Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İSLAMABAD- BİR ayı aşkın süredir Pakistan’ın beşte biri İndus Nehri’nin suları altında. İngiltere’nin toplam yüzölçümünü aşan bir alandan söz ediyoruz. Neredeyse 20 milyon kişi sellerden etkilenmiş durumda. Dört milyon civarında insan evsiz barksız hayat mücadelesi veriyor. Pakistan hükümetinin verilerine göre, 8000 kilometreden fazla kara ve demiryolu tahrip olmuş. Beraberinde 7000 okul da çökmüş. Bazı tahminlere göre sellerin yarattığı hasar 7 milyar dolardan fazla. Ve karanlık bilanço uzayıp gidiyor.

        Pakistan kan ağlıyor. Ve Pakistan’da kan akıyor. Ülke, tarihinin en ağır doğal felaketini yaşıyor olmasına karşın şiddet durmuyor. Durumdan vazife çıkaran Taliban, halka yardım ulaştırmakta hükümetten daha atak davranırken öte yandan Batılı yardım kuruluşlarına tehditler savuruyor. Bu arada Şiiler ve Sünniler arasındaki çatışmalar tüm hızıyla devam ediyor.

        Başkent İslamabad’a varır varmaz 31 Şii’nin Lahor kentinde patlayan bir bomba sonucu hayatlarını yitirdiğini öğreniyoruz. Ordunun yeniden yönetime geçmesi için baskılar artıyor. Fakirlikten kırılan Pakistan halkına yaşatılan tüyler ürpertici haksızlıklara, zorbalıklara her gün bir yenisi ekleniyor. Pakistan’ın başarılı yeni kuşak yazarlarından Ali Sethi’nin geçtiğimiz günlerde The New York Times’ta yayımlanan makalesinde, ordunun karanlık yüzü tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor.

        Sethi, bizzat tanık olduğu bir insanlık suçundan söz ediyor. Belucistan Eyaleti’nde bir köy, sellerin güzergâhında olmadığı halde kazılan devasa bir çukur nedeniyle sular altına gömülüyor. İddialara göre çukur, suların yönünü değiştirmek üzere kazılıyor. Amaç Amerikalıların El Kaide’ye karşı kullandığı insansız “av” uçaklarının konuşlandığı bir askeri üssü selden korumak. Ancak suç, askeri havaalanının yakınında tarlaları bulunan bir toprak ağasının üstüne yıkılıyor.

        Tüm bu kargaşanın ortasında Emine Erdoğan’ın başkanlığındaki Türk yardım heyeti, Pakistan’a ayak basıyor. Hatırlarsınız belki... 28 Şubat’ın mimarlarından emekli Orgeneral Çevik Bir, Türkiye’nin Batı’ya “faydalarını” sıralarken ülkemizin “güvenlik ihraç eden” bir güç olduğunu müjdelemişti. Bu mide bulandırıcı sözlerin anlamı net idi. “Türkiye, sizin jandarmalığınızı yapar” demeye getiriyordu.

        Şükürler olsun ki Türkiye, Paşa’nın güvenlik ürünleri yerine “hayır” ihraç ediyor bugünlerde. Afganistan sınırının doğusunda Pir Sabak Nowshera Kızılay Kampı’nda. Pakistan’ın her köşesinde Türk Kızılayı mucizeler yaratıyor. Söz konusu kampta Hürriyet Gazetesi’nin yürüttüğü bağış kampanyasının da katkılarıyla 10 bin kişiyi barındıracak prefabrik Mevlana evleri kuruyor.

        Evlerin açılış töreni sırasında bir nebze olsun felaketzedelerin yaşadığı güçlükleri hissedebiliyoruz. Kavurucu bir sıcak var. 57 derece civarında. Nem oranı yüzde 80’lerde yakın. Bir ara törene katılan Pakistan Başbakanı Yusuf Rıza Gilani’nin korumalarından biri bunaltıcı ortamda fenalık geçiriyor. BM iyi niyet elçisi görevini sürdüren ses sanatçısı Muazzez Ersoy ile Erdoğan Ailesi’nin en güvendiği isimlerden kadın doktoru (ve AK Parti MYYK üyesi) Sema Ramazanoğlu, genç kadının imdadına yetişiyorlar.

        Tekrara gerek yok. Yazarımız Nihal Bengisu Karaca, geçtiğimiz çarşamba günü yayımlanan köşesinde Türkiye’nin Pakistan’a yaptığı yardımı ayrıntılı biçimde anlatmıştı. Özetle Türkiye yardım konusunda açık farkla Müslüman ülkelerin başını çekiyor. 2005 yılında Pakistan’ın Keşmir Eyaleti’nde meydana gelen depremden beri Kızılay olsun, Türk sivil toplum örgütleri olsun örnek çalışmalarıyla gönülleri fethetmiş durumda. Onlarla gurur duymalıyız. Ancak kendimizi överken bunu diğer yardım ulaştıran ülkelerin çabalarını küçümsemeden yapmalıyız. Hayrın ırkı, dini, bayrağı, ideolojisi olmaz. Olmamalı.

        Ve birkaç not: Emine Erdoğan kampta gözyaşlarına hâkim olamıyor. Sıcak ve samimi. İnsanlara sevgiyle bakıyor. Onlara dokunuyor. Fiilen. Emine Hanım’a eşlik eden küçük kızı Sümeyye’nin belli ki dış dünyaya büyük merakı var. Her yere fotoğraf makinesini taşıyor. Zarif ve sade. Emine Hanım’ın düzenlediği kermeslere ve Avrupa gezilerine koşa koşa katılan sosyete güzelleri nedense Pakistan’a ilgi duymuyorlar. Ancak Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV) Başkanı Caroline Koç, her zamanki tevazuu ile sessiz sedasız aramızda.

        Diğer Yazılar