CHP ve türbanın dayanılmaz ağırlığı
CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül'ün Çankaya Köşkü'nde her yıl verdiği 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu iki ayrı davet şeklinde düzenleniyordu. Birine "A" protokol listesi olarak bilinen devlet ve askeri erk, eşsiz olarak çağrılıyordu. Diğerine ise başta sanat ve medya dünyasından isimler olmak üzere farklı (ve daha eğlenceli) bir grup eşleriyle birlikte geliyordu. Bu etkinliğe Hayrünnissa Hanım da ev sahibeliği yapıyordu. Bu lüzumsuz ve masraflı uygulamanın temel nedeni, türban alerjisi olan asker ve bürokratlarla olası bir krizi engellemekti. Ne var ki Cumhurbaşkanı bu yıl bu ucubeliğe son noktayı koyarak tek bir resepsiyonda karar kıldı. Ve kıyamet koptu.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Cumhurbaşkanı'nın bu tasarrufunun "kamuya türbanı sokmanın" ilk adımı olduğunu iddia ederek partisinin bu daveti boykot edeceğini açıkladı. Türban ile yaptığı kimi zaman çelişkili, kimi zaman çarpıtılan açıklamaları yüzünden zor durumda kalan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Köşk'e gitmeme kararını kendisi mi vermişti acaba? Biz bu satırları yazarken bu sorunun cevabı henüz netleşmemişti. Dün akşam Ortaköy Radisson Oteli'nde medyanın önde gelen isimleriyle bir araya gelen Kılıçdaroğlu herhalde bu konuya açıklık getirmiş olur. Ama benim şimdiden edindiğim izlenim şu: Kılıçdaroğlu'nun Çankaya'ya gitme olasılığı bir hayli yüksek. Bu kanıya nasıl mı vardım? Kılıçdaroğlu'nun en güvendiği kurmaylarının başında gelen eski meslektaşım ve şimdi CHP'de basından sorumlu danışman olan Baki Özilhan'a telefon açtım. "Durum nedir?" diye sorduğumda, "Muhtemelen Muharrem İnce'nin kendi düşüncesidir" cevabını aldım.
CHP'de patlak veren türban savaşı aslında Kılıçdaroğlu'na karşı yürütülen iktidar savaşını örtüyor. Mesele ideolojiden ziyade güçle ilgili. Kılıçdaroğlu'nun iplerini ellerinde tutmaya çabalayan "politbüro" üyeleri, türban üzerinden yeni genel başkanın altını oymaya çalışıyor. Veya en azından kendi köhne kalıplarının içine oturtmaya çalışıyorlar. Ve böylece AK Parti'nin ekmeğine bol bol yağ sürüyorlar. Kılıçdaroğlu bu oyuna asla gelmemeli.
Peki yeni Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner ne yapacak? O da resepsiyonu boykot edecek mi? Esas bunu merak ediyorum. Eğer etmez ise normalleşme yolunda önemli bir adım atmış oluruz.
Türkiye'nin önde gelen kamuoyu araştırmacılarından Tarhan Erdem'in geçenlerde açıkladığı bir rapora göre, kadınlarımızın yüzde yetmişi bir şekilde başını örtüyor. Kadınların nüfusun yarısını oluşturduğunu göz önünde tutarsak başörtüsü aleyhinde pozisyon alan her politikacının önemli oy kaynağından kendisini mahrum ettiğini anlamak için dâhi olmak gerekmiyor. Bu toplumsal gerçeğe yıllarca sırt çevirerek CHP kendisini muhalefette kalmaya mahkûm etti. Seçim öncesi bir iki çarşaflı hanıma rozet takarak halkı kandırmaya kalkışsa dahi kimse bu ucuz şovlara rağbet etmedi.
Bu çağda bir kadının inancı gereği başını örttüğü için üniversitede eğitim hakkını elinden almanın temel hak ve özgürlüklere aykırı bir durum olduğunu Kılıçdaroğlu da biliyordur herhalde. 18 yaşını aşmış bir kadına nasıl giyineceğini, ne ailesi ne de devlet dikte edebilir, etmemelidir.
İlköğretim ve lise meselesine gelince, durum elbette farklı. Bu yaştaki bir kız çocuğunun hür iradesiyle başını örtüp örtmediğini kestirmek mümkün değil. Ve elbette başı açık olan azınlığın da hakları güvence altına alınmalı. Yeni Anayasa tasarlanırken bu çetrefil konuya da çözüm üretmek zorundayız. YÖK Başkanı'nın sözlü teminatlarıyla yetinecek değiliz herhalde.
KILIÇDAROĞLU'NUN TARAF AÇILIMI
Merak ettim, Kılıçdaroğlu gazetecilerle yapacağı toplantıya Genelkurmay Başkanlığı'nın "kara" listesinde bulunan Taraf Gazetesi'ni de çağırdı mı diye. Ve sevinerek öğrendim ki çağırmış. Ama ne yazık ki genel yayın yönetmeni düzeyinde katılımı şart koşmuş. Oysa Ahmet Altan ve sevgili Yasemin Çongar işlerinin yoğunluğundan genellikle bu tür organizasyonlara gazetenin Yazı İşleri Müdürü Yıldıray Oğur'u yollarlar. Dolayısıyla gerek Başbakan Erdoğan'ın gerek Cumhurbaşkanı Gül'ün düzenlediği basın buluşmalarında Taraf'ı temsilen Yıldıray'ı görürüz. Taraf'ı etkileme şansını yitiren Kılıçdaroğlu bu katı şekilci tutumuyla kaybeden taraf oldu.