Kılıçdaroğlu'nun Kürtlerle sınavı
DÜN Konya mitingi öncesi gazetecilerle sohbet eden CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "Doğu için söylenmeyen şeyler söyleyeceğiz" müjdesinde bulunmuş.
Biz de heyecanlanıp hemen Kılıçdaroğlu'nun CHP'ye transfer ettiği eski Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu'nu aradık, "Bu yeni şeyler nedir" diye sorduk. Tanrıkulu'nun sıraladığı konuların hepsi zaten CHP'nin seçim bildirgesinde yer alıyor: Faili meçhul cinayetler için uluslararası standartlarda araştırma komisyonları kurulması, yüzde on seçim barajının indirilmesi, eşit yurttaşlık kavramı, Kürt yurttaşların kimliklerini özgürce yaşamalarının önündeki engellerin kalkması ve Avrupa Konseyi Yerel Yönetim Özerklik Şartı'na Türkiye'nin koyduğu çekincelerin kaldırılması... CHP anadilde eğitimi tartışmaya hazır olmakla birlikte şu an için anadili öğretmek noktasında devletten yardım sözü veriyor. Ayrıca binlerce Kürt siyasetçi ve aktivistin yargılandığı KCK davalarına çözüm olarak da bu davaları yürüten özel yetkili mahkemeleri kaldırmayı taahhüt ediyor. (Ergenekon sanıkları da aynı mahkemelerde yargılanıyor.)
Bunların tümü önceki yazılarımızda da belirttiğimiz üzere, CHP gibi uzun yıllar reformların önünde milli tıkaç görevi gören bir parti için neredeyse bir devrim niteliğinde. Ancak Kürtleri tatmin eder mi?
Bölgenin en sağduyulu ve cesur sesleri arasında saydığımız Tanrıkulu, CHP'nin işinin zor olduğunu teslim ediyor. Hele BDP talepler çıtasını bu denli yükseltmişken. Örneğin, CHP'nin gündeminde genel af yok. 31 Mayıs'ta Diyarbakır'da miting yapacak olan Kılıçdaroğlu heyecan yaratabilecek mi?
Tanrıkulu "Evet" diyor. Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na konulan çekincelerin kaldırılmasının "Kürtler penceresinden bakıldığında" sorunun çözümü yönünde "dev bir adım" olarak anlaşılması gerektiğine inanıyor.
Peki Türkiye'nin kabul etmediği maddeler neleri içeriyor? Yerel yönetimlerin kendi iç organizasyonlarını düzenlemeleri, mali kaynaklarını kullanma ve dış ilişkiler yürütme alanlarında daha fazla özgürlük ve esneklik içeriyor. Başka bir ifadeyle, yerel yönetimlere daha fazla özerklik sağlanacak. Bu da BDP'nin önde gelen taleplerinde biri.
Aslında daha fazla özerklik bütün Türkiye için gerekli. Hem de acilen. Zira mevcut sistemde belediyeler sokağa tükürme cezasını ağırlaştırmak istediklerinde dahi Ankara'nın iznine bağlı kalıyorlar.
Tanrıkulu, CHP'nin diplomasiden transfer ettiği emekli Büyükelçi Osman Korutürk ile birlikte partisinin demokratikleşme yönünde verdiği sözlerin tümünü bugün İstanbul'da düzenlen bir toplantıda basın mensuplarına detaylı biçimde anlatacak. İyi ederler, çünkü seçmenlerin çoğu CHP'nin programını henüz pek kavrayabilmiş değil. "Kılıçdaroğlu'na oy vermem" diyenlere, "CHP'nin programını okudunuz mu, anladınız mı?" diye sorduğumuzda çoğunlukla "Hayır" cevabıyla karşılaşıyoruz.
Peki, geçtiğimiz seçimlerde Adıyaman ve Ardahan dışında bölgeden bir tek vekil dahi çıkaramayan CHP oylarını artırabilecek mi? Geçtiğimiz günlerde Diyarbakır ve Batman'ı kapsayan gezimizde az da olsa bir umut ışığının belirdiği net bir şekilde görülüyor. Bölgenin deneyimli gazetecilerinden Batman Çağdaş Gazetesi'nin sahibi Arif Arslan, CHP'nin birinci sıradan adayı eski DYP Milletvekili Faris Özdemir'in kazanma şansının olduğunu vurguluyor.
Raman aşiretinden olan Özdemir, vekillik döneminde Batman halkıyla yakından ilgilenmiş. Örneğin, Ankara'ya tedaviye gelen hastalar için özel ambulans kiralamış.
Diyarbakır'da liste başına konan eski DYP'li Bakan Salih Sümer'in işi daha zor görünüyor. Diyarbakır'da seçim kampanyası yürütebilmek için bir adayın en az 1 milyon TL harcaması gerekiyormuş. Dolayısıyla çoğu zaman adaylar, niteliklerinden ziyade maddi imkânları ve aşiret bağları yüzünden seçiliyorlar. Bu bütün partiler için geçerli.
Sümer'in parası var ama Diyarbakır'da BDP'li Leyla Zana gibi ağır toplarla mücadele edecek. BDP'nin, milletvekili sayısını beşten altıya çıkarma ihtimali oldukça yüksek. AK Parti'ye gelince eski Ticaret Odası Başkanı Galip Ensarioğlu dışındaki adaylar pek tanınmıyor. Eğer Sümer aradan sıyrılırsa bu AK Parti'nin Haşim Haşimi gibi sevilen isimleri saf dışı bırakması sayesinde olur. (Bunun için CHP'nin 2007 seçimlerinde aldığı 9 bin oyu en az 46 bine çıkarması gerekir.)
Tabii son kertede Kılıçdaroğlu'nun Diyarbakır mitinginde neler söyleyeceği fark yaratabilir. Bakalım halkı Kürtçe selamlayacak mı? Şimdiden kendisine bir tüyo: "Hun Hemi bı xer hatın" derse Kürtçe (Kurmanci) "Hoşgeldiniz" demiş olur. Tabii anadili Zazaca'yı da tercih edebilir. Hep birlikte izleyeceğiz...