Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GEÇTİĞİMİZ günlerde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu görevdeki birinci yılını doldurdu. Gerçi Başbakan’ın dış politikadan sorumlu başdanışmanı sıfatıyla yıllarca “stratejik derinlik” olarak adlandırdığı diplomasi vizyonu etkisini hissettiriyordu. Özetleyecek olursak, komşularla “sıfır problem” kıvamına gelmek; siyasetin, kültürel bağların ve ticaretin el ele yürüdüğü bir yaklaşımla Türkiye’nin nüfuzunu yaymak ve merkez ülke haline getirmek amacını güdüyor Davutoğlu.

        Bir yılın bilançosuna baktığımız zaman Davutoğlu’nun karnesi oldukça parlak.

        Birincisi, son otuz yıldır (hatta daha da uzun süredir) hiçbir Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı, kendisinden bu kadar övgüyle söz ettiremedi. Gerçek bir entelektüel. Kendisini Kissinger’la kıyaslayanlar dahi oldu. (Ancak kanlı darbelerin mimarı Kissinger gibi birine benzetilmesi, biliyorum ki Davutoğlu’nu fevkalade rahatsız ediyor.) Irak’ta farklı etnik grupları bir araya getirmesi, Kerkük’teki Türkmen partileri Irak’taki en son seçimlerde tek başlarına yarışmaktansa Şiiler ve Sünni Araplarla aynı listesinden aday olmalarına ikna etmesi ve Bosna’daki Sırplarla Müslümanları barıştırmaya yönelik girişimleri, bunların hepsi olumlu haneye yazılabilir.

        Tabii son on yıldır süren köklü reformlarla birlikte askeri vesayetten uzaklaşan, ekonomisi gittikçe güçlenen bir Türkiye’nin dışişleri bakanı olması, Davutoğlu’nun işini kolaylaştırıyor. Abdullah Gül’ün ön açıcı rolü de unutulmamalı.

        Diplomasi, sabır işi. Davutoğlu için, “Bol laf var ama netice yok” diyenler, bir de süper güç Amerika’nın, İsrail-Filistin gibi sorunları çözümü noktasındaki başarısızlığına baksınlar. Mühim olanı yılmamak. Topu sürekli sahada tutmak. Davutoğlu bunu yapıyor.

        Davutoğlu’nun karnesindeki yegâne kırık, Başbakan Erdoğan’ın da “katkılarıyla” Türk-Ermeni ilişkilerindeki çizdiği yol. Ermenistan’la imzalanan protokollerde Azerbaycan ve Karabağ’ın sözü geçmiyor. Buna rağmen, “Önce Azerbaycan’la barış, sonra protokoller hayata geçirilir” denmesi, en hafifinden büyük bir çelişki. Eğer maksat, protokoller marifetiyle Ermenistan’a, Türkiye’yle sınırların açılması uğruna Karabağ konusunda adım attırmak idiyse neticeyi gördük. Ermenistan, protokolleri buzdolabına attı. Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre Erdoğan, geçen ay Washington’da Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ile görüşmesinde Ermenistan’ın Karabağ etrafında birkaç reyondan çekilmesini öngören bir paket sundu. Bu da Ermenistan heyetinde soğuk duş etkisi yarattı. Nasıl ki biz Kıbrıs’ta Maraş’tan tek taraflı “jest” olarak çekilmiyorsak veya asker sayımızı azaltmıyorsak Karabağ’ın nihai statüsü konusunda anlaşmaya varılmadan Ermenistan’ın pazarlık için elinde tuttuğu bu reyonlardan çekilmesi zor.

        Davutoğlu’nun başarılarına dönersek, Türkiye’de verilen demokrasi mücadelesi, hırsız diktatörlerce ezilen Arap halkları arasında sempati yarattı. Eğer Türkiye bölgede pozitif bir güç olmak istiyorsa insan hakları konularına da duyarlı olmalı. Davutoğlu gibi vicdanı, reel politiğin önünde yürüyen bir lidere de bu yakışır. Mesela, dost Azerbaycan... New York merkezli Freedom House adındaki insan hakları izleme kuruluşuna göre, Azerbaycan halen yolsuzluğun en yoğun yaşandığı ve “özgür olmayan” ülkeler listesinin başlarında yer alıyor. BBC dünya servisi Orta Asya ve Kafkaslar editörü Firdevs Robinson’a göre, Azerbaycan ifade özgürlüğü açısından da Kafkaslar’da sicili en bozuk ülke. “Muhalif gazeteciler düzmece iddialarla hapse tıkılıyor, hatta öldürülüyor” diyor Robinson. Türkiye’den tık yok. Oysa “dost” ülkelerdeki mazlumlara da sahip çıkmamız gerekir.

        Ne var ki sırça köşkte yaşayanın taş atması zor. İstanbul merkezli Bağımsız İletişim Ağı’nın (BİANET) Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle yayımladığı verilere göre, Türkiye’de şu an 39 gazeteci tutuklu bulunuyor. Bu yılın ilk üç ayında 19’u gazeteci 48 kişi hakkında, yazdıkları ve çizdikleri nedeniyle 147 yıl 8 ay hapis cezası istemiyle dava açılmış. Dışişlerimiz iyi giderken içişlerimiz hâlâ kelek.

        azaman@htgazete.com.tr

        Diğer Yazılar