Sözleşmeliler kadroya geçerse hayatlarında neler değişecek
Aralarında en çok sözleşmeli öğretmenlerin sesini duyduğumuz 150 bine yaklaşan sözleşmeli kamu görevlisi, kadroya geçirilmek için çaba gösteriyor, devlet yetkilileri ise bunu geciktirmek için ellerinden geleni yapıyor. Peki sözleşmeliler kadroya geçirilince ne olacak, hayatlarında ne değişecek?
Sözleşmeli öğretmenler diyor ki: "Sayın medya mensupları! 27 ve 28 Aralık 2008 tarihlerinde ana haber bültenlerinizde ve gazetelerde, o andaki Milli Eğitim Bakanı'mız şimdiki AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in 3. hizmet bölgesinde 3 yıl, 2. hizmet bölgesinde 4 yıl, 1. hizmet bölgesinde 5 yıl çalışan sözleşmeli öğretmenlerin aynı gün kadroya geçirileceği sözlerini manşet yaptınız. Ama fikri takip yapıp, verilen sözün süresi dolmasına rağmen sözleşmeli öğretmenlerin hâlâ kadroya geçirilmediğini neden haber yapma gereği duymuyorsunuz?.." Öğretmenler haklılar mı? Bana göre haklılar; madem devlet büyükleri söz vermiş, yerine getirilmeli. Çünkü bu öğretmenler, öğrencilerine devlet sözüne güveni anlatacaklar, öğretecekler; bilmedikleri, inanmadıklarını nasıl anlatsınlar. Hadi süreci bir kez daha hatırlatalım; belki yetkililerin öğretmenlere verdikleri sözlerini tutmalarına yardımcı oluruz.
İLK SÖZ ÇELİK'TEN
27 Aralık 2008'de zamanın Milli Eğitim Bakanı, şimdiki AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik'in 3. hizmet bölgesinde 3 yıl, 2. hizmet bölgesinde 4 yıl, 1. hizmet bölgesinde 5 yıl çalışanların aynı gün kadroya geçirileceği beyanatını vermiş ama 3. hizmet bölgesinde çalışan sözleşmeli öğretmenlerin 3. yılı Temmuz 2009'da dolmasına, yani kadroyu hak etmelerine rağmen uygulamaya geçirilmemiş ve verilen söz tutulmamıştır.
İKİNCİ AÇIKLAMA ÇUBUKÇU'DAN
Bir önceki bakanın verdiği sözün tutulmadığını fark eden şu anki Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu, 2 Temmuz 2009 tarihinde Anka ve Cihan Haber Ajansı yoluyla sendikalar ve tüm eğitim camiası huzurunda sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçişini sağlayacak tasarının kasım ayına yetiştirileceğini belirtmişti. Ancak 24 Kasım 2009'da Öğretmenler Günü için TBMM'de yaptığı konuşmada böyle bir tarih vermediğini söyledi. Tabii bu konuşmadan sonra sözleşmeli öğretmenler büyük bir üzüntüye kapıldı ve Öğretmenler Günü, sözleşmeli öğretmenlerin yas günü haline döndü.
ÜÇÜNCÜ SÖZ 'BİLGİ EDİNME'DEN GELMİŞ
İlk kez kadro sözü verildiğinin 1. yılı 27 Aralık 2009'da dolmasına rağmen hiçbir açıklama yapılmaması üzerine, sözleşmeli öğretmenler "Kadro ne zaman yapılacak?" diye sorunca MEB ve AK Parti İletişim Merkezi (AKİM), "Sözleşmeli öğretmenlerin kademeli olarak ve her yıl belli sayıda kadroya alınması için yönetmelik taslağı üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. 2009 yılı içinde uygulamanın başlatılması beklenmektedir" cevabını vermiş. Ancak 2010 yılına girdik, hâlâ sonuç yok.
