Askerlikte ve gebelikte ücret sadece gazetecilere var
Normal çalışanlara, yani 4857 Sayılı İş Kanunu gereğince işveren, askerlikte ve hamilelikte ücret ödemek zorunda değildir, ama askere giden veya hamile kalan gazeteci ise işveren bu süre boyunca ücret ödemek zorundadır
SORU/
Bir gazetede makine mühendisi olarak çalışıyorum. Basın işyerlerinde askere gidene ücret ödeneceği söyleniyor, bana da askere gidince işveren ücret ödeyecek mi? İsmi saklı
YAZI/ Aynı mekânda, aynı işyerinde çalışıyor dahi olsanız her çalışanın durumuna göre çalışma hukuku (kanunu) farklıdır. Mesela, memurlar 657 Sayılı Kanun'a, denizciler 854 Sayılı Deniz-İş Kanunu'na tabi iken sizin gibi çalışanlara da 4857 Sayılı İş Kanunu uygulanır. Gazetecilere ise 5953 Sayılı Basın-İş Kanunu hükümleri tatbik edilir. Bunları ayrı ayrı değerlendirmek gerekirse,
MEMURLARA ASKERDE ÜCRET YOK AMA GEBELİKTE VAR
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu gereğince askere giden memur, işyerinden aylıksız izinli kabul edilir ve aylığı ödenmez. Askerden dönüşte ise bir ay içinde başvurmak kaydıyla eski kadrosu kendisine verilir. Hamile memurlara ise doğumdan önce 8, doğumdan sonra da 8 hafta izin verilir ve bu izin süresince aynen çalışıyormuş gibi ücreti ödenmeye devam edilir.
İŞÇİLERE ASKERDE DE, HAMİLELİKTE DE YOK
4857 Sayılı İş Kanunu ve 854 Sayılı Deniz-İş Kanunu gereğince çalışanlardan askere gidenlere işveren ücret ödemek zorunda değildir, ama askere giden işçiye varsa kıdem tazminatı ödemek zorundadır. Öte yandan, askerden dönen işçinin eski işyerinde aynı işe kabul edilmesi zorunluluğu da yoktur. Yine işçi kadınlar, hamile kaldıklarında doğumdan önce 8 ve sonrasında 8 hafta izinli sayılırlar; bu süre boyunca da işverenleri ücret ödemek zorunda değildir. Bu 16 hafta boyunca şartları varsa SGK geçici işgöremezlik ödeneği (yevmiye) öder. Ancak, bazı işyerleri ve işverenler, gerek toplu iş sözleşmesi (TİS) gerek kendi istekleriyle işçilerine hamilelik süresince atıfet (yardım) kabilinden ücret ödemektedirler. Ücret ödeyen işverenler, genelde "SGK'dan alacağını bana ver, ben de sana aylığını tam ödeyeyim" demektedir.
GAZETECİLERE ASKERDE VE HAMİLELİKTE YARIM ÜCRET VAR
5953 Sayılı Basın-İş Kanunu gazeteciler için düzenlenmiştir ve yine sizin belirttiğiniz üzere, askere giden gazeteci ile hamile kalan gazetecilere bu süre boyunca çalışmadıkları halde işverenleri ücret ödemek zorundadır. Ancak ödenecek ücret, tam değil yarımdır ve SGK'ya da bu süre boyunca prim ödenmek zorunda değildir. Hamile kadın gazeteciler, bu süre zarfında SGK'dan ayrıca geçici işgöremezlik ödeneklerini alabilirler. İlgili madde şöyledir: "Talim veya manevra dolayısıyla silah altına alınan gazeteci bu müddet zarfında ücret hakkını muhafaza eder. Ancak, yedeksubay olarak veya sair suretlerle askeri hizmet karşılığı aylık alan gazetecinin almakta bulunduğu bu aylık kendi işinden aldığı ücretten az ise, işveren, gazeteciye yalnız aradaki farkı ödemekle mükelleftir. Kısmi veya umumi seferberlik dolayısıyla silah altına alınan gazeteci hakkında üç ay için bu maddenin birinci fıkrası hükümleri uygulanır. İlk muvazzaf askerlik hizmeti için silah altına alınan gazeteciye normal askerlik müddetince son aldığı ücret yarı nispetinde ödenir. İşverenle gazeteci arasındaki iş akdinin muayyen bir müddet için akdedilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, gazetecinin bu maddenin birinci fıkrasında gösterilen