Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Batman enteresan bir yerdir. Şehir, çizgi film kahramanı Batman yani "yarasa adam" ile aynı ismi taşımasından ötürü Batı basınına her daim ilginç gelmiştir. Sırf Batman mahrecini kullanabilmek için oraya giden epey İngiliz meslektaşım olmuştur.

        Bugünlerde Batman, Batman'a gidecek olsaydı epeyce iş düşerdi kendisine. Zira karanlık güçler yeniden sahnede. 31 Temmuz gecesinden beri şehrin üzerinde kara bulutlar geziyor. O gece aralarında eski Batman Baro Başkanı, sevgili dostum Sedat Özevin'in olduğu dört kişi, içinde bulundukları araba mayına çarpınca bedenleri parçalanarak can verdi. Mayının esas hedefi, büyük ihtimalle jandarma güçleriydi. Ama trajik bir tesadüf zinciri sonucunda mayın Sedat'a ve Raman aşiretine mensup arkadaşlarına denk geldi. Ve başta ölenlerin aileleri olmak üzere Batman'da herkes biliyor ki, mayını döşeyen büyük ihtimalle PKK'lılar.

        Tam da öyle olduğu için olayın ilk günlerinde BDP çevrelerinden ne eylemi kınayan ne de ölenlerin yakınlarına taziye ziyaretinde bulunan oldu. Bu duruma isyan eden Diyarbakır'ın önde gelen avukatlarından Sezgin Tanrıkulu, geçtiğimiz günlerde Radikal'de yayınlanan yazısında şöyle haykırmıştı: "Kaç gündür neredesiniz? Hava mı sıcaktı? Yoksa patlayan 'kendi mayınınız' olunca parçalanan bedenler en sevgili insanlarımız olsa bile ayaklarımız ve basiretlerimiz mi bağlanıyor?"

        Bölgenin en saygın gazetecilerinden Batman Çağdaş Gazetesi'nin sahibi Arif Aslan, aynı soruların Batman'da her gün sorulduğunu teyit ediyor. PKK'nın son aylarda artan eylemleri, halkı iyice bezdirmiş. "Eski günlere dönülüyor demek için henüz erken ama aramalar ve benzeri güvenlik tedbirleri, yükselen şiddetle birlikte sıkılaşmaya başladı" diyor Arif. Ne var ki eskiden tepki okları sadece devlete yöneltilirken artık PKK'nın da tutumu ve yöntemleri ciddi şekilde tartışılmaya başlanmış. En azından daha eğitimli kesimler arasında.

        Duyulan tepki karşısında geç de olsa örgüt harekete geçmiş. Murat Karayılan olayın "çok yönlü" soruşturulacağım duyurdu.

        Arif'e göre PKK'nın referanduma boykot çağrıları da epeyce sorgulanıyor. Ve büyük olasılıkla Batman'dan 12 Eylül'de "evet" çıkacağına inanıyor. Son olaylarla birlikte "evet" oylarının çoğalmış olması muhtemel.

        Adını vermek istemeyen önde gelen Kürt siyasetçilerden biri, PKK'nın "özerklik" çıkışını gündemi değiştirmeye yönelik "ucuz bir taktik" olarak değerlendiriyor: "Belediyelerde Kürt bayrağı çekerek bir şeyin değişmeyeceğini herkes biliyor. Köye yol yapılacağı zaman yine valiliğe başvurulması gerekecek. Sistemin değişmesi gerekiyor, bunun için de Anayasa'nın değişmesi gerekiyor. En son paket bunun yolunu açıyor ve Kürtler de bunu gayet iyi biliyorlar."

        Neyse ki Batman Valisi'nin kapısını çalan vatandaşlar, karşılarında genç ve şaşırtıcı derecede demokrat biriyle karşılaşıyorlar. Haziran ayında tanışma fırsatını yakaladığım Vali Ahmet Turhan anadilde eğitimle ilgili soruma, "Neden olmasın" cevabını vermişti. Hatta kendisi de Kürtçe öğrenmek istediğini anlatmıştı. Seçim barajının düşmesi gerektiğini vurgularken katı merkeziyetçilikle Türkiye'nin artık yönetilemeyeceğini ifade etmişti.

        Halk arasında büyük sempati toplayan Turhan, bölgedeki birçok meslektaşının aksine BDP'li belediyeyle işbirliği yapmaktan da çekinmiyor. Bunun son örneği, valiliğin desteğiyle 16 parka yerleştirilen kondisyon aletleri. "Sabah ezanıyla birlikte çarşaflısı dahil kadınlar koşa koşa parka gidip bu aletleri kullanıyorlar" diyor Arif. Hizbullah örgütünün bir zamanlar terör estirdiği Batman'da oluyor bunlar...

        Diğer Yazılar