Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        80'li yıllarda cereyan eden arabesk tartışmalarıyla birlikte "Beyaz" ve "Siyah Türkler" kavramı kısmen onun (ve tabii ki Orhan Gencebay) üzerinden şekillendi. Ama sonunda "sosyete kebapçılarıyla" birlikte İbrahim Tatlıses sınıfsal sınırları delerek kendini dayattı. Varoşlarda, Boğaz sahillerinde zengini fakiri onun türkülerine tempo tutup eşlik etti.

        Tatlıses olağanüstü sesi, zengin repertuvarı ve özel televizyonların da hayatımıza girmesiyle birlikte merkeze oturuverdi. Ses otoritelerine göre "Doğu'nun Pavarotti'si"ydi. Türkiyeyi anlamaya çalışan Batılılar, Tatlıses'in simgelediği sosyo-kültürel dünyayı irdelemeden ülkemizin kodlarını asla deşifre edemeyeceklerini bilirlerdi.

        Pazar gecesinden beri ölümle pençeleşen İmparator'u "kimin vurduğu" ve "neden" sorusu tüm gizemini korurken çeşitli teoriler şimdiden uçuşmaya başladı. Irak Kürdistanı'nda başta inşaat sektörü olmak üzere çeşitli yatırımları olan İbo'nun oradaki ortaklarıyla ihtilafa düştüğü ve onlar tarafından vurdurulduğu iddiası hayli rağbet görüyor. Bölgede önemli müteahhitlik projelerine imza atan Diyarbakırlı işkadını Ferda Cemiloğlu'na konuyu açtığımda böylesi bir senaryonun gerçek dışı olduğunu vurguladı.

        İbrahim Tatlıses'in Kerkük kökenli Reşit Seyit Kadir isimli işadamıyla Erbil-Süleymaniye yolu üzerinde 32 binayı tamamladığını anlatan Cemiloğlu, "İbrahim Tatlıses bu projenin daha ziyade reklam yüzüydü" diyor: "Bu projeler genelde yerel hükümetin tahsis ettiği araziler üzerinde gerçekleşiyor ve inşaat giderleri kooperatiflerde olduğu gibi alıcıdan toplanıyor. Bildiğim kadarıyla Tatlıses ve Kadir'in birbirleriyle alacaklı durumu yoktu. Hatta birkaç gün önce Kadir'in İstanbul'a gelip Tatlıses ile ortak kutlama yaptığı, projenin de reklam filmini hazırladığı aldığım duyumlar arasında.

        Aralarında problem yok gibiydi."

        Cemiloğlu'nun bu sözleri büyük ölçüde Tatlıses'in bir diğer ortağının dün yaptığı açıklamayla örtüşüyor. Düzgün Beyaz isimli ortak, aralarında birtakım ufak pürüzlerin olduğunu ancak Tatlıses'in bunları çözmek üzere önümüzdeki günlerde Erbil'e gideceğini kendisine telefonla aktardığını belirtti. Bölgedeki farklı kaynaklar, meselenin Tatlıses'in binlerce konut ve milyarlarca dolarla ifade edilen projeden alacağı komisyonla ilgili olduğunu savunuyorlar.

        Bir diğer senaryoya göre ise "Tatlıses'i PKK vurdu". Neden vursun ki? Batman'ın saygın gazetelerinden Batman Çağdaş Gazetesi'nin sahibi Arif Aslan'a sorduk. Aslan bu ihtimallin son derece zayıf olduğunu şu ifadelerle vurguladı:

        "2004 yılında o zamanki BDP'li Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan tarafından konser vermeye davet edilen Tatlıses bu talebi olumlu karşılamış, 300 bin seyirci önünde Kürtleri okşayan mesajlar vermişti. Çocukları dağda olan annelerin ellerini öpüp barıştan bahsetmişti. İlk Kürtçe şarkıları televizyonlarda o söyledi. O cesareti ilk İbo sergiledi. Bölgede herkes onu çok seviyor ve sağlığına kavuşması için dua ediyor."

        Bir de İbo'nun ezeli rakibi Şivan Perwer'i sözde AK Parti'ye yakınlaştığı için ölümle tehdit ettikleri öne sürülen militanlar, bölgedeki sert tepkiler karşısında bu iddiayı yalanlarken Tatlıses'i neden hedef alsınlar? Bana da çok mantıklı gelmiyor.

        Kimileri de "Derin devlet yaptı" diyor. Bu da saçma. Sanırım İbrahim Tatlıses olayının siyasi bir yanı yok. Daha ziyade içine ara ara daldığını tahmin ettiğimiz mafyöz çevrelerle bağlantılı bir hesaplaşma gibi gözüküyor. Ama yine de belli olmaz. Her halükârda umarız failler en kısa zamanda yakalanır ve cezalarını çeker.

        Dualarımız İbo için...

        Diğer Yazılar