Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ASLINDA vicdan sahibi her insanın bu çağrıya kulak vermesi gerekir. Son günlerde bunaltıcı sıcaklardan kavrulan kediler, köpekler, kuşlar susuzluktan düşüp ölüyorlar. Şişli Belediyesi veterinerlik hizmetleri merkezinin başlattığı örnek uygulama bu soruna çare arıyor. Belediye büyük yoğurt kabı boyunda plastik kaplar dağıtmaya başladı. Kaplan alanlar içlerine su doldurup hayvanların ulaşabilecekleri yerlere bıraksınlar diye. Kapların üzerindeki slogan bayağı hoşuma gitti "Kap Bizden Su Sizden".

        Geçtiğimiz cumartesi günü Piyalepaşa Bulvarı'nda bulunan merkeze gidip oradaki veteriner hekimlerle görüştüm. Zira konuyu basın yoluyla duyurmanın bir faydası olur diye düşündüm. Vardığımda Avrupa standartlarında bir anlayış ve bir tesisle karşılaştım. Her yer pırıl pırıl ve en ince detayına kadar düşünülmüş. Sokaklardan toplanan hayvanların konulduğu kafesler gayet geniş. Her bir kafeste birden fazla hayvan yok. Barındıkları yerlere kameralar yerleştirilmiş ve olup biteni merkezin başhekimi Gönül Koç ofisinden izliyor. Buralara kadın elinin değdiği zaten ilk anda hissediliyor. Gönül Hanım kameraları yerleştirme amaçlarının hayvanlara eziyet edilmemesi olduğunu söylüyor. Gerçek bir hayvansever. Anlattığına göre merkezde bir yılda ortalama bin hayvan kısırlaştırılıyor. Ve birçok muadilinin aksine hayvanları kısırlaştırdıktan sonra hemen sokağa salmıyor. Nekahat dönemlerini merkezde geçirdikten sonra sokak hayatına döndürülüyorlar. Oysa hayvanseverlerden duyduğuma göre birçok hayvan narkozun etkisini üzerinden atamadan öylece ormana terk ediliyor yeniden. Ve ölüyor...

        Kap Bizden Su Sizden kampanyasının iç ısıtıcı grafiklerini çizen Mehtap Özbalta tam bir melek. (Reklamdan nefret ediyor ve muhtemelen bu yazıyı okuduktan sonra bana küsecek) Grafikerlikten kazandığı her bir kuruşu hayvanlara harcıyor. Zamanının büyük bölümünü ormanlara terk edilmiş hayvanları beslemekle geçiriyor. Hasta olanları arabasına koyup veterinere koşuyor. Arabası da tıka basa sağdan soldan bağışlarla topladığı et, sucuk ve hayvanlara yarayabilecek envai çeşit malzemelerle dolu. Kör de olsalar, topal da olsalar sokak hayvanlarını sahiplendirmeye çabalıyor. Bunları nereden biliyorum diye soracak olursanız benim sevgili İngiliz Setter cinsi av köpeğim Pera'yı, ormanda per perişan halde Mehtap bulmuştu. Ve bu hafta sonu öğrendim ki Pera da Şişli'de kısırlaştırılmış. Gaddar avcılar tarafından terk edilen Pera'nın iki kalça kemiği çıkık bir bacağı kırıktı. (Allah razı olsun Ankara Veteriner Tıp Merkezi'nde Türkiye'nin (hatta Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkasya'nın desem!) ortopedi konusunda bir numaralı veteriner hekimlerinden Ateş Barut, Pera'yı hayata döndürdü. Kendisine buradan tekrar şükranlarımı iletiyorum.

        Sişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün önemli imkânlar sunduğu Veterinerlik Merkezi gerçekten çok başarılı. Ancak bu başarıları bir bakıma başına dert olmuş. Zira orada iyi bakılacağına güvenip petlerinden bıkan bir sürü sorumsuz vatandaş gelip onları Merkezin kapısına terk ediyor. Yeni sahiplerini bekleyen bu talihsiz hayvanlardan birini (kediler ve ufak köpeklerden söz ediyorum) alacak olursanız (Sedat Ergin duy sesimizi!) Merkez size çok güzel bir taşıcı (box) da armağan ediyor.

        Merkezin bir yeni kampanyası daha var. Köpek sahiplerine petlerinin pisliğini poşetleyip çöpe atmalarını anlatan posterler basmış. Bu fevkalade önemli bir mesele, zira birçok vatandaş tam da çocuklarının oynadığı parklarda bu pislikler yüzünden hayvanlara ve sahiplerine tepki duyuyorlar. Son derecede haklılar. Pisliklerden envai çeşit mikrop bulaşıyor. Geçen gün Cihangir Parkı'nda bir gezeyim dedim. Midem bulandı. Kaydırakların önünde bile köpek pisliği vardı. Yani zavallı çocuklar tam içine doğru kayıyorlardı. Ve o "armağanı" oraya bırakan köpeğin sahibi yakında bir banka oturmuş pişkin pişkin onları izliyordu. Aslında pisliğini temizlemeyenlere yüklü cezalar kesilmeli. Tıpkı Avrupa'da olduğu gibi. Son olarak şunu da belirtmekte fayda var. Hayvan sevgisi "beyaz Türklere" mahsus bir fenomen asla değil. Veterinerlerde petleri için ağlayan nice başörtülü hanım, sokak kedilerini besleyen nice çember sakallı nur yüzlü hacı amcalar gördüm. Aslında keşke bu sıcak havalarda Diyanet İşleri Başkanlığı da "Kap Bizden Su Sizden" kampanyasından esinlenen bir hutbe hazırlatsa. Daha fazla can kurtulsa, daha fazla sevap işlense...

        Diğer Yazılar