Türkiye, Suriye ve dezenformasyon
"BOMBA" haber dün medya sitelerinde manşetlerden sunuldu. Lübnan basınına dayandırılan "bilgilere" inanacak olursak İran, NATO'nun Suriye'ye saldırması halinde Türkiye'yi bu askerlere ev sahipliği yapmaması konusunda uyardı. Aksi halde Türkiye'deki ABD ve NATO hedeflerine saldıracaklarını söyledi.
Birkaç gün önce de Kuveyt'te yayınlanan Al Siyasa adlı gazetenin aktardığına göre Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, Türk hükümetini "Batı'yı mutlu etmeye çalışmak" ve "fırsatçı davranmakla" suçlayarak İran'ın din lideri Ayetullah Hamaney'e şikâyette bulunmuş.
Birçok gazeteye göre ise Suriye'nin Türk sınırına yakın bölgeye takviye birlikler yollaması, olası bir çatışmaya işaret ediyormuş. Ankara'nın İsrail'le yürüttüğü gizli temasları da bu tabloya eklediğinizde Türkiye'nin Suriye ve Esad rejimini kollayan İran ile savaşın eşiğinde olduğu sonucuna varabilirsiniz. Zira bir dezenformasyon furyasıyla karşı karşıyayız. Suriye ve İran'la iyice papaz olmamız için fırsat kollayanlar bu tür sansasyonel haberleri pompalayıp duruyorlar. Bu görüşlerin sahibi yıllardır Kahire'de yaşayan ve The New York Review of Books ve The Economist gibi prestijli yayınlarda analizler kaleme alan Ortadoğu uzmanı Max Rodenbeck'e ait.
Dün telefonla ulaştığım Rodenbeck'e göre, Suriye'nin sınıra güç kaydırmasının Türkiye'yle ilgisi yok. Türkiye'ye sığınan mültecilerle ilgisi var. Zira Rodenbeck'in "paranoyak" olarak tanımladığı Esad rejimi, bu mülteciler arasında dış destekli rejim muhaliflerinin varlığına inanıyor ve onların olası sızmalarını engellemek istiyor. Gözdağı onlara, Türkiye'ye değil. Kaldı ki Rodenbeck'in ifadesiyle "Suriye'nin Türkiye'ye saldıracak gücü hiç bir zaman olmamıştır".
Tabii bu, Suriye'nin Türkiye'nin gittikçe sertleşen tutumundan hoşnutsuz olmadığı anlamına gelmiyor. Türk kamyoncuların son günlerde Suriye'de karşılaştıkları engeller bunun en net tezahürlerinden biri. Suriye'nin eskiden olduğu gibi sayıları iki milyon olduğu tahmin edilen Kürtleri Türkiye'ye karşı kullanması, en azından mevcut konjonktürde pek söz konusu değil. Çünkü on yıllarca yok sayılan Suriyeli Kürtlerin de Esad'a bayrak açmasına ramak kaldı. Peki Türkiye'nin başta Müslüman Kardeşler olmak üzere Sünni İslamcı muhalefete oynadığı iddiaları doğru olabilir mi? Suriyeli muhalifler neden ellerinde Erdoğan posterleriyle sokaklara dökülüyor?
Öncelikle Suriye'deki muhalefetin yapısını anlamak gerektiğini vurgulayan Rodenbeck, sözlerini şöyle sürdürdü: "Suriye'deki muhalefet gayet dağınık. Müslüman Kardeşler'in muhalefete öncülük yapmadığı gibi örgüt içine bölünmeler var. Muhalefet şemsiyesi altında toplanan çeşitli güçler, sekterlik değil demokrasi ve reform vurgusu yapıyorlar. Esad'ın da mensup olduğu ve iktidarın kilit noktalarında bulunan Nusayrileri de yanlarına çekmek istiyorlar. Erdoğan posterlerine gelince; bu AK Parti' nin islami kimliğinden ziyade Erdoğan'ın demokratik seçimlerle başa gelmiş güçlü lider olmasıyla alakalı. Ortadoğu coğrafyasında birilerini kahramanlaştırma refleksi yaygın bir olay. Erdoğan dışında posteri taşınacak lider yok ki."
Türkiye'nin Suriye'deki olayları fazla etkileme gücüne sahip olmadığını savunan Rodenbeck, Suriyeli muhaliflerin geçtiğimiz günlerde Antalya'da toplanmalarına izin verilmesinin rejim üzerinde psikolojik pres yapmaktan öteye gitmediğini savunuyor.
Peki Suriye'de ne olacak? Ülke, Lübnan tarzı bir mezhep çatışmasına gebe mi? Rodenbeck'e göre bu senaryoyu en çok gündeme getiren, rejimin kendisi. Zira bu yolla Esad, ekonomiye getirdiği nispi liberalleşme sayesinde zenginleşen orta sınıfı yanında tutmaya çabalıyor. "Ben gidersem istikrar bozulur" demeye getiriyor. Ne var ki rejimin sergilediği vahşet karşısında bazı önemli işadamları saf değiştirmeye başladı bile. Kimilerine göre bu durumda Suriye ordusunun alt ve orta kademelerini oluşturan subaylar, burjuvazinin desteğini arkasına alarak Esad'ı devirebilir. Yaptırımlarla bozulmaya yüz tutan Suriye ekonomisi bu süreci hızlandırabilir.
Son olarak, Esad'ın ciddi reformlar yapmak istediği ancak çevresindeki "kötü adamların" kendisini engellediği tezine ne diyor Rodenbeck. Cevabı kısa ve net: "Esad o kötü adamlardan birisi."