haller dolayısıyla silah altında bulunduğu müddetçe iş akdi, işveren tarafından feshedilemez. Gazeteci bu maddenin ikinci veya üçüncü fıkrasında gösterilen haller dolayısıyla silah altına alındığı takdirde, gazetecinin durumu bu fıkralardan hangisine temas etmekte ise, işveren iş akdini ancak o fıkrada gösterilmiş bulunan süre geçtikten sonra feshedilir. Bu gibi hallerde de gazeteci ile işveren arasındaki iş akdinin muayyen bir müddet için akdedilmiş olup olmadığına bakılmaz. Akdin feshi bu kanunda yazılı hükümlere tabidir. Gazeteci ile işveren arasındaki mukavele esasen muayyen bir süreyi ihtiva edip de bu süre gazetecinin silah altında bulunduğu sırada kendiliğinden bitiyorsa işveren mukavelenin bu suretle sona ermesinden itibaren bu maddede yazılı olan ücretleri gazeteciye ödemekle mükellef tutulamaz. Bu maddede yazılı bulunan hükümler, işveren tarafından gazeteciye askerlik halinde ücret verilmesi hakkında daha elverişli hak ve menfaatler sağlayan mukavele, teamül veya örfü âdetten doğan haklara halel getirmez. Kadın gazetecinin hamileliği halinde, hamileliğin 7'nci ayından itibaren doğumun ikinci ayının sonuna kadar izinli sayılır. Bu müddet zarfında müessese, gazeteciye son aldığı ücretin yarısını öder. Doğum vuku bulmaz veya çocuk ölü dünyaya gelirse, bu halin vukuundan itibaren bir ay müddetle bu ücret ödenir. Gazetecinin sigortadan veya bağlı bulunduğu teşekküllerden alacağı yardım, bu ödemeye tesir etmez." Sizin özel durumunuza gelince, evet bir gazetede çalışıyorsunuz ama gazeteci değilsiniz, dolayısıyla 5953 Sayılı Basın-İş Kanunu'na tabi olamazsınız. Normal mühendislik faaliyetine devam ediyorsanız 4857 Sayılı İş Kanunu'na tabisiniz ve bu kanuna göre askere giderseniz işvereniniz size ücret ödemek zorunda değil. Fakat, mühendis olmanız sizin gazeteci olmanıza engel de değildir, yani mühendis de olsanız habercilik yanınız ağır basıyorsa yani hem mühendis hem de gazeteci iseniz askerdeyken ücret alabilirsiniz. Bu sebeple hangi kanuna tabi olduğunuza bakın.
ÇUVALDIZ
Polis devleti mi oluyoruz?
Geçen hafta eski okul arkadaşlarım savcı ve hâkimlerle yemekteydik; hepsi yemekte telefonlarını kapattılar, pillerini çıkardılar. Nedenini sorunca, "Polis hepimizi dinliyor" dediler, hatta "Hepimizi derken tüm milleti" dedikleri için ağzım açık kaldı. Devletin hâkim ve savcıları polislerden korkuyordu. AK Parti Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran, bir polis yetkilisiyle girdiği tartışma ve sonrasında polise hakaret ettiğini gösteren çekimler nedeniyle partisinin kesin ihraç talebini duyunca istifa etti. Günlerdir bekliyorum ama hiçbir yerde göremedim. Görüntüleri de defalarca seyrettim, milletvekili polisten, polis de milletvekilinden kimliğini göstermesini istiyor. Ancak, vekil sonunda kimliğini gösterirken, polis kimliğini hiç göstermediği gibi "Resmi üniformamı görmüyor musun?" diyor. Yani, polis kimliğini milletin vekiline bile göstermiyorken, asiline hiç göstermez ve göstermiyor. İsterseniz sıkıyorsa bir polise kimlik sorun, soluğu karakolda alırsınız, sonrasını da siz düşünün. Bu arada Avcılar'da bir restorandan, genç bir kızı yerlerde sürükleyerek dışarı çıkarak resmi polis üniformalı şehir eşkıyalarını da ekranlardan izleyenler unutmamıştır. Polisine milletvekilinin bile kimlik soramadığı, sorsa bile göremediği bir ülkede yaşıyoruz ama ilginçtir, istifa eden milletvekili oluyor. Ne dersiniz, polis devleti mi oluyoruz?