Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        CHP'nin olağanüstü kurultayını izlemek üzere Ankara'dayız. Kurultayın yapıldığı Atatürk Spor Salonu hıncahınç dolu. Herkes Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçim manifestosu niteliğindeki konuşmasını büyük merak ve heyecanla bekliyor. Ne var ki Kılıçdaroğlu, referandum öncesi yaptığı konuşmalardan pek farklı bir şey söylemiyor.

        Kongreyi izleyen meslektaşlarımızın birçoğu aynı görüşte. "Vizyon sunmadı, suya sabuna dokunmadı, 'Kürt' sözcüğünü ağzına dahi almadı" yorumları havada uçuşuyordu medya kulislerinde. Evet Kılıçdaroğlu bol bol popülizm yaptı. Yoksulluk, işsizlik ve yolsuzluk üzerinden AK Parti iktidarını vurdu. Türkiye'de 4 milyon kadının okuma yazma bilmediğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, kadın-erkek eşitliği konusunda büyük vaatlerde bulundu ama 80 kişilik yeni parti meclisine ancak 20 kadın girebildi. Ve evet "Kürt" sözcüğünü ağzına almadı. Türkiye'nin en derin ve çetrefil sorunu olan Kürt sorunuyla ilgili elle tutulur bir çözüm sunmadı. Dolayısıyla "Kılıçdaroğlu'nun 'değişim' vaatleri havada kaldı, altı dolmadı" diyebiliriz. Yani "İktidar alternatifi olma potansiyeli yok", "CHP eski tas eski hamam" deyip çıkabilirdik oradan. Ama ben şahsen öyle düşünmüyorum.

        Kılıçdaroğlu'nun stratejisi, liberallerin (ben dahil) sıkça öğütlediği gibi AK Parti'yle reformlar bazında yarışarak değil ortalama vatandaşın derdine deva sunmakta, halkçı, dürüst imaj çizmekte yatıyor. Net bir pozisyona kendisini hapsetmeden 9 yıllık AK Parti iktidarına tepki duyanların oylarını çekmek istiyor. "Kürt" sözcüğünü kullanmadı ama milliyetçilik de pompalamadı, "İrtica hortluyor" nutukları da atmadı, "Aman ülke bölünüyor" paranoyaları da aşılamadı, askere de övgüler düzmedi. Aslında bu anlamda bildiğimiz klasik CHP çizgisinden uzaklaşmış oldu. Liberaller memnun değildi ama görüşlerine başvurduğum birçok CHP gönüllüsü ve delege gayet memnundu. Ve şu açık ki Kılıçdaroğlu artık partisinin tartışılmaz lideri.

        Bence Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP'nin kodları Kemal Bey'in konuşmasından ziyade blok liste şeklinde sunulan yeni parti meclisindeki isimlerde yatıyor. Bunların arasında en dikkat çekici yeni üyelerden biri eski Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu. Uzun yıllardır hak ihlalleri davalarına bakan ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı'nın Diyarbakır Şube Başkanlığı'nı yürüten Tanrıkulu, PKK şiddetini açık biçimde kınama cesaretini gösteren ender kanaat önderlerinden biri. Ancak aynı zamanda Kürtlerin birçok talebini, anadilde eğitim olsun, daha fazla idari özerklik olsun hararetle savunan bir figür.

        Uzun yıllardır tanıdığım Tanrıkulu'na sordum, "Kürt sözcüğünü ağzına almayan bir liderin partisine nasıl girmeye karar verdin?" diye. Tanrıkulu, "Kürt sorununun esas çözümü dönüştürücü bir Anayasa'da yatıyor ve Kemal Kılıçdaroğlu, bütün kesimlerin taleplerine cevap sunacak yeni bir Anayasa vaat ediyor" dedi. Tanrıkulu'na göre, Kılıçdaroğlu'nun seçim barajını düşürme sözü de Kürt sorununun çözümüne büyük ölçüde katkı sunuyor. Seçim öncesi CHP'nin yeni vizyonunun daha net biçimde ortaya konulacağını iddia eden Tanrıkulu, yeni partisinin yeniden sosyal demokrat çizgiye çekileceğine inanıyor.

        Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini desteklediğini söyleyen ama bunun dışında dış siyasete pek değinmeyen Kılıçdaroğlu'nun, AB konusunda uzman isimlerden Prof. Atilla Eralp'i danışman kadrosuna kattığı aldığımız duyumlar arasında.

        Eski Dışişleri Müsteşarı Faruk Loğoğlu'nun PM listesinde yer alması, CHP'nin uluslararası ilişkiler konusunda daha somut öneriler ve eleştirilerle karşımıza çıkacağına işaret ediyor.

        "Endişeli modernler" kavramını ortaya atan sosyolog ve Radikal'in çiçeği burnunda köşe yazarı Binnaz Toprak, parti meclisinin yeni isimlerinden. Üniversitelerdeki başörtüsü yasağına karşı çıkan Toprak, aynı zamanda taşrada artan mahalle baskısını belgeleyen alan çalışmalarıyla da dikkatleri çekmişti.

        Peki Kılıçdaroğlu, kendi güdümündeki CHP'yi iktidara taşıyabilir mi? Son kamuoyu yoklamalarına göre CHP yüzde 30'lara tırmanmış görünüyor, ancak AK Parti yüzde 40'la açık farkla önde. Yine de AK Parti'nin yerinde olsaydım pek de rehavete kapılmazdım. Bir arkadaşımın dediği gibi: Kılıçdaroğlu "küçücük, fıçıcık, içi dolu turşucuk".

        Not: Bu yazı yazıldığı sırada parti meclisi listesi henüz oylanmamıştı.

        Diğer Yazılar