Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ŞU an için esas sorulması gereken soru budur.

        Zira “Baykal’a rağmen” açıkladığı adaylığının ardından yaşananlar işinin pek de kolay olmayacağını gösteriyor. Baykal’ın bir numaralı kurmayı Önder Sav’ın Kılıçdaroğlu’na verdiği sürpriz destekle birlikte “Bu iş tamam” diye umutlananlar bu kez MYK’nın Baykal’a “dön” çağrısı şokuyla karşılaştılar.

        Biz bu satırları yazarken 58 CHP milletvekili, Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini beyan ettiler. Ancak telefonla görüştüğümüz CHP’nin ağır toplarından Onur Öymen’in de işaret ettiği gibi ipler milletvekillerinin değil delegelerin elinde. Onların da ipleri eğer saf değiştirmezler ise Baykal’ın elinde.

        İşler o kadar karıştı ki kimileri şimdiden Sav’ın Kılıçdaroğlu’na tuzak kurduğunu iddia ediyor. Bu Bizans entrikasını da Baykal’la birlikte sahnelediği savlanıyor. Yani Kılıçdaroğlu’nu arenaya sürüp ardından tamamıyla yok etme operasyonu.

        Başkalarına göre ise Sav’ın Kılıçdaroğlu’na son anda destek vermesi, geçenlerde sevgili Yasemin Çongar’ın da öne sürdüğü diğer bir olasılığı teyit eder nitelikte.

        CHP’ye hayat vermek isteyen derin güçler, Baykal kasetini tam kongre öncesinde servis ederek AK Parti’ye rakip olabilecek bir liderin önünü açmak istediler. CHP’de statükoyu simgeleyen Sav da bir şekilde ikna edildi. Öymen’le yaptığım konuşma bu ihtimali bir anlamda güçlendirdi. “Sav’la daha dün görüştüğümde tam tersi şeyler söylüyordu. (Sav’ın Baykal’ı desteklediğini kastediyor.) Neden değişti, doğrusu anlayamadım” dedi Öymen.

        Peki Kılıçdaroğlu ne yapacak? Bugüne kadarki tutumuna bakarsak Kılıçdaroğlu hep çark etti. Öymen’in 1938 Dersim katliamına yönelik talihsiz sözlerinin ardından kendisi de Dersimli olan Kılıçdaroğlu sessiz kaldı. Tepkiler karşısında bu kez “Öymen istifa etmeli” dedi. Ancak geçenlerde Batman CHP il toplantısında Kürt sorunuyla ilgili cesur açıklamalarda bulundu. Genel aftan, Kürt dilinin önündeki engellerin kaldırılmasından bahsetti. Genel Merkez’den fırçayı yiyince klasik “Sözlerim yanlış anlaşılmıştı” bahanelerine sığındı. Böylesi bir profil çizen Kılıçdaroğlu, tüm gücüyle harekete geçen Baykal buldozerine nasıl karşı koyabilir? Belki de Çongar’ın işaret ettiği birtakım başka güçlerin desteğiyle. Ama bu da AK Partililerin pompaladığı bir tez olabilir. Çünkü tabandan da yoğun desteği var. Telefonla görüştüğüm CHP Batman İl Başkanı Adnan Yaşar, “Birkaç isim hariç (büyük olasılıkla Baykal’ın başkurmaylarından Diyarbakır Milletvekili Mesut Değer’in kardeşi CHP Diyarbakır İl Başkanı Muzaffer Değer’i kastediyor) Güneydoğu’daki tüm ilçe başkanları Kılıçdaroğlu’nu destekliyor. Eski başkanımıza hürmetimiz sonsuzdur ama artık tabanımız değişim istiyor” diyor.

        Ben şahsen Kılıçdaroğlu’nun başarılı olmasını istiyorum. Hem de çok. AK Parti’ye gerçek anlamda muhalefet edebilecek bir lidere acilen ihtiyacımız var. Kaldı ki siyaset sahnesindeki mevcut dengesizliğin faturasını sadece seçmenler değil “sivil diktatör” suçlamalarına maruz kalan AK Parti de ödüyor.

        Baykal’a gelince, bu kadar yıpranmış bir figürü partideki müritleri halen hazmedebiliyor olabilir. Ancak Baykal kasetinin ardından CHP’nin daha da güçlendiği

        savları bana hiç de inandırıcı gelmiyor. Tam tersi, tıpkı 1999’da olduğu gibi baraj geçememe ihtimali dahi var. Eğer Baykal iyice rezil olmamak, hadi ülkesini geçtik, en azından partisine iyilik yapmak istiyorsa artık mutlaka geri çekilip Kılıçdaroğlu’na destek vermeli.

        Kılıçdaroğlu’na dönersek, gerçekten “Baykal’a rağmen” liderlik savaşında direnirse siyasi rüştünü ispatlamış olur. Fakat “derin güçler”den destek aldığına dair senaryoları da bertaraf etmek istiyorsa CHP’nin değişime direnen, Kürt sorununun çözümünü sürekli baltalayan, militarizmi kutsayan imajına net bir şekilde sırt çevirmeli. Düşmanları Alevi ve Kürt oluşunu süphesiz onun aleyhinde kullanacaklardır. Bunlara kulak tıkamalı, kompleks edinmemeli. Tam aksine halkın değişim talepleri karşısında Kılıçdaroğlu, AK Parti’den de daha cesur olabileceğini ispatlamalı. Batılı bir diplomatın deyimiyle, CHP’yi salt batı sahillerinden oy toplayabilen “plaj partisi” olmaktan kurtarmanın yegâne yolu budur.

        azaman@htgazete.com.tr

        Diğer Yazılar