Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BİRKAÇ gündür 12 PKK militanının Irak sınırında öldürülmesinin ardından havanın iyice sertleştiği Diyarbakır'dayız. Dün kepenkler indi, kontaklar kapandı, oturma eylemleri yapıldı. Ama ben bunlardan söz etmek istemiyorum.

        Ben sizlere daha önce de basına yansıyan bir hikâyeyi, aslında bir küçük mucizeyi kendi penceremden aktarmak istiyorum.

        Bir "kül kedisi" topluluğundan, hayır bir "kaplan yavrusu" sürüsünden bahsediyorum. Bağlar Belediyesi genç basketbol takımından. Hani "NBA istedi" diye kısa zamanda ulusal basında nam salan gençlerden.

        Gittim antrenman yaptıkları spor salonunda onları izledim. Antrenörleri Gökhan Yıldırım ile görüştüm. Çocuklarla sohbet ettim. Uzun zamandır kalbim bu kadar ısınmamış, umutla dolmamıştı. Kendisini Diyarbakırlı, Kürt ve Zaza olarak niteleyen 35 yaşındaki Yıldırım, "Biz Türkiye bütününün bir parçasıyız" diye söze başladı. Basketbola ilgisi yetmişlerin sevilen dizisi "Beyaz Gölge" ile başlamış. "Koç Reeves gibi olmak istedim hep" diyor. İnanın, tam da öyle.

        Altı yıl önce Bağlar İlçesi'nin bir önceki BDP'li Belediye Başkanı Yurdusev Özsökmenler'in desteğiyle kurulan takım şu anda dördü kız olmak üzere gençler milli basketbol takımına 6 oyuncu göndermeyi başardı, bölge şampiyonu oldu. Takımda 133 erkek, 122 kız oynuyor. Hepsi Diyarbakır'da yaşıyor.

        Kızlardan 1999 doğumlu Zilan Gülsüm, otoriteler tarafından şu an minikler arasında Türkiye'nin en iyisi olarak kabul ediliyor. Bir diğer genç Şerazim Cücüboğa, ABD'nin profesyonel ligi NBA'e yıldız avcılığı yapan antrenörler tarafından seçilerek Amerika'ya götürüldü. Franklin ve Marshall Üniversitesi kendisine burs teklif etti ama Şerazim, Fatih Üniversitesi'ni tercih etti. (Üniversitenin basket takımı şu anda Avrupa liginde oynayan yegâne Türk takımı.)

        Bu yaz ise Şiar Tamris ile Hasan Muratalıcı adında iki delikanlı, ABD'nin Philadelphia Eyaleti'nde bulunan ünlü "Hoop Group" kampında üniversite antrenörlerinin karşısına çıkacak. Gökhan Yıldırım, "Çocukların CD'lerini yolladık, çok beğenildi, resmi davetiye bekliyoruz" diyor. Ama gelse dahi takımın, gençlerin uçak biletini ödeyecek gücü yok.

        Diyarbakır'ı tanıyanlar bilir. Bağlar, şehrin en sert, en radikal mahallelerinden biri.

        Orada yetişen bu gençler yakılan köyleri, cezaevindeki akrabalarının yaşadığı işkenceleri dinleyerek büyüdüler. Fakirler. Ama gururlular.

        Örneğin, Recep. 1999 doğumlu. Sekiz kardeşiyle birlikte üç odada yaşıyor. Babası halde, haftada bir o da mal gelirse meyve-sebze alıp satıyor. Ama Recep umut dolu. Beko'da profesyonel oyuncu olmak istiyor. Geçtiğimiz ay takımla birlikte Efes Pilsen Spor Kulübü'nün hayata geçirdiği sosyal sorumluluk projesi kapsamında İstanbul'a gitmiş. "Rüya gibiydi" diyor. Boğaz'a, Topkapı Sarayı'na bayılmış. İstanbul'a tekrar gitmeyi çok istiyor.

        Çocuklara soruyorum: "Kürt olduğunuz için dışlandığınızı hissettiniz mi?" "Hayır" diyorlar hep bir ağızdan. Kürt kimlikleriyle gurur duyuyorlar ama kendilerini Türkiye'ye ait hissediyorlar. Bugünlerde en çok sevdikleri parça ise Emre Aydın'ın "Son Defa" ve "Hoşçakal"ı. İnançlılar. Allah'a bol bol dua ediyorlar. Sanırım yukarıya yolladıkları talepler listesinin başında boylarının uzaması var.

        Takım zaman zaman nahoş olaylar da yaşıyor. Örneğin, deplasmana gittikleri Gümüşhane'de densiz bir restoran sahibi, Diyarbakır takımı olduklarını öğrenince bir sonraki gelişlerinde çocukları içeriye almamış. Bir başka ilde de otobüsleri taşlanmış. Demek ki taş atmak Kürt çocuklarına mahsus bir aktivite değilmiş. Üstelik bu gençleri taşlayanlar koskoca insanlar. Ama Yıldırım'a göre bunlar istisna. Çocuklar Türkiye'yi gezdikçe "daha çok bağlanıyorlar".

        "Bu güzel ülkeyi kim sevmez ki?" diye soruyor.

        FATİH ALTAYLI'YA ÇAĞRI

        Fatih'çiğim sen de basketbolu seviyorsun. Zeynep'le 12 Dev Adam'ın maçlarını izlediğini biliyoruz. Galatasaraylısın. Diyorum ki, bir yolunu bulup şu çocukları İstanbul'a getirmeyi başarsan. Daha önce görmeyenler de gezme fırsatını bulsunlar. Senin basketbol merakının farkındalar. Onları tanıyınca senin de kalbin eriyecek. Hadi! Lütfen!

        Diğer Yazılar