Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        HAPSE atılacak gazetecilerden söz etmiyorum. (Hoş bu gidişle vardır daha içeri tıkılacak meslektaşlarım.) Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği ve çeşitli uluslararası basın ve insan hakları örgütlerinin ardından medyaya yönelik baskılar yüzünden Türkiye'yi kınamak için hangi Batılı kurum sırada? Bu seferki top bayağı ağır. Merkezi Viyana'da bulunan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT), Türkiye de basın özgürlüğüne ilişkin kaygılarını sert bir dille aktarması bekleniyor. Viyana daki diplomatik kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre AGİT'in "basın özgürlüğü temsilcisi" Dunja Mijatoviç, kınama metnini itirazlarını bildirmesi için Türkiye'ye usulen yollamış. Bu itirazları değerlendirdikten sonra Mijatoviç, muhtemelen bu hafta içerisinde kınama raporunu açıklayacak.

        Ahmet Şık ve Nedim Şener'in tutuklandığı Ergenekon davasına ilişkin son operasyon, Türkiye'nin imajını fena halde sarstı. Üstüne bir de Başbakan'ın son zamanlarda benimsediği AB karşıtı söylemler eklenince Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen Avrupalı politikacıların elleri iyice zayıfladı.

        Medyadaki olumsuzluklara odaklanan birçok AB lideri, Türkiye'nin son on yılda ne kadar daha müreffeh ve özgür bir ülke haline geldiğini görmezden geliyor. Görüştüğüm yüksek düzeyde Avrupalı bir diplomata göre, "AK Parti iktidarı Putin'leşiyor" zırvası artık mutlak bir gerçek olarak kabul görüyor. 60'a yakın gazetecinin cezaevinde bulunması, bunun en net kanıtı olarak sunuluyor. Buna karşın iktidar çevreleri, "Bu imajı nasıl tersine döndürürüm?" sorusuna kafa yoracağına artık kabak tadı veren komplocu bakış açısından vazgeçmiyor.

        Onlara inanacak olsak, Türkiye'yle ilgili oluşan negatif algı Ergenekoncular ve yurtdışındaki "uzantıları" (özellikle ABD'deki neo-con ve şahin Yahudi lobileri kastediliyor) tarafından AK Parti yi yıpratmak adına pompalanıyor.

        AK Parti'ye daha ilk günden önyargılı bakan gazeteciler şüphesiz durumu abartıyorlar. Türkiye yi devrim arifesinde İran, iki dünya savaş arası Weimar Almanyası'na benzetmeleri gerçekten abuk sabuk. Anlatılmak istenen "AK Parti liberalleri kandırdı; esas amacı onları kullanarak tıpkı İran'daki mollalar ve Almanya'daki Naziler gibi memleketi ele geçirip bir dikta rejimi kurmak". İki ay sonra seçimler var. Ve AK Parti, hür ve hilesiz şekilde sandıktan büyük arayla yine birinci parti çıkacak. Putin'in Rusya'sında en son ne zaman Batı standartlarında bir seçim yapıldı? Hatırlayan var mı?

        "TÛ BÌXÈR HATÎ ÖZGÜR GÜNDEM" (HOŞ GELDİN ÖZGÜR GÜNDEM!)

        AK Parti nin en büyük açmazı, gittikçe artan dozlarla sergilediği aşırı özgüven ve kibir. 60'a yakın gazeteci içeride yatıyor. Ama basın ve ifade özgürlüğüyle ilgili bir sorunumuz olduğunu kabul etmeyen bir Başbakanımız var.

        Oysa dün 17 yıl aradan sonra yeniden yayın hayatına başlayan (şimdiden en içten başarı dileklerimi sunuyorum onlara) "Özgür Gündem" Gazetesi'nin birinci sayfasına göz attıysa "77'lik nine hapse" haberiyle karşılaşmıştır. Habere göre, "Yargıtay, 77 yaşındaki Adile Ortaç ile 67 yaşındaki Munin Yaman'a Hatay'da Öcalan'ın posterini açtıkları gerekçesiyle verilen 10 aylık hapis cezasını onadı. Nineler bu yaşta cezaevine girecek". Gazetenin 6'ncı sayfasında ise "Güney Dergisi yazı işleri müdürüne 1 yıl 6 ay hapis cezası" başlıklı bir haber göze çarpıyor. Haberin devamı şöyle: "Güney Kültür ve Sanat ve Edebiyat Dergisi'nde yayınlanan bir öykü ve bir karikatürde 'PKK propagandası' yapıldığı iddiasıyla hakkında dava açılan derginin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Aziz Özer'e 1 yıl 6 ay hapis cezası verildi."

        Son sayfasında ise, gazetenin iki yıllık yayın hayatı boyunca 30'u muhabir olmak üzere öldürülen 71 çalışanının isimleri liste halinde yayımlanmış. Bazılarının fotoğrafları var. Mesela Ferhat Tepe, Özgür Gündem'in Bitlis muhabiriydi.

        Evinden 28 Temmuz 1993 günü çıkarken "sivil giyimli ve telsizli kişiler tarafından" kaçırıldı. 18 yaşındaki genç muhabir, 1993'te Hazar Gölü'nün Sivrice kıyısında ölü bulundu.

        Aslında yeni Özgür Gündem'in ilk sayısı Türkiye'deki durumu çok güzel özetliyor. Gazeteciler, yazıları ve düşüncelerinden ötürü halen yargılanıyorlar ama artık öldürülmüyorlar. Bu tabii ki büyük bir aşama ama yeterli değil. Bakalım Özgür Gündem'e ilk dava ne zaman açılacak? Bu elbette bir temenni değil, sadece merak. Ne de olsa gazeteciyiz...

        Diğer Yazılar