Öcalan ve Mandela
PKK'lılar ve örgüte yakın çevreler, Abdullah Öcalan'ı Güney Afrika'nın efsanevi direniş lideri Nelson Mandela ile karşılaştırmaktan pek hoşlanırlar. Hatta bazıları, Öcalan'ın Mandela'dan dahi "daha büyük" bir önder olduğunu savunurlar. Dahası geçtiğimiz yılın nisan ayında Türkiye'ye gelen Mandela'nın avukatı benzeri iddialarda bulunda. Essa Moosa, Öcalan'ın tıpkı müvekkili gibi bir "halk önderi" olduğunu savundu.
Hükümet ile PKK'nın masaya oturması gerektiği savunulan bugünlerde Apo-Mandela benzetmelerini daha da sık duyar olduk.
Peki bu iki adam gerçekten paralellik sergiliyorlar mı? Böylesi bir karşılaştırma bence baştan sakat; zira Güney Afrika ile Türkiye son derece farklı süreçlerden geçti. Evet Kürtlere zulüm edildi ama "apartheid" gibi canavarca bir sisteme tabi tutulmadılar.
Ama madem Mandela'nın avukatı dahi benzerlikler görebiliyor, konuya bir göz atalım dedik. Ve kısa bir değerlendirme dahi Kürt ve siyahi liderin çok da benzemediklerini ortaya koymaya yetiyor.
Mandela, Güney Afrika'nın resmi sistemi olan "apartheid"e karşı savaştı. Yani kurumsal ırkçılığa karşı. Etnik milliyetçilik gibi bir derdi yoktu.
Öcalan ve PKK ilk etapta Marksist-Leninist temeller üzerine kurulacak bağımsız bir Kürt devleti için silahlı eylemlerini başlattı.
1948'de siyasete atılan Mandela, yıllarca silahlı mücadeleye karşı çıktı. Avukat olan Mandela, Hindistan'ın bağımsızlık mücadelesini yürüten Mahatma Gandhi'den çok etkilendi.
Öcalan ve PKK, ilk günden itibaren silahlarını konuşturdular
Mandela sırf siyahlar için değil tüm Güney Afrika için özgürlük sloganıyla uzun yıllar liberal beyazlar, Hint kökenliler ve diğer apartheid karşıtı partilerle birlikte hareket etti. 1960'ta Sharpeville kentinde hükümet güçleri 60'ın üzerinde siyahi göstericiyi öldürüp 18 bin kişiyi de hapse atınca Mandela baskılara dayanamayıp partisi ANC'nin askeri kolunun başına geçti. Ancak eylemleri askeri tesisler ve devlet dairelerine yönelik sabotaj ile sınırlandırılıp kimsenin ölümüne yol açmaması için kesin talimatverdi. Ancak MK olarak tanınan örgüt zamanla sivillerin de öldüğü birçok saldırı düzenledi. Çocukları da bu eylemlere alet ettiği için Batı kamuoyunun tepkisini çekmişlerdi. ANC iktidara geçtiğinde bunların üstünü örtmeye kalktığında karşılarında Mandela'yı buldular.
Bugüne denk Öcalan'ın, PKK'nın sivillerin ölümüne yol açan eylemleriyle ilgili doğru dürüst bir özeleştiri yaptığını duymadık. Oysa PKK, Kürtlerin asimilasyonuna alet oluyorlar diye savunmasız öğretmenleri, devletin yanında yer alıyorlar diye de korucuların eşlerini, çocuklarını da hedef aldı. Örgüt içindeki infazları saymıyorum.
Hiç unutmuyorum, İmralı duruşmalarına başkanlık eden Turgut Okyay ile bir kokteylde karşılaşmıştık. "Öcalan nasıl biri?" diye sorduğumda Okyay şu cevabı vermişti: "Çok zeki ve aynı zamanda çok acımasız."
Ama detay vermekten kaçındı. (Emekli olunca İmralı sürecini anlatan bir kitap yazacağını söylemişti ama piyasada görmedim henüz.)
Mandela yakalandığında devlet ona MK'ya ateşkes ve silahsızlanma emri verdi. Mandela, "Tutsak bir liderin emirleri, özgür iradeyle alınmış sayılamaz" diyerek bu talebi reddetti.
Öcalan tam tersi devletle pazarlığa oturup PKK'nın Kuzey Irak'a çekilerek 5 yıl süren bir eylemsizlik dönemine girmesini sağladı.
Benzer yönleri ise şunlar: İkisi de bir adaya hapsedildi. İkisi de ABD'nin terör listesinde yer aldı. Öyle ki Mandela 2008 yılına kadar Birleşmiş Milletler hariç özel izin almadan Amerika'ya giremiyordu. Şu ana kadar başka herhangi bir benzerlik tespit edebilmiş değilim.