Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YENİ Anayasa tartışmalarının yoğunlaştığı bugünlerde yeni bir kavram girdi lügatimize: "Anayasa fetişizmi." Geçtiğimiz hafta sonu Barış Girişimi'nin "Barışı Kurmak" temalı konferansında telaffuz edildi. Gerçekten yerinde bir deyim; zira Türkiye'nin tüm sorunları yeni bir Anayasa'yla birlikte çözülebilirmiş gibi bir hava yaratılıyor ülkemizde.

        Başörtüsü meselesi mi? "Yeni Anayasa'yla çözeceğiz." Kürt sorunu mu? "Yeni Anayasa'yla çözeceğiz." Özellikle iktidar partisi bu söyleme sığınarak birçok reformu öteleme yoluna girdi. Elbette militarizmden, ırkçılıktan, ayrımcılıktan tümüyle arındırılmış yeni bir Anayasa'ya ihtiyacımız var. Yeni Anayasa'nın da toplumsal mutabakat zemininde oluşturulması bir zorunluluk.

        Bunu AK Parti de sürekli dillendiriyor. Ancak seçilecek yeni parlamento gereken uzlaşı zeminini sağlayabilecek mi? İşte mesele burada kilitleniyor. Zira BDP'nin belirttiği gibi yüzde 10 baraj yerli yerinde dururken yeni Meclis'in kompozisyonu halkın iradesini ne denli yansıtacak? Geçtiğimiz seçimlerde olduğu gibi bu kez de seçmenlerin en az yüzde 5'inin oyuna sahip BDP, bağımsız milletvekilleriyle yarışacak. Bu adaletsizlik giderilmeden toplumsal mutabakattan bahsetmek mümkün mü?

        Konferansta BDP Milletvekili Gülten Kışanak'ın ifade ettiği gibi, "Bu ortamda Anayasa işini tamamen parlamentoya havale etmek" gibi bir yaklaşım var. Ama parlamentonun temsil yeteneği zayıftır. Dolayısıyla yüzde 10 barajıyla oluşacak bir parlamentodaki çoğunluğa dayanarak Anayasa yapmak başlı başına bir kriz konusu olacaktır. Yüzde 10 seçim barajı, yeni Anayasa sürecinden önce kaldırılabilirdi. Ama bu yapılmadı.

        Böyle bir süreçte Kürtlerin nasıl rol alacağı, sürece nasıl katılacağı konusu da başlı başına bir sorundur. Sorun hâlâ çatışma zeminindedir ve bu çatışma daha da büyüme potansiyeli taşımaktadır. "Yeni Anayasa'da hiçbir etnik kimliğe vurgu yapılmasın" diyen Kışanak haksız sayılır mı?

        Sözlerini "Farklı kimliklere Anayasal güvence verilmeli. Anayasa'nın etnik vurgulardan arındırılması yeterli değil. Bu ülkede 85 yıldır çatışma var, asimilasyon var, asimilasyona direnenlere baskı var. Onun için bu ülkede tüm dilleri, farklılıkları, kültürleri, dinleri koruyan bir genel güvenceye ihtiyaç var" diye sürdüren Kışanak, aslında sadece Kürtlerin Türkiye'de yaşayan birçok farklı etnik ve mezhepsel grupların talebini dillendirdi.

        Konferansa katılan ılımlı Kürt aydını Ümit Fırat, "Kürtler ayrılmak istiyor diye bağırılıp çağırılıyor. Ayrılmak isteseler yeni Anayasa sürecinin neden içerisinde olmak istesinler ki?" diye soruyor. Fırat'a katılmamak mümkün mü?

        AK Parti'nin Diyarbakır aday listesi

        TAM bir şok! AK Parti'nin aday yaptığı Tarım Bakanı Mehdi Eker ve işadamı Galip Ensarioğlu

        dışındaki isimleri kimse tanımıyor. Eski Diyarbakır Milletvekili Seyit Haşim Haşimi'nin liste dışı bırakılması ise bölgedeki AK Parti yandaşları arasında tam bir soğuk duş etkisi yarattı. AK Parti'nin Kürt açılımını en etkili dille savunan ve yurtdışında da büyük saygınlığı olan Haşimi, AK Parti'yi BDP karşısında güçlü kılabilecek ender isimlerden biriydi.

        Bu durumda Leyla Zana, Şerafettin Elçi ve Hatip Dicle gibi ağır toplarla seçime giren BDP'nin Diyarbakır'dan altı milletvekili çıkarması neredeyse banko. CHP'li bir aday da aradan sıyrılabilir. Bu seçimde milletvekili sayısı 10'dan 11'e çıkarılan Diyarbakır'da ibre BDP'nin lehine dönecek gibi.

        Diğer Yazılar