Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bildiğiniz gibi son günlerde Amerika, Türkiye'yi uzun zamandır hayata geçirmeye uğraştığı "füze kalkanı" projesine dahil etmek için bastırıyor. Türkiye'nin vereceği cevap, Amerika'yla ilişkilerine yeni ivme kazandıracak. Ya da sözde kalan "stratejik" ortaklığımıza bir darbe daha vuracak. Türkiye'nin ekseninin Doğu'ya doğru kaydığı yönündeki algıyı daha da pekiştirecek.

        Projenin mazisi 1980'li yıllarına dayanıyor. O günlerde "Yıldızlar Savaşı" lakabıyla bilinen plan Rusya'yı, daha doğrusu Sovyetler Birliği'ni hedef alıyordu. Bugünlerde ise oluşturulacak füze kalkanı Avrupa, İsrail ve Amerika'yı; İran, Kuzey Kore ve benzeri "haydut" devletlerden gelecek saldırılardan korumayı amaçlıyor. Projenin Avrupa ayağında Türkiye'nin katılımı talep ediliyor. Katılım iki türlü gerçekleşebilir: 1. Atılan füzeleri imha edecek "interceptor" denilen füzelere ev sahipliği yaparak. 2. Düşman füzeleri anında algılayan radar sisteminin topraklarımızda kurulmasına izin vererek.

        Peki Türkiye ne diyecek? Sistem Amerika-İran düşmanlığı denkleminde tarif edildiği sürece Türkiye'nin cevabı "hayır" olacak. Zira müzakereleri yakından takip eden bir Dışişleri yetkilisinin ifade ettiği gibi, "Komşularla 'sıfır problem' isteyen Türkiye, konjonktüre bağlı 'x' veya 'y' ülkeyi hedef alan teşebbüslerin içerisinde yer almayı prensip olarak reddediyor".

        Ne var ki aynı yetkili, projeye NATO'nun dahil edilmesiyle birlikte Türkiye'nin katılma eğiliminde olduğunu işaret etti. Yeter ki füze sistemi İran'ı hedeflemekten ziyade NATO'nun yeniden oluşturduğu savunma konsepti çerçevesinde ele alınsın. Başka bir ifadeyle "kılıf" oldukça önemli.

        NATO devlet ve hükümet başkanlarının, 19 Kasım'da Lizbon'da başlayacak zirvede füze kalkanı projesini onaylamaları bekleniyor. Ancak NATO'da kararlar oybirliğiyle alındığı için Türkiye'nin vetosu bütün süreci sekteye uğratabilir. NATO'nun Avrupa Birliği ile askeri işbirliğini Kıbrıs Rumları yüzünden engelleyen Türkiye, "Füze Kalkanı Projesi"ne "hayır" derse Batılı kaynaklarımızın ifade ettiği gibi kendisini artık Batı savunma sistemi içinde görmediğini iyice tescillemiş olur.

        Kaynaklarımızdan edindiğimiz izlenim, Türkiye'nin NATO'yla köprüleri atmayacağı yönünde. Hatta daha da ileri gidip radar merkezine ev sahipliği yapabileceği kanaatindeyim. Zira Türkiye bu projeyi stratejik fırsata dönüştürebileceğine inanıyor. Ve bunun pazarlığını sürdürüyor.

        Kaldı ki "SAVUNMA" odaklı "SALDIRI" değil. 200 milyon dolara mal olacak projenin önemli kısmını Amerika üstlenecek.

        Bölgesel güç olma iddiasını taşıyan Türkiye, bir yandan Rusya, Ortadoğu ve Çin gibi yıllarca ihmal ettiği aktörlerle sağlıklı ilişkiler kurmaya çalışırken Batı savunma sistemi içerisindeki yerini korumadığı takdirde bu çabaları havada kalacaktır. Türkiye'nin, NATO üyesi olduğu ve AB ile tam üyelik için müzakereler sürdürdüğü için ağırlığı var. Ve elbette gittikçe güçlenen demokrasisi ve ekonomisinin de bu ağırlıkta mutlak payı var.

        Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu'nun defalarca ifade ettiği şekilde, Türkiye artık soğuk savaş döneminde olduğu gibi ne "cephe ülkesi" ne de "uç karakol". Batı'nın dayattığı savunma politikalarına da otomatik olarak "eyvallah" diyen ehil müttefik olmaktan çıktı.

        Ama bu yeni denklem, Türkiye'yi Batılı müttefikleri karşısında her daim "tıkaç" pozisyonuna da sokmamalı.

        Peki seçimlerin yaklaştığı bugünlerde AK Parti, Füze Kalkanı Projesi'ni nasıl savunacak? Yapılan bazı araştırmalara göre referandumda "evet" diyenlerin yüzde sekseni, AK Parti'nin uluslararası platformdaki performansını benimsediğini açıklamış. Demek ki AK Parti'nin dış politikasına müthiş bir güven var. Hükümet de Füze Kalkanı Projesi'ni onaylarsa, kamuoyunu Türkiye'nin çıkarlarına uygun gördüğü için bu yönde karar verdiğini ikna etmekte zorlanmayacağı görüşü hâkim. Askeri kanadın da müzakereler boyunca hükümetle uyum içerisinde olduğu gelen bilgiler arasında. Proje onaylanırsa muhalefetin, "Türkiye'yi sattılar" naraları atacağından hiç şüphem yok. Ama o takdirde, "AKP, Türkiye'yi Batı'dan uzaklaştırıyor" deme haklarını yitirmiş olurlar.

        Diğer Yazılar