Anlaşmalı çıkarılmışsanız bile iade davası mümkün
Bilinen adıyla “ikale”, iki tarafın karşılıklı anlaşıp aralarındaki sözleşmeyi feshetmek için yeni bir sözleşme yapmaları olarak açıklanabilir. Ancak, kendine has kuralları olan iş hukuku içinde ikale sözleşmesinin pek yeri olmamakla birlikte, işçiyi koruma adına Yargıtay tarafından kabul görmüştür.
Ali Bey, bir ilaç şirketinde çalışırken yılın son günlerinde biraz da baskıyla ikale sözleşmesi imzalatılıp işime son verildi. Benim çıkışımı kendi isteğim olmadığı halde istifa gibi gösterdiler ve kıdem-ihbar tazminatı ödemek yerine ikramiye, prim gibi isimler altında bana almam gerekenden fazla para verdiler. İşten çıkışım/çıkarılışım sonrasında işe iade davası açabilir miyim? İşsizlik ödeneğine müracaat edebilir miyim? İsmi saklı.
Esasen Borçlar Kanunu’nda düzenlenen “hizmet sözleşme”sine dayanan işçi-işveren ilişkileri, diğer sözleşme türleri gibi tarafların hür iradelerine bırakılmamış, ayrıca bir de 4857 sayılı (gazeteciler için 5953, denizciler için 854 sayılı) kanunlarla ayrıca düzenlenmiştir. Zira, işçi ve işverenin hak ve borçları hep karşılıklı olduğu gibi kamu yararı düşünülerek ve işçiyi (emeği) koruma düşüncesi buna vesile olmuştur.
İŞÇİ VE İŞVEREN NORMALDE ANLAŞAMAZ
Mevzuatımıza göre işçi ve işveren karşılıklı olarak anlaşıp iş sözleşmesini sona erdiremez. Bu durumu 4857 Sayılı Kanun’da daha net görebiliriz. İşçi ve işverenden birisi, aralarındaki iş ilişkisini sona erdirecekse, bir taraf daha önceden (4857/17 gereğince) diğerine haber vermek zorundadır.
Şayet, işçi 17’nci maddeye göre iş sözleşmesini sona erdirecekse, durumu işverene bildirmek (ihbarda bulunmak) zorunda olduğu gibi kendisi işten ayrıldığı için işverenden kıdem tazminatı talep edemez. Aynı şekilde işveren, iş akdini sona erdirecek ise önceden haber vermek zorunda olduğu gibi ayrıca kıdem tazminatını da ödemek zorundadır.
Esasen işi işçi bırakacaksa, kıdem tazminatına hak kazanmadığı gibi kendisi işi bıraktığından 4857 Sayılı İş Kanunu gereğince işe iade davası da açamaz. İşveren işten işçiyi el çektirirse işçinin 4857 Sayılı Kanun gereğince işe iade davası açma hakkı vardır. İşte işverenler, işçileri işten çıkarmak istediklerinde durumu işçiye anlatıp işe iade davası açamasın diye ikale sözleşmesi önermektedirler. Yani ikale sözleşmesi, işçinin işe iade davasının işveren tarafından yok edilmesi işleminden başka bir şey değildir. Çünkü, 4857 Sayılı Kanun’un 18’inci maddesine göre, “30 veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az 6 aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır”.
İşverenler, 30 kişiden fazla çalışanı var ise yukarıdaki sayılan sebeplere ve diğer sebeplere dayanarak işçinin iş akdini fesih karşısında açılan iş mahkemesinde davayı kaybederlerse, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok 4 aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarını öder.
İşveren başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az 4 aylık ve en çok 8 aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.”
