Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BUGÜN, Türk Hava Yolları'nın Los Angeles Lakers takımının yıldızı Kobe Bryant'ı reklam yüzü olarak kullanmaya ilişkin ucube kararını değerlendirecektim. Bryant, 2004 yılında 19 yaşında bir genç kız tarafından cinsel ilişkiye zorlanmakla suçlanmıştı. İlişkiyi itiraf etmek zorunda kalan Bryant, kadınla anlaşınca (yüklü tazminat ödediği iddiaları ortalıkta uçuşmuştu) paçayı kurtarmıştı. Tam yazıya başlayacakken bir tekzip metniyle karşı karşıya kaldım. Bu benim için bir ilk. Yani milli oldum.

        Tekzip edilen ise geçtiğimiz hafta gazeteci-yazar Belma Akçura'nın uğradığı haksızlıkları konu ettiğim "Adaletin Bu mu Dünya" başlıklı yazım. Ülkücü camiadan Nevzat Bor adında bir şahıs, Belma'ya yazdığı bir kitaptan ötürü dava açmış ve kazanmıştı. Belma da kitabında Bor'a hakaret içerikli herhangi bir atıfta bulunmadığı halde mahkemenin kendisini cezalandırması kararını AİHM'ye taşıyacak. Belma'nın serzenişlerinden rahatsızlık duyan Bor'un da cevap hakkı olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla benimle de ilgili naçizane görüşler içeren "ihtar" mektubuna yer vermekte beis görmüyorum. Yer kıtlığından dolayı kısaltarak aktarıyorum.

        CEVAP VE DÜZELTME

        Gazetenizin 03.12.2010 adresli internet sayfası ve 03.12.2010 tarihli nüshası 11. sayfasında en sağdaki sütunda Amberin Zaman isimli köşe yazarının "Adaletin bu mu dünya" başlığı ile bir yazısı yayımlanmıştır. Yazı, şikâyetimiz üzerine müvekkilim Nevzat Bor'a hakaret fiilini işlediği için Türk bağımsız yargısı tarafından cezalandırılan Belma Akçura'ya verilen son derece adil ve hukuka uygun bir cezanın Yargıtayımız tarafından onaylanmış olmasına karşı müvekkilim şahsında kararı veren Türk adaletinin tüm kademelerini karalayarak Belma Akçura isimli hükümlüyü temize çıkarmak maksadını taşımaktadır. Yazar tarafından hükümlü kişinin açıkça gerçekdışı olduğu anlaşılabilecek ifadeleri hiçbir şekilde araştırılmadan yazı konusu yapılmıştır... İfade etmek için utanma duygusunun yokluğu gereken beyanlarıyla basın ahlakı ve basın yasaları çiğnenmiştir.

        Yazı konusu kişi fiilini, "Oysa kitabım incelense Nevzat Bor hakkında değil hakaret, bütün gazetelerde önceden yazılmış tek bir bilgi dışında hiçbir şeye rastlamak mümkün değil. Kaldı ki o bilgide '12 Eylül öncesi işlediği bir cinayet iddiasıyla aranan Abdullah Çatlı yakalandığında yanında Nevzat Bor vardı' diyorum. O kadar" şeklinde tarif ederek yalan beyanda bulunmuştur. Kitabının içerisinde düzeltme yazımızın hacmine sığamayacak kadar sayfalarca seviyesiz hakaret ifadeleri mevcuttur. Ancak Sayın Yazar, arkadaşı Hükümlü'nün bu beyanlarını yok sayarak mesleki dayanışma için hem müvekkilime hem de adalete saldırı sayılabilecek şekilde yazabilmiştir.

        Müvekkilim, 1978 yılında gözaltına alındığında yasal bir dernek olan Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı olan Abdullah Çatlı ile birlikte yolculuk yapıyor idi. O güne kadar Abdullah Çatlı hakkında herhangi bir araştırma ve soruşturma yok idi. Nitekim Abdullah Çatlı, diğer şahıslar ile birlikte serbest bırakılmıştı. Müvekkilim ise önce ağır işkencelerden geçirildi. Sonra hakkında uydurulan ve isnat olunan bir davadan dolayı tutuklandı. Sıkıyönetim ilanı ve malum 12 Eylül darbesi nedeni ile 4 yıldan fazla mahkeme yüzü bile görmeden 6 yıla yakın Mamak Askeri Cezaevinde tutuklu kaldı. 1983 yılı Kasım ayında "Beraat" ederek tahliye oldu.

        Tahliye olduktan sonra ise Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirip, yüksek lisans ve mesleki çalışmalar için ABD'ye gitti. Kendisi hayatının her safhasında ülkücü olduğunu gurur ile beyan etti. Yüreğindeki vatan sevgisi ve bu istikamette kullandığı düşünce ve kaynakları ile sosyal ve ekonomik hayatta güzel hizmetlerde bulundu. İnsanların sevinmesine, mutlu olmasına vesile oldu. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.

        İhtar eden Nevzat BOR Vekili Av. Aytekin EROL

        Diğer Yazılar