Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        HANEFİ Avcı'nın tutuklanıp cezaevine konulmasıyla birlikte Gülen Cemaati hiçbir zaman olmadığı kadar tartışılıyor. Cemaate yakın basın organları ve internet sitelerindeki hırçın yayınlardan anlaşılıyor ki kendileri bu durumdan son derece rahatsızlar. Hatta Ruşen Çakır'a göre, Hanefi Avcı'nın tutuklanmasını eleştiren meslektaşlarımız cemaatin hedef tahtasına oturtulmuş bulunuyor.

        Eğer bu iddia doğruysa -ki Ruşen Çakır, Türk basın camiasında tanıdığım en objektif ve dürüst gazetecilerden biridir, dolaysıyla en azından kendisine ilişkin iddialara inanıyorum-o halde büyük bir yanlış içerisindeler. Ruşen'in yazıları, kitapları, Türkiye'deki İslami hareket konusunda temel referans niteliğindedir. "Şeriat geliyor" paranoyaların pompalandığı 90'11 yıllarda Ruşen'in serinkanlı ve analitik duruşu, Türkiye'de olup biteni anlamamızda son derece yardımcı olmuştur.

        Hanefi Avcı olayında da Ruşen'in, kimi cemaat mensuplarının iddia ettiği gibi "taraf" olduğuna asla inanmıyorum. Çünkü Ruşen aynı zamanda hiçbir kalıba sığmayacak kadar asi ruhludur, patavatsızlığa varacak kadar doğrucu Davut'tur. Hata gördüğü yerde susmayı beceremez.

        Ancak Ruşen'e duyduğum saygı, onun her görüşüne katılıyorum anlamına gelmiyor.

        Geçenlerde kaleme aldığı bir yazıda, Fethullah Gülen'in cemaat içinde olup biten her şeyden haberdar olduğunu iddia etti. Dolayısıyla Hanefi Avcı'nın tutuklanması ve beraberinde yürütülen itibarsızlaştırılma operasyonunun, Hoca'nın bilgisi dışında yürütülemeyeceğini ifade etti. Pek emin değilim. Yaşını başını almış, sağlık sorunlarıyla boğuşan ve sürgündeki hayatının önemli bölümünü ruhani meselelere adayan Hoca, kendisine aktarılan bilgiler dışında neye vâkıf olabilir ki?

        Zaten geçenlerde dört gazeteciyle gerçekleştirdiği sohbet toplantısında bu konu gündeme geldiğinde, Hoca cemaat içerisinde kendisinin onaylamayacağı davranışlarda bulunan kişilerin var olabileceğini teslim etmiş. Yani TSK'nın içinde nasıl çürük yumurta olabiliyorsa cemaatin içinde de mutlaka kariyer ve intikam hırsıyla birçok yaramaz işe bulaşmış tipler mutlaka vardır. Eğer Hoca'yı yanlış yönlendirenler varsa bilemem.

        Her halükârda Ruşen, bu savıyla birlikte cemaatle ilgili tartışmaları daha da alevlendirdi. Bence öfkelenmek yerine cemaat bu tartışmaları bir hayra vesile olarak görüp derin bir özeleştiri egzersizi başlatmalı. Aslında böyle bir gayretleri yok değil. Geçtiğimiz aylarda cemaate bağlı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı tarafından bir sohbet toplantısına davet edilmiştim. Benden talep edilen, dışarıdan bakıldığında kendileriyle ilgili ne tür olumsuzlukların tespit edildiğini aktarmaktı. Ben de kendimce bir saat boyunca herhangi bir otosansür uygulamadan taleplerine cevap verdim.

        Birinci eleştirim şuydu: "Her şeyi biz yapalım yaklaşımı içerisindesiniz. Yani ortalıkta hangi konu varsa, misal Kürt sorununu çözmek, Türk-Ermeni ilişkilerini geliştirmek, yeni Anayasa'yı tartışmak, hep de 'diyalog' altında olmak üzere tüm olanaklarınızı devreye sokarak el atmak. Her ne kadar iyi niyet içerisinde olsanız dahi cemaat dışında olan kesimlerde bir kuşatılmışlık hissi yaratıyor. Bu da 'Her deliğin altından cemaat çıkıyor, her şeyi kontrol etmek istiyorlar' duygusunu pekiştiriyor."

        İkinci eleştirim ise kadınlar konusundaydı. "Cemaate sempati duyan 'modern tipli' kadınları vitrinlere koymanız yeterli değil. Bizzat kendi içinizden olan kadınları da daha görünür ve daha yetkili kılmanız gerekir" dedim. Hatta Gülen hareketiyle ilgili araştırma yapmak üzere Erzurum'a gittiğimde cemaate bağlı bir ailenin evinde erkeklerin salonda, ben ve diğer hanımların mutfakta oturduğumuzu aktardım.

        Hatta ben şuna inanıyorum: Okullar üzerinden büyük prestij kazanan ve fark yaratan cemaatin önündeki birincil hedef, kadınlar konusunda da ezberleri bozmak, ataerkil düzeni yıkmak olmalı. Eğer bunu başarabilirlerse kendileriyle ilgili birçok kuşkuyu dağıtmaktan öte yeni bir devrime de imza atmış olurlar.

        Diğer Yazılar