Öğretmen SGK'ya açtığı maaş davasını kazandı
2Kasım 2009 günü bu köşeden okurumuza, “SGK’yı dava ederseniz 50 bin lira borçtan kurtulursunuz” demiştik. Kendisi de önerdiğimiz avukat Özlem Vardar ile birlikte İzmir 6’ncı İş Mahkemesi’nde açtığı sebepsiz zenginleşme davasını kazanarak, SGK’nın kendisine çıkardığı borcu sıfırladı, iptal ettirdi. Öğretmen Ş.A., 2103090719 tahsis numarasıyla 01.09.2001 tarihinden itibaren SSK’dan yaşlılık (emeklilik) aylığı almaya hak kazanmış ve aylık almaktayken 28.11.2001 tarihinde İzmir’de bir lisede devlet memuru olarak öğretmenliğe başlamıştır. 31.12.2001 tarihli dilekçesiyle de SSK’ya başvurup, kamuda memur olarak öğretmenliğe başladığını belirtip emekli aylığının kesilip kesilmeyeceğini sormuştur.
SSK ‘AYLIĞIN KESİLMESİNE GEREK YOK’ CEVABI VERDİ
Bu sorusuna o tarihlerde geçerli olan kanun gereğince SSK, “Emekli aylığınızın kesilmesine gerek yoktur” cevabını vermiştir. Gerek 5277 Sayılı 2005 yılı Bütçe Kanunu, gerekse 5335 Sayılı Kanun’un 30’uncu maddesine göre, kamuda çalışan emeklilerin hem emekli aylığı hem de kamuda memur veya işçi olarak çalışması yasaklandı. Bu yasaklamadan sonra hem çalıştığı kurum hem de SSK’nın, öğretmenin aldığı emekli aylığını kesmesi gerekiyordu. Ancak SSK, öğretmenin emekli aylığını kesmeyip ödemeye devam etti. Zira, 5335 Sayılı Kanun’un 30. maddesine göre, öğretmenin yaşlılık aylığının kesilmesi konusunda bildirim yükümlülüğü söz konusu değildir. Aylığı kesme yükümü SSK’ya aittir. Öğretmenin SSK’dan aldığı emekli aylığını kesme yükümlülüğü olan SSK, aylığı kesmeyip 5 yıl boyunca ödemiş, sonrasında da 2009 yılı kasım ayında hem SSK emekli aylığını kesmiş hem de 5 yıl boyunca ödediği emekli aylıklarını faiziyle birlikte öğretmenden 50 bin lira olarak geri istemiştir.
MAHKEME: ÖĞRETMEN İYİ NİYETLİDİR
Davaya bakan İzmir 6’ncı İş Mahkemesi Hâkimi Ayşe Yeşim Akçelik de 5 yıl boyunca gereksiz yere ödenen SSK emekli aylığında öğretmenin kusuru olmadığını, esasen aylığı kesme görevi olan SGK’nın görevini yerine getirmeyerek görevini ihmal ettiğine karar vermiştir. Ayrıca, SGK’nın elinde mevcut olan davacının tahsis dosyası içerisinde bulunan bildirimini değerlendirmiş ve 5335 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla gerekli araştırmayı yapmış olması halinde 01.01.2005 tarihinden itibaren o tarihte aylığını kesmeyle ilgili işlemleri zamanında yapma imkânının bulunduğuna, elinde bulunan bildirimi değerlendirmeyerek işlem yapmayan kurumun, fuzuli olduğu iddia edilen ödemeden de sorumlu olduğuna karar vermiştir.
ÖĞRETMENİN TERCİHİ VARDI
Öte yandan 5335 sayılı yasanın 30. maddesiyle kamu kurumlarına emekli kişi çalıştırma yasağı getirilmiş olup, davacı kuruma çalışan emeklinin emekli maaşını direkt olarak kesme yetkisi verilmediği, yasağın yürürlüğünden sonra öncelikle emekliye, “Çalışmayı mı yoksa emekli aylığı almayı mı tercih edersiniz” sorusunun sorulması, kendisine bu tercih hakkı tanındıktan sonra talebine göre iş akdinin feshi veya emekli aylığının kesilmesi işleminin “tercihin kullandırıldığı tarihten” itibaren yapılması gerektiği, kurumun kendiliğinden eski tarihli olarak maaş kesme işlemini yapmasının Anayasa’ya uygun olmadığını kararda özellikle belirtmiştir. Ayrıca, SGK’nın talep ettiği 50 bin liranın öğretmenin borcu olmadığına karar vermiştir.
ÖĞRETMEN AYLIK ALARAK SEBEPSİZ ZENGİNLEŞMİŞ
Davacı öğretmen, esasen hakkı olmadığı halde SGK tarafından kendisine ödenen aylığı her ay alarak sebepsiz yere zenginleşmiş, SGK da kendisini fakirleştirmiş. Borçlar Kanunu’nun 62 ve 63’üncü maddelerinde bu konu şöyle ifade ediliyor: “Madde 62- Borçlu olmadığı şeyi ihtiyariyle veren kimse hataen kendisini borçlu zannederek verdiğini ispat etmedikçe onu istirdat edemez. Müruru zamana uğramış olan bir borcu eda yahut ahlaki bir vazifeyi ifa için verilen şey, geri alınamaz.” “Madde 63- Haksız olarak istifa eden, onun istirdadı zamanında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği miktar nispetinde ret ve iade ile mükellef değildir.”
İyi niyetli olan elinde kalanını geri vermelidir
Yanda açıkladığımız Borçlar Kanunu’nun 62 ve 63’üncü maddeleri gereğince SGK’nın öğretmene haksız yere ödediği emekli aylıkları ile faizlerini geri alabilmesi için öğretmenin kötü niyetli olduğunun SGK tarafından kanıtlanması gerekir. Mesela, benzer bir olayda YARGITAY 10. Hukuk Dairesi, (Esas: 2002/2717, Karar: 2002/3160, Tarih: 08.04.2002) bir kararında şöyle demiştir:
KÖTÜ NİYETLİLİĞE KANIT GEREKİYOR
“ÖZET: Borçlar Kanunu’na göre; sebepsiz zenginleşen kişinin, iade borcu ile yükümlü tutulabilmesi için kötü niyetli olduğunun kanıtlanması gerekir. Davacının iyi niyetli olduğunun kabulü asıldır. Davacının kötü niyetli olmadığı ve kurumu yanıltmadığı dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Kaldı ki, davalı kurumca davacının kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmemiştir. (506 sayılı SSK. m. 19, 26, 92), (818 sayılı BK. m. 63)”
YARGITAY’IN ÖRNEK KARARI BULUNUYOR
Yargıtay, emeklinin iyi niyetli olduğunu, bu nedenle sadece elinde kalanı iade etmek zorunda kaldığını belirtip hemen arkasından da, “Yaşam deneyleri ve günümüzün ekonomik koşullarına göre davacının, kendisine ödenen dava konusu yaşlılık aylıklarını tüketerek elden çıkarmak zorunda kalan, günü tarihine ve kıtı kıtına geçinen kimselerden olduğunun da kabulü gerekir. Şüphesiz bu yönden bir kuşku ve duraksama duyulması halinde mahkemenin gerekli inceleme ve araştırma yapabileceği de tartışmasızdır” diyerek emeklilerin ancak yaşamlarını devam ettirdiklerine ve ellerinde bir şey kalmadığına, bu nedenle emeklinin Sosyal Güvenlik Kurumu’na borçlu olmadığına karar vermiştir.