Wikileaks
İTALYAN Dışişleri Bakanı Franco Frattini durumu iyi özetlemiş: "Diplomasinin 11 Eylül'ü." Dünyanın çeşitli merkezlerinden ABD'li diplomatların Washington'a yolladıkları muhtelif gizlilik derecesinde yüz binlerce kriptoyu yayınlayan Wikileaks, yankıları yıllarca hissedilecek bir bomba patlattı.
İlk etapta en çok da Türkiye ile ilgili olan yazışmalar ilgimizi çekiyor. Neler var neler.
Savunma Bakanı Vecdi Gönül'ün, Davutoğlu'na "Son derece tehlikeli" demesi, Türkiye'nin İran'a silah satmak istediği ve Erdoğan'ın İsviçre'de gizli banka hesapları iddiaları... Ancak dikkat! Bunlar ABD'li diplomatların kendi görüşleri değil, çoğunlukla kaynaklarının iddiaları. Daha kimbilir neler dökülecek ortaya?
Muhalefete de, basına da müthiş malzemeler sunuldu. Bakalım iddiaların ne kadarını araştırma cesaretini gösterecekler? Ve bundan sonra neler olacak? Bu soruyu cevaplamak için birkaç hususa dikkat etmek gerekir. Birincisi, her ülke merkezlerine benzer kriptolar geçiyorlar. Örneğin, Bağdat'taki Türk diplomatları Talabani için, Paris'tekiler Sarkozy için kimbilir ne biçim yakıştırmalarda bulunmuşlardır.
Aslında diplomatların bazı yönleriyle gazetecilerden pek farkları yok. Belli bir konuyu irdelerken çeşitli kaynaklara başvuruyorlar. Karşıt görüşlere yer verdikten sonra kriptoyu yazan kişi kendi düşüncelerini yansıtan bir sentez sunuyor. Yazıların birçoğunda öyle müthiş bilgiler yok. Ama kimisi, özellikle üst düzey yetkililer tarafından kaleme alınanlar hükümetleri sallayacak nitelikte. Örneğin, Serj Sarkisyan yönetiminde Ermenistan'ın İran'a, Irak'ta ABD'li askerlerin öldürülmesinde kullanılan birtakım silahları aktardığı iddiası.
Türkiye'ye dönecek olursak: Belgelerden anlaşılıyor ki ABD son yıllarda darbecilere asla yüz vermedi. Bu çok önemli. Erdoğan için "Futbolcu edasıyla yürüyor... Etrafı dalkavuk ordusuyla sarılı" gibi tanımlamalar ilk bakışta çok enteresan gelebilir. Ancak diplomatların terfi etme kriterleri arasında yazarlık becerileri değerlendirmeye alınıyor. Hatta ABD Dışişleri Bakanlığı, her yıl binlerce diplomat arasından bir kişiye "Yılın Yazarı" ödülünü veriyor. Bunu hak edebilmek için kimi diplomatlar, yazılarını tam da biz gazetecilerin yaptığı gibi abartıya kaçarak süslüyorlardı. Bence ilginç olan, yazıların içeriği kadar diplomatların kimlerin görüşlerine başvurduğu, kimlerin özel bilgileri ABD'lilerle paylaşmaya hazır olduğu.
Ve şunu da unutmayalım, ortada "Başbakan'a yakınım" diyen birçok şarlatan var ve onlara inanan ABD'li dahil saftorik diplomat. Bilinçli şekilde dezenformasyon da mutlaka söz konusudur. Ancak dikkat ederseniz yayınlanan kriptolarda diplomatların kaynaklarının isimleri kimi zaman silinmiş. Buna rağmen artık birçok insanın Amerikalı diplomatlara bilgi vermekten kaçınacağı kesin. Şu sıralar dünyanın çeşitli başkentlerinde "Benim ismim de çıkacak mı" korkusuyla soğuk ter döken binlerce insan vardır. Bir de Hillary Clinton'ın, diplomatlara, yabancı meslektaşlarının kredi kartı ve benzeri özel bilgileri edinmeleri talimatı varmış. Nasıl olacak bu iş? İş yemeğinde, konuğu tuvalete gittiğinde cüzdanını mı karıştıracak? Gülünç.
Peki Wikileaks, bu kriptoları yayınlayarak nasıl bir fayda sağladı? Bunları önümüzdeki günlerde uzun uzun tartışacağız. Ama şimdiden olası zararları ortada. Amerika, en yakın müttefikleri dahil olmak üzere uluslararası ilişkileri derin yaralar alacak. Birçok kişi birbirinin yüzüne zor bakacak. İsimleri geçen kimi diplomatlar belki bazı ülkelerde tekrar görev yapamayacak: Farz edelim ki John Smith adında orta düzey ABD diplomatı, Erdoğan hakkında korkunç iddialar içeren bir kripto yazdı. İleride aynı John Smith, büyükelçi olarak Ankara'ya gelmek istese ve Erdoğan hâlâ iktidardaysa nasıl olacak bu iş? Oysa Smith belki tüm kariyerini bu hedefe odaklamıştır. Türkçe öğrenmiştir vesaire...
İsimleri ifşa edilen kaynaklara gelince... Bilgiler AK Parti'nin içinde büyük huzursuzluklar yaratacak nitelikte. Başbakan'a yakın hangi kaynaklar ABD'lilere bilgi sızdırıyor? Bir cadı avı başlarsa hiç şaşmam.
Kriptolar, ABD'nin diğer ülkelerle ilişkilerini zedelemekle kalmıyor, diğer ülkelerin birbiri hakkında sarfettikleri olumsuz sözleri ortaya dökerek aralarındaki ilişkileri de zorluyor. Yoksa abartıyor muyuz? Ne de olsa diplomasinin özünde "mış" gibi yapmak yatmıyor mu? Amerikalı yazar Caskie Stinkett, diplomatları, "Size 'cehennem ol' derken o yolculuğa sizi özendirecek kadar usturuplu konuşan kişi" olarak tarif etmiş. Wikileaks'le birlikte yolculuk bakalım nereye?