Malul raporu verilen memurun tercihi önemli
5434 Sayılı Kanun gereğince, memurlara görevini yapamaz raporu verilirse, kendisine iki tercih sunulur: "Malulen emekli edilip aylık mı istersiniz, yoksa sağlık durumunuzun elverdiği başka bir göreve mi geçmek istersiniz?" Memur bu iki tercihten dilediğini seçer. Sonrasında isterse tercihini değiştirip emekliliğini de isteyebilir
Sayın Ali Tezel, eşim kanser hastası. 2008 yılında geçirdiği epilepsi nöbetleri nedeniyle derslere girmesi zorlaşınca okul müdürünün isteğiyle ''Derslere giremeyeceğini, bu nedenle okul içinde başka bir birimde görevlendirilmek istediğini'' bildiren 09.10.2008 tarihli bir dilekçeyle hastaneden, ''Tedavi süresince derse girerek aktif çalışması uygun değildir ancak geri hizmette çalışabilir'' ibareli bir rapor aldı. Tayini başka bir okula çıkmasına rağmen eski okulunun kütüphanesinde kaymakamlık oluruyla görevlendirildi. 2009 yılının 17 Şubat'ında beyin ameliyatı oldu. Ayrıca radyoterapi ve kemoterapi alması gerektiğine karar verildi. Hâlâ kemoterapiye devam ediyor. 2009 Şubat'ından bu yana da sürekli heyet raporlu. Bizler eşimin tedavisiyle uğraşırken, eşimin okul müdürüne verdiği dilekçe ile rapor, ilçe milli eğitime, oradan il milli eğitime, oradan da bakanlığa gönderilmiş. Personel işleri, eşimin dilekçesini SGK'ya göndermiş. Bu arada SGK, ilçe milli eğitim müdürlüğü aracılığıyla eşimin hastalığının seyrini içeren belgeleri istemiş. Epikriz, patoloji ve diğer raporları ilçeye verdik. SGK'dan bilgi için bir mektup geldi. SGK, eşimin öğretmenlik yapamayacağına, adi malul olduğuna ve idari hizmetler sınıfında çalışabileceğine diye üç maddelik bir karar almış. Ve bu karar üzerine eşimin tayinini 3.2.2010 tarihinde idari hizmetler sınıfına memur olarak çıkardılar. Eşimin böyle bir tayin talebi olmadı. İlk dilekçesi, okul içi görevlendirmeyle ilgiliydi, eşim o görevlendirmeden sonra kendi okuluna döndü, öğretmen olarak devam etti. Zaten sürekli raporlu. Şu anda da raporlu. Eşimin bu tayinden dolayı özlük haklarında çok büyük kayıplar oldu. SGK'dan hiç kimse eşimi görmedi. Gıyabında karar verildi. Eşim öğretmenlik yapamazsa şu an memur olarak nasıl hizmet edecek. Sol tarafında felç var. Sol elini hiç kullanamıyor. Yardımsız çok zor yürüyor. Bu durumda nasıl hizmet yapacak? Biz bu tayinin iptalini istiyoruz. Çünkü bu tayin, eşimin isteği dışında gerçekleşmiştir ve karar verilirken eşim görülmemiştir. Bu konuda neler yapabiliriz? Asuman Taşkın
Asuman Hanım, eşinizin sosyal güvenlik özgeçmişini vermemişsiniz. 5434 Sayılı Kanun'un 44'üncü maddesinde, "Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya duçar oldukları tedavisi imkânsız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamayacak duruma giren iştirakçilere 'Malul' denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır" denmektedir. Yani, elinizdeki raporla malul olduğuna karar verilen eşiniz isterse malulen emekli edilir ama memuriyet hizmetinin en az 10 yıl olması gerekir. Ancak, malul sayılan bu kişiler aşağıdaki fıkra gereğince malul emekli edilmeyip başka bir göreve atanmayı da talep edebilirler: "Şu kadar ki, bunlar yazı ile istedikleri takdirde haklarında bu kanun hükümleri uygulanmaksızın malullüklerinin mani olmadığı başka vazife ve sınıflara nakil suretiyle tayinleri yapılmak üzere istifa etmiş sayılırlar. Bunların, istifa etmiş sayıldıktan sonra dahi, bu kanun hükümlerinin uygulanmasını istemek hakları mahfuzdur. Ancak, kurumlarında başka vazife ve sınıflara nakli mümkün olanlardan özel kanunlarına göre yükümlülük süresine tabi olanlar, bu yükümlülüklerini tamamlamadıkça veya maluliyetlerinin yeni vazifelerine de mani olduğuna dair 50'nci madde uyarınca yeniden rapor almadıkça bu haklarını kullanamazlar..." Öte yandan aynı fıkra gereğince, başka bir göreve geçirilmiş kişiler isterlerse vazgeçtikleri maluliyet aylığını her zaman yeniden talep edebilirler.