İKALEYLE İŞSİZLİK ÖDENEĞİ YOK OLUR
İş akdi feshedilen işçinin işsizlik ödeneğinden yararlanması için, çıkış nedeninin “işveren tarafından yapılan fesih olarak gösterilmesi” gerekmektedir. İkaleye başvurulduğunda yasal olarak kıdem ve ihbar tazminatları ortadan kalkmakta, iş güvencesinde elde edilecek haklar kaybedilmekte, 4447 Sayılı Yasa ile işsiz kalan işçinin İŞKUR’dan alacağı işsizlik ödeneği tehlikeye girmektedir. Yargıtay bu konuda ikale sözleşmesinin işçi tarafından imzalanması için işçinin “uygun bir yararının” bulunması gerektiğine bakmaktadır. İşverenlerin işçinin yararını gözetmeden sadece iş güvencesinden kurtulma yolunu esas almaları, Yargıtay’ın bu sözleşmelere şüpheyle yaklaşmasına sebep olmuştur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin emsal sayılan 25.09.2008 tarih ve 2008/1888E, 2008/25058K. sayılı kararında da belirttiği üzere, “ikale sözleşmesinde kıdem ve ihbar tazminatlarına yer verilmesi, başlı başına işçinin uygun yararını göstermemektedir. Çünkü, işveren feshinde kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmesi zaten kanun hükmüdür. İşçinin, ikale sözleşmesi ile mahrum kaldığı haklarının karşılığı olarak, uygun bir yarar sağlaması halinde ikale sözleşmesine geçerlilik tanınmalıdır. İkaleyle işçiye kıdem ve ihbar tazminatlarının yanı sıra, tazminat ödenmesi, ikale sözleşmesine duyulan inancı pekiştirecektir.”
Danıştay ‘tam gün’de dediğimize geldi
Biz ne yandaşız ne de siyaseten taraf. Sadece doğruların ve halkın menfaatlerinin tarafındayız. Aile hekimliği konusunda Sağlık Bakanlığı’nı eleştiriyoruz diye bize taraflı bakanlara ders olsun diye veriyorum. Sağlık Bakanlığı’nın web sayfasında yayınladığı basın açıklaması dava edilince, bakanlığı haklı olduğunu, 26 Temmuz 2010 günü bu sayfadan, “Tam günde danıştay kararı hukuku katleder cinsten” diyerek “Tam Gün'de yürütmeyi basın açıklaması mı durdurdu?” başlığı ile duyurmuştuk. Şimdi, Danıştay hem bizim hem de Sağlık Bakanlığı’nın haklı olduğunu biraz geç olsa da teslim etti. Artık, kamuda çalışan doktorlar muayenehane açamayacak ve özel sağlık kuruluşlarında çalışamayacak. Bu olayın doğruluğu ve yanlışlığı tartışılabilir ama hukukiliği tartışılamayacak kadar açıktır. Hatta Sağlık Bakanlığı'nın Danıştay'a itiraz dilekçesi ekinde de ilgili yazımız yer almış. Danıştay’ın hukuk dışı yürütmeyi durdurma kararından sonra Sağlık Bakanlığı’nın itirazı ile Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, bakanlığın internet sitesindeki tam gün yasası ile ilgili basın açıklaması ve üniversite öğretim üyeleri dışında kamuda çalışan tüm doktorların muayenehane açmaları ve özel sağlık kuruluşlarında çalışmalarının mümkün olmadığına ilişkin işleminin yürütmesinin durdurulmasına yapılan itirazı kabul etti. Artık, üniversite öğretim üyeleri dışında kamuda çalışan tüm doktorlar muayenehane açamayacak ve özel sağlık kuruluşlarında çalışamayacak.
TABİPLER BİRLİĞİ İTİRAZ ETMİŞTİ
Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı’nın üniversite öğretim üyeleri dışında kamuda çalışan tüm doktorların muayenehane açmaları ve özel sağlık kuruluşlarında çalışmalarını engelleyen uygulamasının iptali istemiyle Danıştay'da dava açmıştı. Danıştay Nöbetçi Dairesi, Sağlık Bakanlığı'nın söz konusu işleminin yürütmesini durdurmuştu. Davalı Sağlık Bakanlığı, bu karara itiraz ederek kararın kaldırılmasını istedi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Sağlık Bakanlığı’nın itirazını kabul etti.