Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KİMİLERİNE göre Hayrünnisa Hanım, bu gece kendi evinde “A” protokolü diye tabir edilen askeri cenah ve üst düzey bürokratların önüne çıkarak tüm Türk kadınlarının başının zorla örtülmesine yönelik bir sinsi planı yürürlüğe sokmuş olacak. Bu zırvaları bırakınız. Abdullah ve Hayrünnisa Gül, Türkiye’nin normalleşmesine büyük katkıda bulunuyorlar. Türkiye’nin önünü açıyorlar. Tantana yapmadan, sakin, gösterişsiz ve kararlı biçimde.

        Zaten uzun zamandır bunu yapıyorlar. Şöyle bir an durup düşünün. Eğer Gül çifti emuhtıralara boyun eğip Meclis’in oylarıyla taşındıkları Çankaya Köşkü’ne çıkmasaydılar bugün nasıl bir Türkiye’de yaşıyor olacaktık?

        Askeri vesayet tam gaz sürüyor olacaktı. Ve bunun yansımaları ekonomide olsun dış siyasette olsun her alanda hissedilecekti. Türkiye The Economist’in tabiriyle “Avrupa’nın Çin’i değil, şizofrenik adamı” olmaya devam edecekti. Gül çifti her zaman inançlarının ve prensiplerinin arkasında durdular. Bugüne kadar Abdullah Gül‘ün ağızından “ben değiştim” lafını hiç duymadım. Nabza göre şerbet verdiğine tanık olmadım. O yumuşak görüntüsü çelik gibi bir iradeyi perdeliyor. Gül pragmatik biri. Ama ideallerini çiğneme pahasına değil.

        Dış siyasetteki başarılarımızın başlıca mimarı Ahmet Davutoğlu. Ancak bugün Türkiye bölgesel güç haline geldiyse bunda beş yıla yakın süre dışişleri bakanlığını yürüten Abdullah Gül‘ün de önemli payı var. AB ile müzakerelerin başlatılmasından tutun Ermenistan açılımına kadar itici gücü hep Abdullah Gül idi. Şüphesiz işler sırf Gül‘e kalsaydı Ermenistan ile diplomatik ilişki çoktan kurulur, sınırlar açılırdı. Ve şimdilerde tökezleyen Kürt açılımında ilk işareti veren, “iyi şeyler” olacak diyen yine Abdullah Gül‘dü. Amerika’yı PKK ile ilgili anlık istihbarat paylaşımına ikna eden yine kendisi. Bu bilgiyi son derece güvenilir kaynaklardan edindim.

        Diyeceksiniz ki Gül çiftini neden bu kadar övüyorsun? Bir beklentin mi var onlardan? Hayır yok. Ne olabilir ki? Gül‘ler Köşk’e çıkalı onlarla iki kez karşılaştım. Hayır bu gerçekleri, evet gerçekleri sıralamamın nedeni basit. Son zamanlarda “Abdullah Gül’ün etkisi kalmadı” türünden yorumlar çoğaldı. İtiraf etmeliyim kendim de zaman zaman benzer hislere kapılıyorum. Ama Hayrünnisa Hanım’ın son hamlesi bütün siyasetçileri ofsayta düşürdü. Etkinlik mi? Buyrun işte. Kim ne derse desin eğer bu ülkede başörtülü kadınlara onurlarını iade eden biri varsa o da Hayrünnisa Gül.

        Cumhurbaşkanı’nın süren etkinliğini bana yeniden anımsatan diğer neden ise Gül’lerin Batman’ı kapsayan mini Güneydoğu gezisi oldu. Gül‘ün gezi boyunca ulusal medyaya bence yeterince yansımayan sözlerini Batman Çağdaş Gazetesi’nin sahibi Arif Aslan‘ın köşesinden okuyalım:

        “Cumhurbaşkanı Gül, Batman’da verdiği mesajlarda tek kelimeyle gündem oluşturdu. Gül şunları söylüyordu: Türk, Kürt bizler hepimiz kardeşiz. Gün boyu bir arada olacağız. Burası en değerli ve hızlı gelişen şehirlerden biridir. Ne eksiklikler varsa giderilecektir. Kürtler ve Türkler ayrımı yoktur. Birbirimizin farklılığı zenginliğimizdir. Memleketimizin her tarafında farklılıklar var ama hepimiz biriz. En şerefli insanlarız. Kimsenin birbirinden üstünlüğü yoktur. Bazı noksanlıklarımız olabilir, bunları konuşup tartışarak doğruyu bulacağız. Buradaki konuları takip edeceğimden kuşkunuz olmasın.”

        ‘AHMEDİ HANİ VE MEM U ZİN DE BİR PARÇAMIZDIR’

        Kültürel farklılıkları her konuşmasında dile getiren Gül‘ün verdiği mesajları gerçekten önemsemek gerek. Ahmedi Hani ve Mem u Zin destanlarının da bu ülkenin bir kültür zenginliği olduğunu söyleyen Gül; “Farsça da bir gerçeğimizdir. Türkiye’nin demokratikleşme standartları yükselmektedir. İhtiyaçlarımızı konuşmalıyız, tartışabiliriz ve aradaki meseleleri giderebiliriz. Doğu’daki insan Batı’ya, Batı’daki insanlar da Doğu’ya gelebilir. Memleketimizin kıymetini bilmeliyiz” dedi.

        Bu arada merak ettim. Acaba bu geceki resepsiyona Arif gibi yerel medyadan etkin isimler çağrıldı mı diye? Gül ile gezi sırasında sohbet etme fırsatını yakalayan Arif‘e telefon açıp sordum. “Hayır henüz davet almadık” dedi, ama pek alınmış görünmüyordu. Gül‘ü övmeye devam etti: “İlk defa bir cumhurbaşkanı BDP’li bir belediye başkanını ziyaret etti. Düşünebiliyor musun?” Evet, düşünebiliyorum...

        Diğer Yazılar