Adaletin bu mu dünya
ASLINDA bugün Wikileaks yorumlarına devam edecektim. Özellikle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, ABD'li diplomatları merkezlerine yolladıkları kriptoların içeriğinden ötürü mahkemeye verme arayışları, uluslararası ilişkiler literatüründe sanırım şu ana kadar rastlanmamış bir olay.
Neyse... Bugün aziz dostum ve mesleğimin en saygın isimlerinden Milliyet yazarı Belma Akçura'nın başına gelenler, Türkiye'deki adalet sisteminin güvenilirliği konusunda yeni tartışmalara zemin hazırlayacak nitelikte. Daha çarşamba günü DİSK'in kurucu başkanı Kemal Türkler'in katil zanlısı Ünal Osmanağaoğlu'nun yargılandığı dava zamanaşımından düşünce Türkler'in kızı Nilgün Soydan isyan etti. Dosyayı AİHM'ye götüreceğini belirten Soydan, "Artık üzülmüyorum, sadece bu ülkede doğduğum için üzülüyorum" dedi.
Bugün benzer görüşleri, yaptığı dürüst ve titiz gazeteciliğiyle anılan sevgili Belma'dan işittim. İşte Belma'nın başına gelenler:
"Derin Devlet Oldu Devlet adlı kitabımda, bir dönem Nenehatun Yurdu'nda kalan Abdullah Çatlı'nın sağ kolu olarak bilinen ülkücü Nevzat Bor'a hakaret ettiğim gerekçesiyle mahkeme bana üç ay mahkûmiyet verdi. Yargıtay da 2 Aralık günü cezayı onadı. Oysa kitabım incelense Nevzat Bor hakkında değil hakaret, bütün gazetelerde önceden yazılmış tek bir bilgi dışında hiçbir şeye rastlamak mümkün değil. Kaldı ki o bilgide '12 Eylül öncesi işlediği bir cinayet iddiasıyla aranan Abdullah Çatlı yakalandığında yanında Nevzat Bor vardı' diyorum. O kadar. Nevzat Bor hâlâ ülkücü sitelerde boy gösteren biri. Bu ilişkisi saklı değil."
Bir kişinin herhangi bir iddiaya hedef olmadan sadece Çatlı'nın arkadaşı olduğu bilgisi bile bir yazarı mahkûm ettirmeye yetiyormuş demek ki. Veya başka bir ifadeyle, Susurluk olayını ve daha genel anlamda derin devleti deşifre etmeye çalışan gazeteciler dün olduğu gibi bugün de susturulmaya çalıştırılıyor. Davayı AİHM'ye taşımaya karar veren Belma, paraya çevrilen cezayı şaka yollu, "İkide bir düşünce özgürlüğünden bahseden Baş-bakan'ın ödemesi gerektiğine inanıyorum" diyor. "Ayrıca kitapta aslında hiç incelemediğim Nevzat Bor bu kadar rahatsız olduğuna göre gerçekten incelenmeye değermiş. Bu dava vesilesiyle bunu da öğrenmiş oldum ve tam da bu nedenle hakkında bu kez sadece onu anlatan bir kitap üzerinde çalışıyorum"
diyerek sözlerini sürdürüyor.
HANEFİ AVCI'DAN YENİ MEKTUP
Bu arada Belma'ya Silivri'de tutuklu bulunan Emniyet Müdürü Hanefi Avcı'dan mektup geldi. Korkunç bir el yazısıyla kaleme alınan 11 sayfalık mektupta Avcı, Akçura'nın bazı sorularına yanıt veriyor. Bildiğiniz gibi Belma, geçtiğimiz aylarda "Teşkilatın Adamları" adında bir kitap yayınladı. Bu kitapta Hanefi Avcı ve MİT görevlisi Mehmet Eymür ile yaptığı uzun söyleşilere yer vermişti. Peki, mektupta yeni, çarpıcı bilgiler var mıydı? 28 Şubat sürecinde Avcı'nın Fethullah Gülen ile görüştüğü ve görüşmede Avcı'nın Gülen'e tepeden baktığı, saygısızlık ettiği iddia edilmişti. Avcı, mektubunda olayın hiç de öyle olmadığını savunuyor. Mektupta bu iddiayı şu sözlerle yalanlıyor: "Fethullah Hoca ile görüşme hiç de öyle anlatıldığı gibi değildi. Daha ziyade Fethullah Gülen'in yazdığı bir makalede benim için 'kahraman' benzetmesi yaptığı bana iletildi. O görüşme de küçük çapta bir hadise olarak verilmişti. Hiç de söylendiği gibi değildi. Cemaat aksine bana övgüler düzüyordu. Bunu herkes biliyor."
Hanefi Avcı, AK Parti'nin kapatılması yönünde çalıştığı iddialarına ise "Çok saçma" diyerek söze başlıyor. "Siyasi olarak tarafım yok. Ancak birçok açıdan demokratik açılım, AB vs. politikaları destekleyen biriyim. En yakın arkadaşım, bizim teşkilattan AKP adayı olmuştur: Hüseyin Özalp. AKP içinde onlarca tanıdığım var ve AKP'nin içinde de cemaatten rahatsız çok çevre var. Polis teşkilatında öyle grup mrup yok. Cemaat ve karşı olanlar var."
Evet sevgili okuyucular, VVİkileaks kadar bomba bilgiler içermesedahi Belma'ya , mektubun bir kısmını bizlerle paylaştığı için teşekkür ediyoruz. Devamını "Teşkilatın Adamları"nın önümüzdeki günlerde çıkacak yeni baskısında okuyabilirsiniz.