DÖRDÜNCÜSÜNÜ DE BEN EKLEYEYİM
Memurlar ile hükümet arasında geçen toplu görüşmelerin 4. turunda Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk'un sözleşmelilerin sorunlarını dile getirmesinden sonra Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, "Son aşamaya geldik" demişti. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, toplu görüşmelerin 3. turunda öğretmenlerin farklı şekilde istihdam edildiğini, kadrolu, sözleşmeli, ücretli ve vekil olmak üzere çeşitli istihdam modelleri oluşturulduğunu söylemiş; Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun 4/B kapsamında görevlendirilen sözleşmeli öğretmenlerin ve diğer çalışanların kadroya alınacağı sözünü hatırlatmıştır. Ayrıca öğretmenliğin bir uzmanlık mesleği olduğunun Milli Eğitim Temel Kanunu'nda belirtildiğini, dolayısıyla bu sözün bir an önce tutulması gerektiğini ifade etmiştir. Konuya değinen Hayati Yazıcı, 11 Kasım 2009 günü sözleşmeli öğretmenlerin ve diğer kurumlarda çalışanların kadroya alınması için kanun taslağının hazırlandığını belirtti. Bunun üzerine konuya açıklık getirmek isteyen Maliye Bakanlığı Müsteşarı Naci Ağbal, kanun taslağını maliye olarak değerlendirdiklerini, bu çalışmaya imamlar ve tüm sözleşmeli çalışanların da dahil olacağını söyledi.
SÖZLEŞMELİ İLE KADROLUNUN FARKI NEDİR?
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4'üncü maddesinin "B" bendine göre çalıştırılan sözleşmeli öğretmenler, aynı maddenin "A" bendine göre kadrolu olmak istiyorlar. Peki, 4/B'den 4/A'ya geçince ne değişecek? - Belli bölgelerde belli bir süre çalışarak tayin-nakil isteme hakları olacak. Şu an sözleşmelilerin bu tür hakkı yok. - Evlilik ve sağlık sebebiyle tayin-nakil isteme hakları olacak. Şu an bu hak yok. - Yılda 30 günden fazla istirahat alırlarsa işten atılmayacaklar. Şu an yılda 30 günden fazla istirahat hakları yok.
2009 YILI ORTASINA KADAR HAKLARI DAHA DA AZDI
657-4/B'li sözleşmeli kamu görevlilerinin hakları, 2009 yılı ortasına kadar devlet memuru statüsündeki çalışanlardan oldukça gerideydi. Kadın sözleşmelilere doğum esnasında 30 günden fazla izin verilmiyordu. Askere giden sözleşmelilerin ise anlaşması feshediliyordu. Ancak 2009 yılı içinde Bakanlar Kurulu'nca sözleşme şartlarında lehlerine değişiklikler yapıldı. Mesela, kadın sözleşmelilere 16 hafta doğum izni verilmeye başlandı; erkek sözleşmelilere de askere giderlerse ücretsiz izinli sayılma ve askerlik bittiğinde yasal süresince başvurmak şartıyla işlerine geri dönebilme hakkı getirildi. Aralarında becayiş (karşılıklı yer değiştirme) hakkı da yeni geldi.
SÖZLEŞMELİLERİN EN BÜYÜK SORUNU TAYİN-NAKİLDİR
2009 yılı ortasında bazı hakları verilen sözleşmeli (4/B'li) çalışanların en büyük eksikliği, diğer kadrolu (4/A'lı) gibi tayin-nakil isteyememeleridir. 2009 ortasına kadar tam çakılı kadrolu olan sözleşmeliler, mevzuat gereği nakil yapamıyordu. Bu özelliklerinden dolayı sözleşmelilere çakılı kadro yakıştırması bile yapılmıştı. Sözleşmeli hangi ilde, hangi ilçede göreve başlamışsa başka bir yere tayinini isteyemiyordu. Ancak 2009 ortasında bu kural gevşetildi. 4/'B'liler 1 yıl aynı kadroda çalıştıktan sonra diledikleri yere, şayet boş kadro varsa nakil isteyebilecekler ama maalesef boş kadro çok az açıklanıyor. Ayrıca, daha önce verilmeyen becayiş (karşılıklı pozisyon değiştirme) istekleri de yine 1 yıl çalışma şartını yerine getirme koşuluyla kabul edilebilir hale geldi. Ancak, kadrolu bir öğretmen 657 sayılı yasanın 4/A maddesi kapsamında memur olarak çalıştığı için, bulunduğu yerin hizmet puanını almakta ve buna göre il içi veya iller arası tayin isteyebilmektedir. Sözleşmeli öğretmen ise 657 sayılı yasanın 4/B'sine göre çalıştığı ve statüsü tam belli olmadığı için hizmet puanı alamamakta, il içi veya iller arası tayin talebinde bulunamamaktadır.
