Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        RESMİ kaynaklar pazar günü İstanbul’da Irak-Türkiye ve ABD arasında PKK’yla mücadeleye yönelik oluşturulan “Üçlü Stratejik İşbirliği” mekanizması kapsamında çizilen yeni bir planı tam da böyle tarif ediyorlar.

        Basına pek yansımayan toplantıyla ilgili ayrıntıları araştırdık. Herkes pek bir ketum.

        Amerikalılar, “Türklere sorun” diyorlar. Türkler resmi açıklama yapmıyorlar. Iraklılara ise ulaşmak oldukça zor. Planın zamanlaması ilginç; zira Türk birliklerinin Irak sınırında yığınak yaptığı haberleriyle çakışıyor.

        Sessiz sedasız gerçekleştirilen “üçlü mekanizmanın” beşinci toplantısına Türkiye’den İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Irak Büyükelçimiz Murat Özçelik, Dışişleri Bakanlığı, MİT ve Genelkurmay Başkanlığı’ndan temsilciler katıldı. ABD’den ise Irak’ta görev yapan Tümgeneral Joseph Anderson, Irak’ın Milli Güvenlik Bakanı Şirvan El Vaili ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden de İçişleri Bakanlığı görevini yürüten Kerim Sincari toplantıda hazır bulunmuş.

        Resmi kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre, bu plan PKK’ya yönelik "en sofistike, en ayrıntılı, en yüksek düzeyde ve her alanda taraflar arasında işbirliğinin çerçevesini çiziyor." Kaynaklarımıza göre, Mahmur kampını da kapsıyor, Kandil Dağı’nı da, sınırda bulunan güçlerimizin birlikte hareket etme koşulları ve modalitelerini de. Ayrıntıya girmemeye özen gösteren kaynaklarımız, “Hukuk çerçevesinde PKK’ya yönelik alınan tedbirler neticesinde bakarsınız 10 terör örgütü mensubu tutuklanmış” diyerek sözlerine devam ediyorlar. Hedefte “örgütün içindeki en müfsit adamlar” varmış. Kim diye sorduğumuzda, isim vermemekle birlikte aralarında İran ile işbirliği içerisinde olduğu iddia edilen Cemil Bayık’ın olabileceğini üstü kapalı biçimde ima ediyorlar. Sanırım olayın uyuşturucu trafiği boyutu da var.

        Peki plan 1980 yıllara dayanan ve TSK’ya Irak sınırları içerisinde bulunan örgüt üyelerinin peşinde “sıcak takip” yapma olanağını tanıyan maddeleri de içeriyor mu? Kaynaklarımız göre “sıcak takip” neredeyse çağ dışı bir kavram. Yeni teknoloji çok farklı boyutlarda mücadele imkânları sağlıyor. Ya “büyük operasyon” yapılacak mı? “Gerek yok” cevabını alıyoruz. Zaten Irak’ta seçimler sonrasında halen hükümet oluşturulamamışken Güney komşumuzda istikrarsızlığa sebep verecek bu tür faaliyetlerden kaçınacağımız anlaşılıyor. Kaldı ki kaynaklarımızın da ifade ettiği gibi, salt askeri yöntemlerle PKK’nın yenilebileceği düşüncesi çok gerilerde kaldı.

        Benim anladığım kadarıyla hükümetin stratejisi, bir yandan Kürtlere birtakım jestler yapmaya devam ederken (örneğin, Kürtçe seçim propagandasına yeşil ışık yakarak) bir yandan da ABD, AB ve Iraklıların işbirliğiyle örgütün oksijenini kesmek, en radikal kadroları kıskaca almak ve belki de en nihayetinde daha rasyonel olanlarla bir şekilde silahsızlanmaya yönelik dolaylı da olsa temaslarda bulunmak.

        Yani meşhur geriye dönüş fiyaskosunun yaşanmadan önce MİT Başkanı Emre Taner’in Erbil’e gidip geldiği günlere dönerek, Iraklı Kürtlerin de arabuluculuğuyla bir neticeye varmak. Eğer strateji gerçekten buysa başarı şansı var mı ? Bunun cevabını vermek için henüz erken. Çözüm bir yana dursun, Kürt sorunu dallanıp budaklanıyor. Örneğin,ürkütücü biçimde filizlenen Türk-Kürt çatışmasına nasıl engel olunacak? Ahmet Türk’ün burnunu kırarak mı? Polise taş attıkları iddia edilen çocukları astronomik hapis cezalarına çarptırarak mı? Ayrıca PKKyı silahsızlandırmak hiç de kolay değil.

        İngiltere yıllarca İrlanda Cumhuriyet Ordusu’na (IRA) karşı yürüttüğü askeri mücadele sonuç vermeyince bu kez IRA’yla gizli görüşmelere başladı. Ancak süreci, içerisinde bulunan bir emekli İngiliz albayın da ifade ettiği gibi “Bu tür silahlı yapılar soğan gibidir. Soydukça yeni, daha radikal gruplar çıkar karşınıza. Bu kez onlarla konuşmak zorunda kalırsınız. Bazılarıyla da hiç uzlaşamazsınız. Küçük de olsa varlığını sürdürürler”.

        Not: Dün kaybettiğimiz sevgili meslektaşım, güzel ve cesur Evrim Alataş’ın tüm yakınlarına buradan başsağlığı diliyorum. Ahmet Türk’e de kocaman bir geçmiş olsun!

        azaman@htgazete.com.tr

        Diğer Yazılar