Şirince'ye sahip çıkalım!
DİLBİLİMCİ yazar Sevan Nişanyan, uzun yıllardır İzmir’in Selçuk İlçesi yakınlarındaki Şirince Köyü’nde mucizeler yaratıyor. Evleri restore ediyor, bağ evleri inşa ediyor ve doğanın kucağında kafanızı dinleyebileceğiniz bir cennet sunuyor. Ama devlet buna izin verir mi hiç! Nişanyan vermesi için epeyce çabaladı. Baktı olmadı, sebat etti, inat etti ve Şirince’yi kurdu. Devlet dava açtı. 10 ay hapis yattı. Bir 16 yıl daha yatması isteniyor. Ve onca özenle yaptırdığı evler de yakında yerle bir edilecek. “Nedenlerin arasında en önemli olanı herhalde Ermeni olmam” diyor Nişanyan. Bunu ispatlamak mümkün değil. Ama Şirince’yi gören herkes, “Nasıl olur da devlet bu evleri yıkmaya kıyar, bir uzlaşma zemini bulmaz” sorusuna bir cevap vermekte zorlanır herhalde. Benim zorlandığım gibi.
Olayı bir de Nişanyan’ın ağzından dinleyelim: “Son anda beklenmedik bir gelişme olmazsa Nişanyan Evleri önümüzdeki on-on beş gün içinde yıkılacak. Selçuk Kaymakamlığı 18 Ocak’ta yıkım işini ihale etmiş. İlk partide ana binamız olan Köşk’ü, ilk göz ağrımız Kerevetli Ev’i, bir de Nesin Vakfı’nın malı olan Hamamlı Ev’i yıkacaklarmış. İl Özel İdaresi ihale şartnamesine bilhassa not düşmüş, bunlar tamamen yıkılacak, yarım iş yapılmayacak... Bunlar ilk raunt. Daha sırada İlyastepe’deki bağ evleri, mermer havuz, kule, personel evi ve kendi evim var. Yaza kalmaz onlara da sıra gelir.
‘Yok canım daha neler’ diyor insan tabii. Biz de hep öyle dedik. Ortada başkasının hakkına tecavüz yok. Bu evler bana zarar verdi diyen kimse yok. Yıkacakları apartman filan değil; yüzlerce yıllık usullerle yapılmış mütevazı, sevimli köy evleri. Sit alanını bozdu deseniz, zaten Şirince’nin tarihi dokusu denen şey bunun gibi birkaç evden ibaret; ‘tarihi Şirince’ diye zaten bizim evlerin fotoğrafını çekiyorlar. İmar planına aykırı deseniz, imar planı her tarafından dökülüyor; bugün yarın iptal edileceği kesin.
Görebildiğim kadarıyla işin içinde bir ekonomik çıkar, bir rant beklentisi de yok.
Peki ne var? Söyleyeyim ne olduğunu: Bu evler devletten izin alınmadan yapıldı! Suç budur. Yıllar önce ilk evleri yaparken izin istedim, yalvardım, kapılarında bekledim, pis pis hakaretlerini sineye çektim, dünyanın parasını ve zamanını harcadım. Sonra yetti gayrı deyip yoluma gittim. Makamı dışında bir var oluş nedeni olmayan kapıkulları için bundan daha büyük suç yoktur. Mevcudiyetlerinin yegâne temeli olan ‘mevzuatın’ namusunu korumak için gözlerini kırpmadan cinayet işlerler. İşliyorlar.
BİR RÜYANIN SONU
Bu devirde, bu memlekette, modern şehir hayatının dışında da uygar, güzel ve üretken bir yaşam kurulabilir mi? Kurulabileceğini insanlara göstermeye çalıştım. Görüldü ki kolay değilmiş.
Haset, ırkçılık, cehalet ve zorbalık, cehennemin dört atlısı gibi insanın üstüne çullanırmış. ‘Bu memlekette sana Hodri Meydan Kulesi diktirmezler’ deyip beni akıl yoluna çağıran insanlara hep kulak tıkadım; onların yüzüne bir daha bakamam. ‘Bu ülkeye yatırım yapılmaz, çocuklarının rızkını burada çarçur etme’ diye yirmi seneden beri başımın etini yiyenlere karşı boynum bükük kalırım. Üzgün müyüm, depresyonlara mı düştüm? Hiç değil. Uzun zamandır kendimi bu kadar zinde ve neşeli hissetmemiştim desem belki şaşarsınız ama durum bu. Doğru olanı yaptım. Bir daha baştan başlasam gene aynısını değil, fazlasını yapardım. Sonuna kadar mücadele edeceğim. Kaybedersem de gereğini yapacağım. O kadar. Netlik güzel şey. İnsana şevk geliyor.
‘Güvercin tedirginliği’ filan beklemeyin benden. Bendeki, olsa olsa, devekuşu inadı.
ŞİRİNCE’YE DAVET
Desteğinize ihtiyacım var. Hem de çok. Buyurun Şirince’ye gelin. Varlığınızla bize güç verin. Bu zor ve güzel günlerde yanımızda olun. Bugünden 9 Mart’a kadar Nişanyan Evleri’nin ve Nesin Matematik Köyü’nün kapılarını herkese açıyoruz. Buyurun misafirimiz olun. Yüz kişiye kadar yerimiz var, yetmezse elbet bir çare buluruz. Müzik ya da tiyatroyla uğraşan eşiniz dostunuz varsa onları da çağırın, bir şeyler organize edip eğleniriz. Hep beraber bunlara meydan okuruz.
Kimbilir, belki Şirince’de elbirliğiyle bir ufak Tahrir Meydanı da inşa ederiz. Tanıdığınız herkesi davet edin lütfen. Bu mektubu tanıdıklarınıza iletebilirsiniz; dilediğiniz yerde yayımlayabilirsiniz.
Burada badem ağaçları çiçek açtı bile. Gelin, baharı beraber karşılayalım.”