rakamın 6.5 katı olan (4504,50 lira) üst sınır olmak üzere her ay dilediğiniz rakamın yüzde 32'si oranında prim ödemeniz gerekecek. Ayrıca, SSK'da isteğe bağlı sigorta primleri, takip eden ayın sonuna kadar ödenirken, isteğe bağlı Bağ-Kur'da aynı ay içinde ödenmesi gerektiğini de unutmamak gerekir. 2- Oya yapan kadınlara prim indirimi geldi Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği'nin "İsteğe Bağlı Sigortalılar" başlıklı geçici 3'üncü maddesinin 4'üncü fıkrasında, "1.10.2008 tarihinden önce, 31.12.1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 9'uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde belirtilen işleri, hizmet akdiyle herhangi bir işverene tabi olmaksızın sürekli ve kazanç getirici nitelikte yapmakta olanlardan, 1.10.2008 tarihinden sonra aynı şartlarla bu işleri yaptıkları tespit edilen kadınların; isteğe bağlı sigortalı olarak 2008 yılı için kanunun 82'nci maddesine göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının on beş katı üzerinden başlanılarak, takip eden her yıl için bir puan artırılmak suretiyle otuz katını geçmemek üzere malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası primi öderler. Bu durumdaki sigortalıların tespiti, Maliye Bakanlığı'nın görüşü alınarak kurumca belirlenecek usul ve esaslara göre yapılır" hükmü mevcuttur. Bu düzenlemeyle, normal isteğe bağlı sigortalılar ayda en az 222 TL prim öderken, oya yapan, düğün şekerlemesi hazırlayan, gazete kâğıdından kesekâğıdı veya buna benzer işleri evlerinde yaparak (vergiden muaf) kazanç elde edenler, 2009 yılında ayda sadece 119 TL ödeyerek 30 gün ödemiş sayılacaklar. 2010 yılında ise ayda 17 gün prim ödeyip 30 gün prim ödemiş gibi değerlendirilecekler.
KİMLER BU HAKTAN YARARLANABİLİR
1 Ekim 2008 günü öncesinden beri evinde gelir vergisinden muaf tutulan basit üretimler yapıp satarak geçimini temin eden ev kadınlar, düşük prim ödeme hakkından yararlanacaktır. SGK'nın ilk komik genelgesine göre, "Vergi dairelerinden bu işi daha önceden beri yaptıkları ve gelir vergisinden muaf oldukları yönünde yazı getirenlere bu hakkı veririz" deniyordu (Bkz. 2009/5 sayılı SGK genelgesi). Ancak SGK, hiçbir vergi dairesinde vergiden muaf olanların kayıtlarının olmayacağı gerçeğini öğrendikten sonra vergi dairesinden yazı getiremeyenler için evlere SGK kontrol memuru gönderip durumu tespit ettikten sonra kadınlara bu hakkı vermekte. Bu sebeple evinize gelerek gelir vergisinden muaf bir işi yaptığınızın tespitini yapacak SGK kontrol memuruna, bu işi 1 Ekim 2008 gününden önce de yaptığınızı mutlaka not ettiriniz. 3- İsteğe bağlı Tarım SSK'lılar da 113 lira ödeyecek 2925 sayılı Tarım SSK Kanunu ile artık tarımda amele-ırgat olarak çalışanların Tarım SSK'ya isteğe bağlı olarak girebilmelerinin yolu kapatıldı ama eski Tarım SSK'lılar yine eski 2925 sayılı kanun gereğince ödeme yapmaya devam edebilecekler. a- Eski Tarım SSK'lılar, sakın çıkmayın Halen devam ettiğiniz Tarım SSK'dan çıkarsanız bir daha Tarım SSK'lı olabilme şansınız hiç yok; bu nedenle primlerinizi düzenli ödemeye çalışın. Sizlerin durumu SSİY'nin, "2925 sayılı kanuna ilişkin geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 9'uncu maddesinde belli edilmiştir. Buna göre; - Tarım SSK'lılar her ay asgari ücretin yarısı (346,5 TL) dikkate alınarak, yüzde 20 emeklilik ve yüzde 12.5 genel sağlık sigortası primi olmak üzere % 32.5 oranında prim ödeyecekler. Bu durumda her ay ödenecek prim tutarı, 113 liradır. - Tarım SSK'lılar her ayın primini en geç ertesi ayın sonuna kadar bankalara ödeyecekler ama aylık primleri ödeyemezlerse, gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte ait olduğu yılı izleyen yılın şubat ayı sonuna kadar ödenen primler de süresi içinde ödenmiş kabul edilecektir.
