Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SON birkaç gündür Ankara merkezli Diplomasi Muhabirleri Derneği’nin (DMD) Dışişleri Bakanlığı’yla birlikte organize ettiği bir bilgilendirme gezisi için New York’tayız. Maksat, Türkiye’nin 50 yıl sonra BM Güvenlik Konseyi’nde elde ettiği geçici üyeliği çerçevesinde yürüttüğü faaliyetleri birinci elden izlemek ve anlamak.

        BM nezdindeki deneyimli büyükelçimiz Ertuğrul Apakan liderliğindeki 17 kişilik Türk delegasyonu gerçekten dosyalarına hâkim. Aralarında hukuk müşaviri olmak üzere üçte birine yakını kadın memur.

        Türkiye, 11 Eylül’den sonra oluşturulan Terörizm Komitesi’nin yanı sıra Kuzey Kore’nin nükleer faaliyetlerini ele alan Yaptırım Komitesi’nin başkanlığını yapıyor. Aynı zamanda Afganistan için “lead country” diye tabir edilen ve özetle Afganistan’la ilgili tüm BM karar tasarılarını kaleme alan ülke olarak da görev yapıyor Türkiye. Başta İran ve Sudan olmak üzere Müslüman ülkelerle kurduğu yakın ilişkilerden ötürü “Türkiye, Batı’dan kopuyor mu” sorusuna sıkça muhatap olan AK Parti iktidarı, Batı’nın güvenliğini çok yakından ilgilendiren bir toplantıya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Önümüzdeki hafta İstanbul’da BM Genel Sekreteri Ban-Ki moon’un da katılımıyla gerçekleşecek olan Somali konferansı, Baykal’ın seks hayatına odaklanan ülkemizde pek merak uyandırmayabilir. Ancak Somali, El Kaide’nin artık ana üssü demek abartı olmaz. Zira El Kaide’nin Somali kolu olarak bilinen “El Şebbab” (“Gençlik” anlamına geliyor) büyük stratejik önem taşıyan bu Afrika ülkesinin güneyini ele geçirmiş vaziyette. Şeriat getirmek istiyorlar. İntihar bombacısı eğitiyorlar. Batı camiasının desteklediği geçici hükümet, başkent Mogadişu’nun sadece birkaç semtini kontrol ediyor. Bir de hava ve deniz limanlarını. Bunu da Afrika Birliği’nin konuşlandırıldığı yedi bine yakın barış gücünün yardımıyla yapıyor. Ancak durum kritik. Somali yeni bir Afganistan olmaya aday.

        Halk aç ve perişan. Tüm bu sorunlar İstanbul konferansında masaya yatırılacak. Afrika’ya her geçen gün daha da eğilen Türkiye, bu toplantının organizasyonunu üstlenerek büyük takdir topladı. “Türkiye bizim için son derece önemli bir partner” diyor BM’nin politik işlerden sorumlu genel sekreter yardımcısı ABDli Lynn Pascoe.

        BM’nin “esas genel sekreteri” olarak tabir edilen emekli ABD Büyükelçisi Pascoe aynı zamanda Türkiye’nin bölgesindeki arabuluculuk çabalarını da övüyor.Ama İran konusuna pek girmiyor.

        Görüştüğümüz Batılı kaynaklar, İran’a karşı yaptırımlar noktasında Türkiye’nin barışçıl çözüme ulaşmak için Brezilya’yla birlikte yürüttüğü uranyum takası odaklı müzakerelere “uzatmalar” gözüyle bakıyor, yakında dananın kuyruğunun kopacağına inanıyor. Yaptırımlar Güvenlik Konseyi’nin önüne gelince Türkiye’nin tavrı ne olacak? En çok merak edilen husus da bu.

        Diplomasi muhabirleri

        ANKARA günlerimden beri yakından tanıdığım diplomasi muhabirleri, en çok takdir ettiğim meslektaşlarımın başında geliyor. Ne yazık ki aynı takdiri patronları tarafından görmüyorlar. Birçok dil bilen, AB olsun, Afganistan olsun birçok dosyaya hâkimu arkadaşlarımız en zor coğrafyalarda, en ağır koşullarda görev yapıyorlar. Hayatları zannedildiği gibi kokteyllerde geçmiyor. Maaşları gayet düşük.

        19 yıldır Türkiye’nin en saygın gazetelerinde diplomasi muhabirliği yürüten biri, ayda 5 bin lira dahi kazanmıyor. Birkaç istisna haricinde asla yönetici pozisyonuna getirilmiyorlar. Kendilerine köşe nadiren veriliyor. Başbakan veya bir bakan, dış politika konusunda önemli açıklamalarda bulunacak olsa diplomasi muhabirlerini değil köşe yazarlarını çağırıyor. Oysa birçok köşe yazarı, aynı konularda diplomasi muhabirlerineanışıyor. Onlara soru hazırlatıyor.

        Bu arada Dışişleri mensuplarının da muhabirlere, “Sizi bizden görüyoruz” gibi abuk laflar ettikleri oluyor. Ve eğer bakanı zor durumda bırakacaklarını tahmin ettikleri biri varsa soru sormasına izin verilmiyor. (Apakan ayrı tutuluyor. “Dürüst ve muhabirlere önem veren nadir isimlerden biri” deniliyor). Özetle iplomasi muhabirlerinin hakları sürekli çiğneniyor. Bu haksızlığa artık son verilsin.

        azaman@htgazete.com.tr

        Diğer Yazılar