Fazla ödediğiniz vergileri tıpkı ikramiye gibi davayla alabilirsiniz
SORU
Ali Bey, siz "Dava açan parasını alabilir" diye yazmıştınız. Ancak, bazı yazarlar "Geçmişe doğru yürümez, para alınamaz" diye yazmış. Hangisi doğru? Bu arada vergi hâkimi bir arkadaşım, direkt dava açmak yerine önce ilgili vergi dairesine başvuru yapmamı, sonra da onlar reddedince Maliye Bakanlığı'na dilekçe vermem gerektiğini söyledi. Onlar da reddedince ancak vergi mahkemesine dava açılabiliyormuş ve o durumda geçmişe yönelik paranın faiziyle birlikte alınabileceğini söyledi. Şimdi hangisi doğru ve sonradan kazaya uğramamak için hangi yolu izlemeliyiz? İbrahim Kaşlı
YAZı
BİRÇOKLARI diyor ki, Anayasa Mahkemesi kararları, Anayasa gereğince geriye yürümez. İlk bakışta bu doğrudur ama işin esasına girince ve geçmişteki örnekleri görünce doğru olmadığını anlıyoruz. Hatta, Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez diyenler, geçmişte kendi köşelerinden nasıl geriye gittiğini de anlatmışlardı.
Örnek mi, işte size "emekli ikramiyeleri" konusundaki Anayasa Mahkemesi kararı:
SSK, Bağ-Kur ve TC Emekli Sandığı ile 18 kadar da özel banka-borsa sandıklarının ikisi veya daha çoğunda hizmeti olup da emekli olanlara, eski adıyla TC Emekli Sandığı yeni adıyla SGK'nın emekli ikramiyelerini ödeyebilmesi için son defa 5434 Sayılı TC Emekli Sandığı'ndan ayrılmış olmak kuralını (2829 Sayılı Kanun'un 12'nci maddesindeki cümleyi), Anayasa Mahkemesi 05.06.2009 günü Resmi Gazete'de yayınladığı kararla iptal etti.
İptal kararı doğrultusunda TBMM'nin yeni bir düzenleme yapması için de kararın bir yıl sonra, yani 05.06.2010 günü yürürlüğe girmesine karar verdi. Yani karar daha yürürlüğe girmedi ama dava açan ikramiyelerini alıyor, bazıları da kararda belirtildiği üzere karara uygun olarak TBMM'nin 5 Haziran 2010 gününe kadar yapması gereken düzenlemeyi bekliyor.
KARAR GERİYE YÜRÜMESEYDİ İKRAMİYE ALINAMAZDI
Şimdi, Anayasa'nın 153'üncü maddesindeki, "İptal kararları geriye yürümez" hükmünü aynen alırsak, 05.06.2010 gününden önce emekli olmuş olanlara, "Geçmiş yıllardaki emekli ikramiyelerinizi alamazsınız. Ancak, bu tarihten sonra emekli olanlara bu karar geçerlidir. Bu sebeple üzerine bir bardak su için dememiz" gerekirdi.
Ancak, bu konularda uzman olan değerli dostlarım Metin Taş ile Sezgin Özcan'ın, emekli ikramiyeleri konusunda köşelerinde yazdıkları makalede, "...Fakat Danıştay, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı 5 Haziran 2010 tarihinde yürürlüğe girecek olmakla birlikte, konuya ilişkin devam eden uyuşmazlıklarla ilgili olarak uyuşmazlık konusu edilen işlemin yasal dayanağının kalmadığı görüşüyle, verdiği kararlarında iptal hükmünü dikkate alıyor.
Danıştay'a göre; Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal hükmünün Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de Anayasa Mahkemesi'nce bir kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmez.
Başka bir anlatımla, Anayasa Mahkemesi'nin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması, öncelikle yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak, yeni bir düzenleme için olanak tanımak ve ortada hukuki bir boşluk yaratmamak amacına yönelik olup, yargı mercilerinin bakmakta oldukları uyuşmazlıklarda hukuka ve Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş kuralları uygulaması ve uyuşmazlıkları bu kurallara göre çözümlemesi sonucunu doğurmaz" diyerek Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye de götürülebileceğini açıkça ortaya koyuyorlar ki ben de aynı görüşteyim.
Anayasa Mahkemesi'nin emekli ikramiyelerine benzer bir şekilde 2006 yılındaki yüzde 35'lik vergi dilimini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmesi ve kararın da 8 Ocak 2010 günü yayınlanması ve iptal kararına uygun bir şekilde TBMM'nin yeni bir düzenleme yapması için 8 Temmuz 2010 gününe kadar süre vermesi konusunda da ben kararın geriye yürüyeceğini düşünüyorum.