Çuvaldız...
Hadi sonucu para olmayan tartışmalar yapalım
Yönetimlerin temel görevi, ürettirmek ve üretim sonrası oluşan geliri adil olarak dağıttırmaktır. Ancak, yönetimler geliri adil dağıtamıyor ve dağıtmıyorlarsa, toplumu sonu para olmayan tartışmalara atarlar. Mesela, futbolda hangi takım galip, hangi takımı hakemler koruyor gibi konuları tartışırız. Peki bunları konuştukça gelirimiz artar mı? Mesela, olmayan demokrasiyi konuşuruz, demokratik açılım salvoları atarız; nasılsa sonuçları ekonomik değildir. Mesela, Tunceli'nin isminin Dersim olmasının sonrasında Tuncelililerin cebine tek kuruş girmez ama olsun, esastan uzaklaştık ve gelirin büyük kısmını bazılarının götürmesini perdeledik ya daha ne olsun? Mesela, Suriye ile İsrail arasında ne güzel arabuluculuk yaptık, Davos'ta İsrail Cumhurbaşkanı'nın ağzına lafı nasıl tıkadık, bunları günlerce konuşuruz, sonucu nasılsa ekonomik değil... Ancak, milli gelirin yüzde 60'ını nüfusun yüzde 10'u almaya başlamış, nüfusun yüzde 60'ını oluşturan emekçi kesimin (işçinin-memurun) payı yüzde 17'ye kadar inmiş, suyun başında olanlar kova kova alırken, esas işi yapanlara çay bardağıyla dağıtılıyormuş ne önemi var. Hadi, koca koca beşiklerde futbol ile milleti uyutalım, demokratik paketlerle günü geçirelim...
TEB Başkanı, ben sana dememiş miydim
4 Aralık (kepenk kapatma) gününden birkaç gün önce CNBC-E TV'de canlı yayında Türkiye Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı ile eczanelerin kepenk kapatma eylemini konuşmuştuk ve kendisine bu eylemin doğru olmadığını, yapmamaları gerektiğini, gerçekleşirse bunun "eczanelerin intiharı" anlamına geleceğini söylemiştim. Öte yandan bu sayfada kepenk kapatıldıktan sonra yanlış tarafa eziyet ettiklerini ayrıntılarıyla dile getirmiştim. Koskoca eczacı grubunu bir genel kurula feda ederek, seçim kazanmak uğruna yok edeceklerini de çeşitli TV programlarında ifade etmiştim. "Demiştim" demeyi çok sevmem ama birçok eczacıdan hakarete, aşağılamaya varan mesajlar almıştım. Bana her mesaj gönderene de şu soruyu sormuştum: "4 Aralık günü vatandaşa ilaç vermeyerek onlardan ne istiyorsunuz?" Maalesef bu soruya cevap veren olmamıştı. Devam eden hakaret ve aşağılamalara da bu köşeden "Eczacılara..." diye bazı sorular sormuş ve kendilerinin emek değil ticaretle para kazandığını, herhangi bir tacirin de ben daha fazla kâr etmek istiyorum diye eylem yapamayacağını anlatmaya çabalamıştım. Sonrasında da 4 Aralık eylemine SGK, TEB ile yaptığı toplu protokolü iptal ederek cevap verdi. SGK'nın bu cevabına karşı, TEB 20 bin eczacıdan (zorla-mahalle baskısıyla) imza toplayıp SGK ile TEB olmadan sözleşme imzalamıyoruz diye rest çekmişti. Şimdi sıra hükümete geldi. "Madem siz SGK ile sözleşme imzalamıyorsunuz, ilaç satış tekelini sizden alıyoruz, dileyen kişiye ilaç satma izni veriyoruz" dedi. Bakalım bundan sonrası ne olacak?