Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ANKARA'dayız. Seçimlere üç haftadan az kala havada her türlü tahmin ve senaryo uçuşuyor. Üstüne birde MHP'nin seks skandalları eklenince insan kendisini Caligula dizisinin içine düşmüş gibi hissediyor. Böylesi iğrenç bir tabloyla belki ilk kez karşılaşıyoruz.

        MHP kasetlerinin arkasında, AK Parti'nin milliyetçileri Meclis dışında tutma çabaları olduğu fikri oldukça yaygın. Bu teoriye göre, 2012'de Cumhurbaşkanlığı'na gözünü diken Başbakan Tayyip Erdoğan, "Her yol mubahtır" deyip belaltından vuruyor. Çünkü Erdoğan'ın başkanlık sistemini öngören yeni Anayasa'yı sorunsuz şekilde geçirmesi için Meclis'te üçte iki çoğunluğa (367 vekil) ihtiyacı var. Bu da ancak MHP baraja takılırsa olur.

        Bu tezi savunanlar, kaset çekimi için kullanılan teçhizat ve planlamanın son derece profesyonel olduğunun altını çizerken "Bunu ancak devletin gizli servisleri yapar" demeye getiriyorlar. Bu spekülasyonları abartılı bulanlar da yok değil. Örneğin, emekli MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş, kaset skandalının MHP'nin içerisinden yürütülen bir operasyon olduğu inancında. "Parti içi iktidar savaşı söz konusu" diyor. Benzer görüşleri Mehmet Baransu da dün Taraf Gazetesi'ndeki köşesine taşıdı.

        Ne var ki günleri yüzdeleri hesaplayarak geçiren bazı gözlemciler, 12 Haziran seçimlerinin Tayyip Erdoğan'ın siyasi kaderini tayin edeceğine inanıyorlar. Çizdikleri tabloya göre Erdoğan, dördüncü kez Başbakan olamayacağına göre (kendisi de, AK Parti içtüzüğü de bunu söylüyor) iktidarda kalmanın tek yolu Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmak. O da 2012'de mümkün, zira eğer Abdullah Gül 2014'e kadar kalırsa bu arada Erdoğan fazlasıyla yıpranmış olacağından Cumhurbaşkanı olma şansı epeyce zayıflamış olur.

        Aslında AK Parti seçim posterlerinde Erdoğan'ın hesabı apaçık beyan edilmiyor mu? "Hedef 2023" yazısı, yanında da devasa Erdoğan portresi. 2007'de yasalaşan yeni kanunlara göre Cumhurbaşkanı beşer yıl olmak üzere maksimum iki kez seçilebiliyor. 2012 artı 5, eşittir 2017. Bir 5 daha koyun, ediyor 2022. Yani 2023'e kadar kalmış oluyor. Hedef bu.

        Ama bu hesaplar pamuk ipliğine bağlı. Zira AK Parti yüzde 45 oy alsa dahi Anayasa'yı değiştirme gücüne, yani 330 milletvekiline ulaşamayabilir. Bunun başlıca nedenlerinden biri, bu seçimde birçok seçmenin artık baraja takılacak partilere oy vermeyeceğinde yatıyor. İkincisi, CHP oy sayısını yükseltecek. Dün Kemal Kılıçdaroğlu'nun Hakkâri mitingini seyrediyorum. BDP'nin kalesinde meydan dolu. 3. kaset skandalı ters tepmiş görünüyor. MHP mağduriyet üzerinden barajı aşacak gibi.

        Son olarak da BDP'nin yeni stratejisi var: Adayların arasına Sırrı Süreyya Önder, Ertuğrul Kürkçü ve Şerafettin Elçi gibi popüler isimler katarak hem sola hem liberallere hem de muhafazakâr sağa göz kırpan BDP bir tür "gökkuşağı koalisyonu" kurmuş oldu. Bu sayede İstanbul'dan üç olmak üzere minimum 30 koltuk kapacağa benziyor. YSK'nın dokuz BDP'li adayı seçimden diskalifiye etme teşebbüsünün Erdoğan'ın bağımsızları frenleme çabasının parçası olduğunu iddia edenlerin sayısı az değil Ankara'da. Dedik ya, Bizans sanki başkente taşınmış. Komplo teorilerinden geçilmiyor.

        'KÜRTÇÜ DÜKKÂNI'

        367'yi yakalaması güç görünen AK Parti eğer 330'un da altına düşerse ne olur? Ankaralı kâhinlere göre Erdoğan topal ördek konumuna düşer; AK Parti'yi bir arada tutabilecek yegâne isim Abdullah Gül'e doğru kayma olur. Ancak Erdoğan, 330'un üstünü tutturabilirse kilit rolüne oturan bağımsızlar Başbakan'ın kaderini etkileyecek güce sahip olacaktır.

        Bu nedenle Kürt sorununun çözümü üzerinden pazarlıklar yeniden devreye girer. Erdoğan "Kürtçü dükkânına" döner. Kimbilir bu da belki memleketin hayrına olur. Zira milliyetçilik çizgisinde ilerleyen bir AK Parti iktidarının, Kürt sorununu daha da tehlikeli mecralara sürekleyeceğini kestirmek için kâhin olmak gerekmiyor.

        Diğer Yazılar