DAVAYI AÇAN PARASINI ALIR
Gerek mahkemenin iptal ettiği 2006 yılındaki yüzde 35, gerek sonraki yıllardaki yüzde 35'lik dilimden vergi ödeyen çalışanlar (işçiler veya memurlar) veya net ücret sözleşmesiyle işverenlerin ödedikleri gelir vergilerinin dava yoluyla geri alınacağını düşünüyorum.
Vergi dilimlerinin adaletsizliği üzerine hem Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Ali Topuz ve Haluk Koç ile birlikte 116 CHP milletvekiliyle açılan iptal davaları sonrasında aşağıdaki illerin vergi mahkemelerinin hâkimleri, yüzde 35'lik vergi oranının haksızlığına kendileri de inanarak konuyu Anayasa Mahkemesi'ne taşıdılar ve Anayasa Mahkemesi de 08.01.2010 günü konuyu sonlandırdı.
1- Denizli Vergi Mahkemesi (Esas Sayısı: 2007/70)
2- Konya Vergi Mahkemesi (Esas Sayısı: 2007/101)
3- Danıştay Dördüncü Dairesi (Esas Sayısı: 2008/67)
4- Ankara İkinci Vergi Mahkemesi (Esas Sayısı: 2008/69)
5- Sakarya Vergi Mahkemesi (Esas Sayısı: 2009/14)
6- İstanbul Onbirinci Vergi Mahkemesi (Esas Sayısı: 2009/60)
Anayasa Mahkemesi, "5479 Sayılı Kanun'un 1. maddesiyle değiştirilen 31.12.1960 günlü, 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 103. maddesinde yer alan 40.000 YTL'den fazlasının 40.000 YTL'si için 9.190 YTL, ifadesinden sonra gelen '...fazlası % 35 oranında...' ibaresini, 'ücret gelirleri' yönünden" iptal etti.
Konunun iptalle sonlanmasından sonra yukarıda sayılan mahkemelere dava açan ücretliler, fazla ödedikleri gelir vergilerini geri alırlar, yani ortada emsal kararlar var ve olmaya da devam edecek.
ANAYASA MAHKEMESİ KARARI YENİLİK DOĞURDU
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi'nin kararını yayınlattığı 8 Ocak 2010 gününe kadar yasadışı sayılmayan yüzde 35'lik vergi dilimi, artık yüce mahkemenin kararıyla hukuk dışı ilan edildi. Öyleyse ortada yeni bir durum var. Benim düşünceme göre, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında yüzde 35'lik dilimden vergi ödeyen ücretliler dava açarlarsa paralarını geri alabilirler.
Ayrıca, Anayasa'da sadece "Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez" ilkesi yok ki; bir de 138'inci maddede, "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler" diyor.
Önlerine gelen konuda hâkimlerimiz, vicdanlarına ve hukuka göre mi yoksa kuru kuruya kanuni metinlere göre mi karar verecekler? Tabii ki işin içine vicdan da girecek. Ortada, iptal edilmeyen 2007, 2008, 2009 ve 2010 için boşluk var. Hâkimlerimiz de vicdanlarıyla bu boşluğu dolduracaklardır.
NE YAPMALARI GEREKİR?
1- Önce 2006, 2007, 2008, 2009 yıllarının hepsinde, birkaçında veya en az birinde yüzde 35'lik dilimden vergi ödeyen çalışanlar (veya net ücret anlaşması varsa işverenleri), yerel maliye birimlerine fazla ödedikleri vergileri Anayasa Mahkemesi'nin kararı doğrultusunda geri istemelidirler.
2- Yerel maliye birimleri 30 gün içinde olumlu cevap vermezse veya hiç cevap vermezse bu defa şikâyet yoluyla Maliye Bakanlığı'na başvurmak gerekir.
3- Maliye Bakanlığı da 60 gün içinde olumlu cevap vermezse veya hiç cevap vermezse bu sefer Danıştay'da dava açılması gerekir.
NE KAZANIRSINIZ NE KAYBEDERSİNİZ?
Diyelim ki dava açtınız ve kazandınız; ödediğiniz tüm fazla vergileri Maliye'den tahsil edersiniz veya ödeyeceğiniz vergilere mahsup edersiniz.
Diyelim ki kaybettiniz; bu durumda 400 lira kadar avukatlık ücreti ile 200 lira kadar da dava masrafı ödersiniz.
Ne dersiniz; hukuk adına uğraşmaya değer mi?