Türk-İsrail ilişkilerinde 'yeni dönem'
DOKUZ Mayıs günü Türkiye’ye ilginç bir heyet geliyor. Misyonları da bir o kadar ilginç. Londra merkezli “İslamic Human Rights Commission” yani “İslami İnsan Hakları Kuruluşu”nu temsil ediyorlar. Örgütün başlıca amaçları arasında Avrupa’da yükselen İslamofobiye karşı kampanya yürütmek, Avrupalı Müslümanların haklarını savunmak şeklinde sıralanıyor. Massoud Shadjareh isminde İran asıllı bir İngiliz vatandaşı, komisyonun başkanlığını yürütüyor. Shadjareh ile Türkiye’ye gelecek isimler arasında radikal İslamcı Mısır kökenli Müslüman Kardeşler’e ideolojik olarak yakın olanlar var. Başörtüsü ve diğer İslami örtünme şekillerine getirilen yasaklara karşı mücadele verenler de. Türkiye’ye ziyaretlerinin amacı ise İsrail’in Paris merkezli İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’na (OECD) girişine Ankara’nın da vetosunu sağlayarak engel olmak.
İlk duyduğumda pek inanamadım. Gerçi İsrail ile ilişkilerimizin parlak olmadığı herkesin malumu. Geçen yılın başında Gazze’de yaşanan vahşetin ardından Davos’taki “van minüt” olayı yaşandı. Ardından Anadolu Kartalı tatbikatından İsrail ekarte edildi. En son da İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın ucuz bir manevrasıyla Tel Aviv Büyükelçimiz Oğuz Çelikkol, kameraların önünde alçak sandalyeye oturtulmuştu. Yeni bir kriz patlamış,
Çelikkol merkeze çekilmişti. Tüm bunlara rağmen Türkiye’nin, üyesi olduğu OECD nezdinde İsrail’in girişine hayır demesi, bana hiç mantıklı gelmiyor. Zira OECD iktisadi bir kuruluş. TOBB’un çabalarıyla da Filistin ile İsrail arasında ekonomik ilişkileri güçlendirmeye soyunan Türkiye bunu neden yapsın ki? Bu soruları Ankara’daki İsrail Büyükelçiliği Basın Sözcüsü Amit Zarouk’a yönelttim. Zarouk, “Türkiye defalarca OECD üyelik başvurumuzu destekleyeceğini söyledi, en son Ticaret Bakanı’mızın gezisinde bunu yeniden teyit etti” diyor. (İsrail Sanayi ve Ticaret Bakanı Binyamin Ben-Eliezer’in geçtiğimiz aylardaki ziyaretini kastediyor.)
Ne var ki başvurduğum Türk resmi kaynakları bu konuda daha muğlak konuştular. “Yakın zamanda İsrail’in OECD üyelik başvurusunun ele alınacağı bir toplantı yapılacak. Türkiye’nin pozisyonu ile alakalı yorum yapmak için henüz erken” cevabını aldım. “Yani İsrail’in üyeliğine destek vermekten vaz mı geçtiniz?” diye bastırdığımda tekrar aynı cevabı aldım.
Bunun üzerine Shadjareh’i aradım, “Türkiye’nin tutumu nedir?” diye sordum. “Türk yetkilileri, İsrail’e veto talebimize sıcak bakıyor” iddiasında bulundu. İsrail’in var olma hakkını reddetmediklerini ancak yaptığı haksızlıklarla mücadele ettiklerini vurgulayan Shadjareh, ayrıca Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından 10 Mayıs günü kabul edileceklerini iddia etti. Cumhurbaşkanlığı kaynakları bu iddiayı ne yalanladı ne de doğruladı.
Geçenlerde Yeni Şafak Gazetesi’nde İsrail ile ilişkilerinin negatif seyrini anlatan bir haber daha vardı. Ankara artık İsrail savaş uçaklarının Türkiye üzerinde eğitim uçuşları yapmalarına izin vermiyormuş. Türk resmi kaynaklarına bu haberin doğru olup olmadığını sorduğumda şu cevabı aldım: “İsrail ile siyasi ilişkilerimiz devam ediyor. Eğitim uçuşları talebe göre değerlendirilip bir dönem yapılıyordu. Şu anda öyle bir talep yok İsrail tarafından.” İsrail Elçilik Sözcüsü ise yorum yapmaktan kaçındı. Ancak İsrail basınına göre İsrail, eğitim uçuşları için başka ülke arayışına girmiş vaziyette.
Anlaşılan İsrail ile ilişkilerimizde yeni bir dönem başladı. Ne diyelim. Hayırlı olsun!
azaman@htgazete.com.tr