Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        “ERMENİSTAN protokolleri dondurdu.” Çoğu medya sitesi, Ermenistan Parlamentosu’nun Türkiye ile Ermenistan arasında 10 Ekim 2009’da imzalanan protokolleri gündeminden çıkartma kararını böyle duyurdu. Oysa protokoller çoktan donma noktasına gelmişti. Ermenistan sadece “Kral çıplak” demiş oldu. İktidardaki koalisyon partileri, ortak açıklamalarında bu kararı şöyle savundular:

        “İki yılı aşkın bir süredir Ermenistan Cumhurbaşkanı ve iktidar partileri, Türkiye ile ilişkilerin kurulması için kararlı bir biçimde önkoşulsuz adımlar atmıştır... Ancak Ermenistan’daki siyasi çoğunluk, Türk tarafının tavrının, özellikle de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son dönemde Dağlık Karabağ barış ürecini protokollerin naylanmasına bir koşul olarak ortaya koyan açıklamalarının kabul edilemez olduğunu düşünmektedir.

        Türkiye’nin protokolleri makul bir zaman içinde onaylamayı reddetmesi, Ermenistan Parlamentosu’nun ileriye dönük herhangi bir ileri adım atmasını da anlamsız hale getirdiğinden, ülkenin iktidardaki çoğunluğu sürecin sona erdirilmesini ve Türk tarafı sürece devam etmeye hazır olana kadar konunun Ermenistan Cumhuriyeti Parlamentosu’nun dört günlük oturumunun gündeminden çıkarılmasını uygun görmüştür.”

        Özetleyecek olursak, “Protokollerde Karabağ’dan bahsedilmezken Türkiye yeniden Karabağ şartını öne sürerek süreci tıkadı” demeye getiriyor Ermenistan. Pek de haksız sayılmaz.

        Peki şimdi ne olacak? Ermenistan’ın bu hamlesi, Başkan Obama’nın 24 Nisan’da 1915 olaylarına ilişkin yapacağı konuşmayı etkiler mi? Obama “soykırım” sözcüğünü kullanır mı? Görüştüğüm Batılı kaynaklar, “Sanmıyoruz” diyorlar. Ermenistan tam da bu yüzden açıklamayı 24 Nisan’a iki gün kala yaptı. Amaç, özellikle diasporaya, “Bakın biz Obama ve Türkiye’nin işini kolaylaştırmıyoruz” mesajını yollamak. Çünkü geçen 24 Nisan’da diasporadaki şahin kanat, Erivan hükümetini soykırım davasına ihanet etmekle suçlamıştı. Nedeni de Türkiye’yle varılan anlaşmanın 23 Nisan’da Ankara ve Erivan tarafından açıklanmış olmasıydı. Bu da Obama’yı, “Sürece zarar vermeyelim” bahanesiyle “soykırım” sözcüğünü sarf etmekten kurtarmıştı. Oysa şimdi “süreç” dondu.

        Gerçekten öyle mi? Türk-Ermeni meselesi, siyasetçileri aşan bir mesele. Tarihle, vicdanla ilgili bir mesele. Siyasete alet etmeye çalıştığın zaman elinde patlar. Bunu her iki taraf için söylüyorum. Siyasiler kavga ededursun. Sivil toplum, barışı geriye döndürülmeyecek biçimde sahipleniyor.

        Ve yarın Türkiye’de bir ilk yaşanacak. Aralarında İpek Çalışlar, Tanıl Bora, Roni Margulies olmak üzere farklı kesimlerden aydınlar, saat 19.00’da Taksim Meydanı Tramvay durağında buluşup 1915’in “Büyük Acısı” için bizleri birlikte yas tutmaya davet ediyorlar. Ne diyorlar? Kısaltarak aktarıyorum: “Bu acı BİZİM acımız. Bu yas HEPİMİZİN. Bu acıya ortak olalım, acımız hepimizin acısı. Kalplerimiz bir olsun, acımızı ta yüreklerimizde hissedelim. Bir daha böyle acıların yaşanmaması için. 1915’te, nüfusumuz henüz 13 milyonken, bu topraklarda 1.5-2 milyon Ermeni yaşıyordu. Trakya’da, Ege’de, Adana’da, Malatya’da, mahalle bakkalımız, tarihçimiz, bestekârımız... Arkadaşlarımızdılar. 24 Nisan 1915’te ‘gönderilmeye’ başlandılar. Onları kaybettik. Artık yoklar. Bu ‘Büyük Acı’yı yüreğinde hisseden bütün Türkiyelileri 1915 kurbanlarının anısı önünde saygıyla eğilmeye çağırıyoruz. Siyahlar içinde, sessizce. Ruhlarına yakacağımız mumlarla, çiçeklerle... Çünkü bu acı BİZİM acımız. Bu yas HEPİMİZİN. 24 Nisan 2010, 19.00 Taksim Meydanı, Tramvay Durağı”

        Not: Biz bu yazıyı kaleme aldığımızda Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan parlamentodakinden de sert açıklamasını henüz yapmamıştı.

        azaman@htgazete.com.tr

        Diğer Yazılar