EŞİNİZİN 10 YILI VARSA EMEKLİ OLABİLİR
5434 Sayılı TC Emekli Sandığı Kanunu'nun 53'üncü maddesine göre, sağlık kurullarınca malul sayılan memurlara, maluliyet aylığı bağlanabilmesi için 10 yıla ihtiyaç vardır. İlgili madde şöyledir: "Adi malullük aylığı, fiili hizmet müddetleri en az 10 yılı tamamlamış bulunan iştirakçilerin fiili ve itibari hizmet müddetleri toplamına göre ve malullük dolayısıyla vazifeden ayrıldıkları tarihteki keseneğe esas aylık veya ücretleri ve 15'inci maddenin 'g' fıkrasında yazılı olanların tam aylık veya ücretleri tutarları üzerinden aşağıda gösterilen nispetlerde bağlanır..." Öte yandan, 10 yılı yok ama 5 yılı varsa bu defa aşağıdaki fıkra gereğince malulen emekli edilip kendisine aylık bağlanır ama eşiniz ileride vefat ederse bu aylık size ve çocuklara geçmez: "Asgari beş sene emekliliğe esas bir hizmette bulunmak şartıyla tedavisi gayrimümkün bir maluliyete duçar olup herhangi bir şekilde kazanç ve başkasının yardımı olmaksızın idame-i hayat imkânı kalmayan adi malullere; 'Mezkur kanunun 48'inci maddesinde yazılı hususlar nazarı dikkate alınmak suretiyle' 15 sene fiili hizmeti bulunan maluller gibi maaş tahsis olunur. Ancak, bu maaşlar dul ve yetimlere intikal etmez..."
TERCİHİNİZİ DEĞİŞTİRİN
Eşinizin malul olduğuna karar verildikten sonra okuluna verdiği dilekçeyle malulen emekliliği değil de başka bir göreve geçmek istediği zannedilmiş. Şayet eşinizin 10 yıllık memuriyeti varsa, okul aracılığıyla eski adı TC Emekli Sandığı, yeni adı Sosyal Güvenlik Kurumu Kamu Görevlileri Emeklilik Dairesi Başkanlığı'na tercihinizi değiştirdiğiniz bildirip malulen emekli edilmesini isteyin. 10 yılı yoksa 10 yılı tamamlayınca isteyin. Yahut 5 yılı varsa yine malulen emekli edilmesini isteyebilirsiniz ama eşiniz vefat ederse bu aylık size geçmez.
ÇUVALDIZ
3 yıl sözü ne zaman tutulacak acaba?
Salı günü Üsküdar'da hediyelik eşya satan bir işyerine girdim. Ekran yüzüyle beni tanıyınca çok sıcak duygularla ikramlarda bulunan işyeri sahibi esnafın benden bir isteği oldu. "Başbakan iktidara gelirken '3 yıl dayanın, 3 yıl sonra yaşam kalitenizin artacağına söz veriyorum' demişti, bu 3 yıl dolmadı mı daha diye sorabilir misiniz?" dedi. Hay hay, hem de memnuniyetle sorarım ama Başbakan'ın bu sözünü hatırlayacağını, hatırlasa bile cevap vereceğini zannetmiyorum. Tıpkı, "İktidara gelince ilk işimiz dokunulmazlıkları kaldıracağız" dediğini unuttuğu gibi... Tıpkı, "Anayasa'yı değiştirecek güç verin" dediği halde Anayasa değişikliğini unuttuğu gibi... İnsan oğlu unutkandır... Hele Türkler daha da unutkandır. Başbakan Erdoğan seçildiği 2002 yılından itibaren vatandaşa, "Bizden üç yıl bir şey beklemeyin" demeye başladı. Biz de zannettik ki işler zor, ekonomi zorda, o sebeple 3 yıl dişimizi sıkacağız, sonra işler yoluna girecek ve bize de dönüp bir şeyler vermeye başlayacak. Ama bu 3 yıl bir türlü bitmedi. Geniş halk kitlelerine ekonomik nefes aldıracak tedbirler bir türlü açıklanmadı ama seslerini daha da kısacak her iş yapıldı. Gelir dağılımı çalışanlar aleyhine bozuldu, işçi ücretleri düşürüldü, memurlara enflasyon kadar zam verildi, ülkenin büyümesinden tıpkı emeklilerde olduğu gibi çalışanlara da pay verilmedi. Esnaf ise günü siftah yapmadan kapatıyor. Bu arada benden soru sormamı isteyen esnafa gittiğimde saat 19.00 sularındaydı ve dediğine göre o gün sadece 1 liralık iş yapabilmiş. Bir tek gözlük ipliği satabilmiş ama aylık sabit giderleri 2000 liraymış. Esnaf demişken, büyük alışveriş merkezlerini seven iktidar, şehrin göbeğine AVM'ler açtığı ve bu sebeple çevresindeki binlerce esnafa kepenk kapattırdığı yetmiyormuş gibi esnaflığı sona erdirecek yasal değişikliklere de soyunmaya başlamış.