Mübarek: Game over
BUGÜN Mısır’da rejimi sallayan halk ayaklanması birinci haftasını dolduracak. Kimilerine göre devrim niteliğindeki kitlesel gösterilerin öncüleri, bugün tüm Mısır halkının sokağa dökülmesi için çağrıda bulundu. Hedef aynı. Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’i istifaya zorlamak.
Fransız eritme peynirinin logosundaki gülen ineğe benzerliğinden ötürü “La Vache qui rit” lakabıyla tanınan Mısır’ın 82 yaşındaki diktatörü, koltuğuna inatla yapışıyor. Yüze yakın insan öldü, gösteriler tam gaz sürüyor ve rejimin en önemli müttefiki Amerika Birleşmiş Devletleri, “demokrasiye barışçıl geçişin sağlanması için gerekli reformların yapılmasını” talep ediyor. Yani “git” diyor.
Ama Mübarek gitmiyor. Ordu dahil olmak üzere tüm baskı araçlarını devreye soktu. Tek verdiği “taviz” kabinede sembolik bir revizyona gitmek ve istihbarat şefi Ömer Süleyman’ı cumhurbaşkanı yardımcısı atamak. ABD ile radikal İslamcılara karşı işbirliğinde kilit isim olarak bilinen Süleyman ise halk nezdinde işkenceci başı olarak biliniyor. Şaka gibi.
Mısır’daki olup biteni en deneyimli uzmanlar bile anlamakta zorluk çekiyor. Sokaklara dökülen yığınlar hiçbir şekilde homojen değil. Yüzde 20 oya sahip Müslüman Kardeşler’in dışındaki grupları çoğunlukla Facebook ve Twitter neslinin simgelediği gençler oluşturuyor. Ve onların başlıca talepleri demokrasi. Ancak onların dışında yüz binlerce itilmiş kakılmış Mısırlının birincil derdi aş, iş, biraz adalet. Organize muhalefetle bu kitleleri birleştiren nokta, her ikisinin Mübarek’i istememeleri.
Ordu kökenli Mübarek’i aslında ülkenin her alanına nüfuz eden Mısır Silahlı Kuvvetleri de istemiyor. Çünkü 30 yıldır ülkeyi soyup soğana çeviren ve oğlunu kendi yerine hazırlayan Mübarek artık rejime zarar verir hale geldi. Öyle ki Wikileaks sitesinde yayınlanan ABD’li diplomatların Kahire’den geçtikleri kriptolardan öğreniyoruz ki ordu darbeyi bile gündeme getirmiş. Ne var ki halk generallerden önce davrandı. Mübarek istediği kadar dirensin, artık göstericilerin ellerindeki dövizlerin dediği gibi “Game Over.”
Esas mesele Mübarek gidince yerine kimin geleceğinde yatıyor. 1979 yılında İsrail’le barış imzalayarak Yahudi devletine hayat öpücüğü konduran Mısır’da iktidara kimin geçtiği kritik önemde. ABD’nin gönlünde yatan aslan, “istikrarı” yeniden tesis eden ve ülkeyi eylül ayı içinde yer alması planlanan başkanlık seçimlerine hazırlayan bir geçici hükümet mi gerçekten? Filistin’de Hamas’ı iktidara taşıyan hür ve demokratik seçimler ya memleketin en örgütlü hareketi olan Müslüman Kardeşler’i getirirse? Bu Amerika ve tabii ki İsrail açısından felaket senaryosu teşkil eder. Müslüman Kardeşler her ne kadar yıllardır şiddetin her türlüsünü meşru saymasa da Batı’da ısrarla “terörist” olarak damgalanıyor.
Washington açısından daha makbul senaryo, muhalefetin sembolik başkanlığına oturtulan eski Uluslararası Atomik Enerji Kurumu Muhammed El Baradey’in kazanması olur. Ama onun kuracağı herhangi bir hükümet, mutlaka Müslüman Kardeşler’le iktidarı paylaşmak zorunda kalır. Bu senaryolar tabii tam da senaryo. Zira Mübarek aracılığıyla da olsa 1952 yılından beri gücü elinde tutan Mısır ordusu acaba gerçek anlamda demokratik seçimlerin yapılmasına razı olur mu peki? Başka bir ifadeyle, kışlaya dönmeye hazır mı? Bu sürecin Türkiye’de ne kadar yavaş ve sancılı geliştiğini düşünecek olursak bu sorunun “evet” olması son derece zayıf bir ihtimal. Mısır uzmanı filan değiliz ama bir de ABD’den gelen milyarlarca dolar ve askeri yardım var. Bu yardımın temel şartı Mısır’ın İsrail ile sulh içerisinde yaşaması. Orduyu dışlayan Müslüman Kardeşler’i içeren ve henüz denenmemiş sivil siyasetçiler tarafından yönetilen 80 milyonluk bir Mısır ürkütüyor. Halkın taleplerini kim takar. Tıpkı yıllarca Türkiye için de iddia edildiği gibi “Mısır demokrasiye henüz hazır değil” fısıltılarını duyar gibiyim. Peki Nil Nehri’nin sahillerinde, Suez’de sokak aralarında can verenlerin kanları yerde mi kalacak? “La Vache qui rit” gitsin, biraz reform makyajlı başka bir öküz gelsin, bunu için mi yani? Keşke Mısırlı generaller arasından bir Hilmi Özkök çıksa. Neden olmasın...