Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        2000’de domuz bağıyla öldürülen, cenin pozisyonunda gömülen, kafatasına beton çivisi çakılmış, kol ve bacakları kesik cesetlerin çıkarıldığı mezar evler ve 188 cinayetle Türkiye’yi dehşete düşüren Hizbullahçılar, 10 yılı aşan tutukluluk yüzünden serbest kaldı. Bunlar yaşanırken örgütten üst düzey birinin 1993’te Cumhurbaşkanlığı’na mektup yazıp devleti uyardığı ortaya çıktı. Dönemin Emniyet Müdürü Mehmet Ağar ise “Yakalanmaları fayda sağlamaz” diye işlem yapmamış.

        Ocak 2000’de Hizbullah’a indirilen son darbeden 7 yıl önce, Ekim 1993’te Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanı olduğu dönemde, örgüt içerisinde üst kademelere kadar geldiğini söyleyen ancak ismini saklı tutan bir kişi, Köşk’e bir ihbar mektubu gönderdi.

        ‘Üst kademeye gelmiş biriyim’

        Mektupta şu bilgilere yer veriliyor. “Hizbullah içerisinde üst kademelere kadar gelmiş bir kişiyim. Doğrusu önceleri severek ve isteyerek bu işi gönüllü yaptım. Ancak sonradan hayal kırıklığına uğradım. PKK terör örgütüne karşı olmaları hesabıyla her türlü yardımı yaptım. Şu an bile yapmak mecburiyetim var çünkü davadan dönen vurulur. Güvenilir kişiler arasındayım. Her türlü emellerini şu an görmekteyim. Gördüğüm için de hayal kırıklığına uğradım.”

        ‘Neden hayal kırıklığı yaşadım’

        “... Hayal kırıklığımın sebebi ise bu örgütün Apoculara karşı olduğu gibi devletin birlik ve bütünlüğüne karşı oluşudur. Bu derece vatan ve millet düşmanı olduklarını bilmiyordum.” “... Şimdiki durumlarından söz edersek devlete ve bilhassa askeri birlik ve polise nasıl bir darbe indireceklerini hesap etmektedirler. D.Bakır ve Batman’a büyük bir askeri yığınak yapmakla meşguller. Tedbir alınmazsa büyük felaketler olacak. D.Bakır ve Batman olmak üzere bazı yerleşim birimlerinde çok genç ve çocuk yaştaki insanlar intihar saldırıları gibi eylemlerle gece gündüz eğitilmektedirler. Devlet bütün bunlara seyircidir. Ama bunun faturasını çok ağır bir şekilde ödeyecek. Getirdikleri gençler İdil, Gercüş, Nusaybin, Kızıltepe, Silvan, Cizre, Silopi ve kırsal kesimlerinden.”

        ‘PKK’ya hem karşılar hem de eylemlerini destekliyorlar’

        “...İşin ilginç tarafı PKK ile vuruştukları halde PKK’nın askere, polise ve halka eziyetini hoş karşılıyorlar. Kendileri de bu taktikleri benimseyip tatbik ediyorlar. Adam kaçırmalar, rehin almalar, haraç almalar, köylüye eziyet vermeler, kendileri gibi düşünmeyen kim olursa olsun kafir görmeleri bunun belli başlı örnekleridir.”

        ‘Lider Velioğlu Diyarbakır’da’

        “Zamanı gelirse bunları yer ve mekân göstererek ispat edeceğim. Kendimi açığa vurmak istemiyorum. Ortam sağlanırsa her şeyi açık seçik beyan edeceğim” ifadelerinin de yer aldığı ihbar mektubunda örgüt üyeleri de deşifre ediliyor:

        “... Şu anda TP güvenlik biriminde ‘özel güvenlik’ olarak çalışmaktayım. En son edindiğim bilgiler ışığında size örgüt kadrosundan ve bazı kullandıkları yerlerden söz edeceğim. Örgüt lideri Hüseyin Velioğlu’dur. Önceleri sık sık görüştüğüm insanlardandır. Ama şimdi Diyarbakır’da gizli tutuluyor. M.Beşir Varol (Molla Muheme) kod ismiyle bilinir. Edip Gümüş, İsa Altsoy, Selahattin Uruk, Ahmet Seyidolu, D.Aziz Tunç gibi kişiler olayları tezgâhlayan ve Hizbullah örgütünün üst kademedeki kişileri. Ölüm fetvalarını da çıkaranlar başta Molla Muheme, Molla Mustafa (Ergani’dedir) ve Molla M.Ali Zay adlı örgüt hocalarıdır.”

        ‘Devlete karşı hesapsız kinliler’

        Hizbullah örgütünün eğitimini üstlenip evlerini ve maddi imkânlarını açanların isim isim yazıldığı ihbar mektubunda “Günden güne gelişmekte olan bu örgüt, pek yakında PKK’dan daha beter terör havası estirecektir. Çünkü devlete karşı hesapsız kini vardır... Halk bunların devlet tarafından kullandığını söylüyor... Haliyle yaptıkları zulümleri de devlete mal oluyor. Ben vazifemi yaptığım ve gerekenleri ilettiğimi ve iletmeye devam edeceğimi bildirirken kendimi yaptıklarıma karşılık vicdanen rahat hissediyorum. Takdir sizlere kalıyor. İhmal edilmesi halinde felaketleri hep beraber seyredeceğiz.”

        Cumhurbaşkanlığı: İhbarı değerlendirin

        21 Ekim 1993’te Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Necdet Sekinöz imzasıyla söz konusu ihbar mektubu, dönemin Başbakanı Tansu Çiller’e gönderildi. İhbar mektubunun değerlendirilmesi, güvenlik birimlerine bildirilmesi ve gerekli tedbirlerin alınması, sonucunda da Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ne bilgi verilmesi istendi.

        Emniyet: Devlete karşı eylem stratejileri yok

        Yapılan değerlendirme sonrasında dönemin Emniyet Müdürü Mehmet Ağar imzasıyla ilgili birimlere şu açıklama gönderildi:

        “...İhbar mektubunun yeni bilgiler verme yerine, geçmişte illegal örgüte yönelik olarak yapılan çeşitli operasyonlarda yakalanan kişiler hakkındaki bilgileri ihtiva ettiği, içeriğinde somut yeterli bilgilerin bulunmadığı görülmüştür.”

        “...Anayasal sistemimizi yıkarak yerine şeri kuralları esas alan bir rejim kurma amacını güden yasadışı Hizbullah örgütü stratejisi gereği güvenlik kuvvetleri ve devlet aleyhine herhangi eylemden kaçınmaktadır. Ancak yeterli taban ve güce sahip olduklarında nihai hedeflerini gerçekleştirmek amacıyla devlete yönelik faaliyetlere girebilecekleri değerlendirilmektedir. Bahse konu ihbar mektubunu esas alarak; örgüt mensubu oldukları bilinen şahıslara yönelik yakalama amaçlı bir operasyonun bu aşamada beklenen faydayı sağlamayacağı gibi yakalanacak kişiler delillendirilemeyeceğinde n, cezalandırılmalarının da mümkün olamayacağı, bu nedenle hedef şahıslara yönelik istihbari mahiyetteki çalışmalara devam edilerek elde edilecek bilgiler ışığında hareket edilmesi daha uygun olacaktır.”

        Diğer Yazılar