Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BAZI gazeteler böyle bir iddia ortaya attı.

        Ben de Kandil'e telefon açtım (evet Kandil'de cep telefonları çekiyor!) ve kendisini PKK'nın dış ilişkiler sorumlusu olarak tanıtan kod adı Ahmet Deniz olan militana sordum, "Haber doğru mu" diye. "Asla böyle bir şey yok, bu tamamıyla uydurma bir haberdir, zira geri çekilmenin koşulları oluşmadı, hükümet adım atmadı ki" cevabını verdi. Deniz ayrıca Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın cumartesi günü düzenlediği basın buluşmasında Öcalan ile ilgili bazı tespitlerinin de yanlış olduğunu iddia etti. Erdoğan, PKK liderinin örgüt üzerinde etkinliği kalmadığını ve örgütte liderlik savaşı olduğunu belirtmişti. Deniz'e göre "önderlik tek ve son söz sahibi olmaya devam ediyor, birileri Başbakan'ı yanıltıyor".

        Geri çekilme iddialarını, ayrıca Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nden bazı üst düzey yetkililere sordum. Onlar da böyle bir durumun henüz söz konusu olmadığını ifade ettiler. Kaynaklarımdan biri, "Örgütün elinde Türk tarafından sunulan bir yol haritası bulunmadan ne geri çekilirler ne de silah bırakırlar" yorumunda bulundu. Peki gerçek nedir?

        Bana göre durum şöyle: Birincisi hükümet seçime kadar kalan süreyi kazasız belasız atlatmak istiyor. Eğer şiddet yeniden tırmanacak olursa ve şehit cenazeleri (Allah korusun) çoğalmaya başlarsa MHP, AK Parti'ye karşı "Hükümet teröristlere taviz veriyor" kampanyasını yeniden canlandırma fırsatını elde etmiş olur. Referandumda uğradığı hezimeti tersine çevirebilir. Çatışmaların alevlenmesi, Kürtler arasında da AK Parti'nin oylarını mutlaka azaltacaktır. Zira orada da militan cenazeleri çoğalacaktır.

        Dolayısıyla AK Parti'nin birinci hedefi, PKK'yı, eylemsizlik süresini en az seçimlere kadar uzatmasına ikna etmek. Cemil Çiçek ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in, BDP liderleri Selahattin Demirtaş ve Gülten Kışanak ile bu konu üzerinde yoğunlaştığı söyleniyor. İçişleri Bakanı Beşir Atalay da hafta sonu Erbil'e giderek Irak Kürdistan Bölgesel Yönetim Başkanı Mesud Barzani'den PKK'ya ateşkesi uzatması için baskı yapması ricasında bulunduğu gelen haberler arasında.

        Bir o kadar önemlisi de PKK'nın Türkiye'de bulunan üç bin civarındaki militanının Kuzey Irak'a geri çekilmesini sağlamak. Nedeni basit. Farz edelim ki TSK'da komuta kademesi, Başbakan'ın telkinleri doğrultusunda eylemsizlik devam ettiği sürece PKK'ya yönelik tek taraflı operasyonlar düzenlemekten geri duruyor. Öcalan'ın avukatlarıyla yaptığı son görüşmede belirttiği gibi hem PKK hem de devletin içinde birtakım "derin" güçler elbirliğiyle olası bir barışı dinamitlemek ve AK Parti'nin altını oymak üzere Tokat Reşadiye ve Hakkâri benzeri provokasyonlara imza atıyorlar.

        Eğer PKK güçleri sınır ötesine çekilirse derin güçlerin manevra alanı epeyce daralmış olur. Kanaatimce "PKK sınır ötesine çekiliyor" haberleri gerçek olmaktan ziyade güçlü bir temenniyi ifade ediyor. Adına "pazarlık" mı denir ne denir bilmiyorum ama farklı kanallardan Kürtlerle görüşmeler tam gaz sürüyor. Biz bu satırları yazarken Öcalan ile bugün görüşen DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, İmralı'dan henüz dönmemişti. Ancak PKK'lı Ahmet Deniz'den edindiğim izlenim, ateşkesin uzayabileceği yönünde. Bağımsız Kürt siyasetçisi Haşim Haşimi'nin de altını çizdiği gibi bu nazik süreçte AK Parti'nin toplumun beklentilerini makul düzeyde tutması şart. Aksi takdirde bir ikinci Habur türü fiyaskosu yaşama olasılığı oldukça yüksektir.

        Bekir Coşkun'un ardından

        DÜN Genel Yayın Yönetmenimiz Fatih Altaylı, NTV'ye verdiği mülakatta dobra dobra konuşarak Coşkun'la ilgili hikâyeye son noktayı koydu. Bence Başbakan'ın bu olaydan çıkarabileceği dersler var. Neden Coşkun'un hükümetin baskısı sonucu işten çıkartıldığı tezi bu kadar ilgi gördü? Geçen yıl Doğan Grubu'na kesilen astronomik cezalarda Aydın Doğan'ın yakın çevresine, "Her iki şakağıma birer silah dayadılar" dediği söyleniyor. Neden? Ruhat Mengi'nin (pek hazzetmediğim) programı reyting almasına rağmen kaldırıldı. Neden? Örnekleri çoğaltabiliriz. Tersi her ne kadar iddia edilse dahi bu soruların cevabı birçok kişiye göre "hükümet yüzünden". Başbakan'ın "muhalif" basını da Dolmabahçe'ye çağırması bence son derece olumlu bir adımdı. Umarız bundan böyle Başbakan, ifade özgürlüğüne saygı duyduğu yönünde yeni bir imaj çizmeyi başarır, kendisiyle ilgili önyargıları kırar.

        Diğer Yazılar