DİĞER SORUNLAR
- Askerlik ertelemesinde kamu görevlisi sayılmıyorlar. - Yeşil pasaport alamıyorlar. - Ücretleri diğerlerine göre biraz daha düşük. - Kadrolu öğretmen hemen Emekli Sandığı'na bağlanıp, sağlık karnesini alır almaz sağlık hizmetinden yararlanabildiği halde, sözleşmeli öğretmen 90 iş gününü doldurana kadar hiçbir şekilde sağlık hizmetinden yararlanamıyor. - Kadrolu öğretmen herhangi bir sendikaya üye olabilirken, sözleşmeli öğretmenin böyle bir hakkı söz konusu değil.
ÇUVALDIZ
Anayasa Mahkemesi, kendisine dokunmayan başvuruda neyi bekliyor? Ucu kendilerine dokununca birkaç ay içinde "Herkes eşittir ama kamu görevlileri daha eşittir" diyerek 5510 Sayılı Kanun'un 22 maddesini iptal eden ve 6 maddesinin yürürlüğünü durduran Anayasa Mahkemesi, ucu kendilerine (kamu görevlilerine) dokunmayan, sadece SSK'lı ve Bağ-Kur'luları ilgilendiren 5754 Sayılı Kanun ile ilgili başvuruyu ise 3 yıldır sonuçlandırmadı.
İLK SOSYAL GÜVENLİK REFORMUNU ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL ETMİŞTİ
Sosyal güvenlik kurumlarının SGK adı altında birleşmesinden sonra bu kurumların uyguladığı (506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı) kanunlar 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu adı altında toplanınca (işçi-memur-esnaf için) daha çok çalışma ve daha az emekli aylığı ortaya çıkmıştı. 5510 Sayılı Kanun'u zamanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve 117 CHP milletvekili Anayasa Mahkemesi'ne götürünce, mahkeme birkaç ay içinde olayı görüşüp kanunun memurları (hâkim ve askerleri) ilgilendiren 22 maddesini iptal etmiş ve "Kamu görevlilerinin emekli aylıklarını düşüremezsin" kararı vermişti.
SSK VE BAĞ-KUR'LULARA DOKUNAN KANUNU GÜNDEME BİLE ALMADILAR
Anayasa Mahkemesi'nin aldığı memurlara-kamu görevlilerine dokunma kararından sonra hükümet bunu, "Memura dokunma, git SSK ve Bağ-Kur'luların aylıklarını ve sosyal haklarını düşür" diye anladı ve 5754 Sayılı Kanun ile 5510 Sayılı SS ve GSS Kanunu'nda epey değişiklik yaptı. Memurlara-kamu görevlilerine dokunmayan, yani Anayasa Mahkemesi üyelerinin de emekli aylıklarına dokunmayan 5754 Sayılı Kanun konusunda da CHP konuyu Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı. CHP'nin başvurusuyla 26 Haziran 2008'de ilk incelemesini yapan Yüksek Mahkeme, davanın esas incelemesini, bazı hükümlerin yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihine kadar görüşmeyi planladığını duyurmuştu. Ancak, 2010 yılına girdiğimiz halde Anayasa Mahkemesi'nden hâlâ ses seda yok. Konuyu önümüzdeki günlerde daha da detaylandırarak bu köşeden duyurup Anayasa Mahkemesi'ndeki duyarlı kişileri harekete geçirmeyi ümit ediyorum.