Ilımlı İslam modeli
WIKILEAKS bombası patladığından beri Washington'daki kaynaklarımızla daha sık görüşür olduk. Bu vesileyle de Türkiye'yle ilgili bazı ilginç "itiraflar" duymaya başladık. Sanki diplomatlarının en mahrem yazışmaları ortaya dökülmesiyle birlikte ABD'li yetkililer, "Battı balık yan gider" diyerek daha rahat mı konuşmaya başladılar ne? Bu "itiraflardan" biri hiç de sürpriz sayılmayacak cinsten. Ancak resmi ağızlarca teyit edilmesi oldukça önemli: Evet Amerika, Türkiye'ye "ılımlı İslam modeli" olarak dört kolla sarılmış.
Kaynaklarımızdan biri konuyu şöyle özetliyor: "11 Eylül şokundan sonra harıl harıl Müslüman ülkelere örnek olabilecek, ABD ile de yakın ilişkileri olan 'ılımlı İslam modeli' arayışına girdik. Tam da o esnada karşımıza Türkiye'de kökleri siyasal İslam'a dayanan yepyeni bir parti çıktı: Adalet ve Kalkınma Partisi. Siyasal İslam geleneğinden türemesine karşın bu parti demokrasiden bahsediyordu, temel hedeflerinin Türkiye'yi Avrupalı Birliği'ne sokmak olduğunu söylüyordu, başörtülü kadınların üniversitede eğitim görme hakkından bahsediyordu. Biz de çok heyecanlandık, AK Parti'ye büyük umutlar bağladık. İlk iktidara geldikten sonra gerçekleştirdikleri reformlar bu umutlarımızı iyice pekiştirdi. Arada zinayı yasaklama gibi ufak tefek fireleri görmezden geldik. Ama gel gör ki şu anda Türk-Amerikan ilişkileri uzun yıllardır olmadığı kadar dalgalı."
Anlaşılan Washington'da kimilerin hesapları çarşıya uymadı. Evet, AK Parti demokrasiden bahsediyordu, Avrupa Birliği üyeliğine en azından ilk yıllarda asılıyordu. Medeni ve ceza kanunlarında yaptığı değişiklikler devrim niteliğindeydi. Ancak bunları yapan AK Parti, ABD'ye ve israil'e kafa tutabiliyordu ve tam bu sayede "model" olarak sunulduğu islam coğrafyasında daha da fazla puan topluyordu.
ABD BÜYÜKELÇİSİ NE ZAMAN GELECEK?
Washington'dan edindiğimiz izlenim, Ankara'ya atanan eski Kahire Büyükelçisi Frank Ricciardone'nin gelme olasılığının iyice zayıfladığı, yerine Ankara'da Ross Wilson döneminde (2005-2008) orta elçi görevini yürüten Nancy McEldowney'nin atanabileceği yönünde. Bulgaristan'da büyükelçilik yapan McEldowney, halihazırda ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa bürosunda ikinci "adam" pozisyonunda. Büronun başında bulunan Müsteşar Yardımcısı Phil Gordon ile yakınlığıyla biliniyor. Ricciardone'nin önünü kesen Cumhuriyetçi Senatör Sam Brownback, gerekçe olarak Ricciardone'nin bulunduğu ülkelerde rejimlere "fazla yaklaştığını", "hak ihlallerine" yeterince hassasiyet göstermediğini öne sürmüştü.
Obezite
ÖZELLİKLE genç kızlığımda kilolarıyla boğuşan birisi olarak Ayşe Arman'ın obezite hakkındaki yazı dizisini ilgiyle okuyorum. Gerçi ben zıt problemi yaşıyordum. Aşırı zayıftım. Boyum 1.53, kilom ise yıllarca 38, 39 civarında seyretti. Sürekli, "Ne kadar zayıfsın, çöp gibisin, çocuk gibi duruyorsun" laflarından iyice bunalmıştım. Ve çocuk mağazalarından alışveriş yapmak zorunda kalıyordum. Günümüzde obezite gerçekten son derece tehlikeli boyutlara ulaşmış durumda. Geçtiğimiz eylül ayında açıklanan OECD verilerine göre, 33 en zengin OECD ülkesinde altı yetişkinden biri obez. 15'inci sırada yüzde 15'lik payla Türkiye var.
En son araştırmalara göre obezlik, kadınlarda meme kanserini tetikliyor.
Arman şu ana kadar daha çok mizahi dille obez kişilerin umumi mekânlarda, sosyal ortamlarda nasıl dışlandığı üzerinde durmuş. Güzel enstantaneler yakalamış, işyerinde yaşadıkları ayrımcılığı da araştıran Arman, önümüzdeki günlerde bu konulara da değinecekmiş. Kendisini tebrik ederiz. Ancak dizide kullanılan bazı fotoğraflar, örneğin tepsideki böreklere iştahla bakan, bir elinde pamuk şekeri diğerinde ağzına tıktığı sandviçle poz veren "şişko" Ayşe Arman, obezlerin dramını sanki karikatürize eder nitelikte. Eminim ağır sağlık sorunları yanı sıra derin travmalar yaşayan obezler, o fotoğrafları çok da komik bulmamışlardır...