Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        VAN'daki depremin ardından bazı densizlerin attığı faşizan "twit"ler hepimizi üzdü, utandırdı. Kimilerine göre dün itibarıyla en az üç yüz can alan 7.2'lik deprem, öldürülen askerlerin ilahi intikamını teşkil ediyordu. Hatırlarsanız, 1999 Körfez depreminde benzer yorumlara tanık olmuştuk. Türban yasağını protesto etmek amacıyla densiz bir hanım "7.4 yetmedi mi?" yazılı bir pankartla gezmişti. Bu çatlak seslere itibar etmeyiniz. Van'da yaşanan trajedi karşısında yine sağduyu ve insaniyet galip geliyor, geldi.

        Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Barış ve Demokrasi Partisi Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın sosyal paylaşım sitesi Twitter'a attığı twit'lerdi. "Türkiye'nin dört bir yanından gelen yardımlarda kardeş kokusu, kardeş selamı var. Herkese teşekkürler" dedi. Dahası BDP Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ile Hasip Kaplan yaptıkları yazılı açıklamada, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında verdikleri gensoru önergesini geri çektiklerini açıkladılar.

        BDP, gensoru önergesinde KCK operasyonlarında hukuka aykırı hareket edildiğini ve yaptığı açıklamalar nedeniyle bunun sorumlusunun İdris Naim Şahin olduğunu iddia etmişti. Özetle BDP siyasi gerginliği yumuşatacak barışçıl mesajlar ve hareketleriyle Van depremini bir fırsata çevirmeyi bildi. Sıra PKK'da. Mevcut konjonktürde yeniden ateşkes ilan edebilir, etmelidir. İnisiyatifi BDP'ye bırakıp silahlarını susturmalıdır. Herkesin canı yeterince yandı.

        AKP farkı

        1999 depremi meydana geldikten 6 saat sonra deprem bölgesine varmıştım. Günlerce Gölcük'ten, Körfez'den, Sakarya'dan kurtarma çalışmalarını izledim. O günlerde Bülent Ecevit başkanlığındaki üçlü koalisyon iktidardaydı ve deprem karşısındaki performansları içler acısıydı. Aynı şey, halkı düşüneceğine kendi subaylarına öncelik veren TSK için de geçerliydi. Zaten ilk kez halkın, TSK'ya tepkisini açıkça ve toplu halde dile getirdiğine o günlerde şahit olmuştuk.

        Bu kez durum farklı. Başbakan hemen deprem bölgesine uçarak Van halkına sahip çıktı. Devletin tüm imkânlarını anında seferber etti. Daha depremin üzerinden 24 saat geçmeden her yere ulaşıldı. Zaten İslami kökenli hareketlerin ve cemaatlerin en önemli özelliklerinden biri, bu gibi olağanüstü durumlarda hemen en mükemmel şekilde örgütlenme becerileridir, disiplinleridir. İnsan odaklı davranıyorlar. Olağanüstü fedakârlık sergiliyorlar.

        Mesela 2006'da İsrail, Güney Lübnan ve Güney Beyrut'a girip yerle bir ettiğinde Hizbullah anında devreye girerek her türlü insani yardım ve onarım işlerini üstlenip halkın gönlünde taht kurdular.

        Eğer AK Parti üç kez üst üste oylarını yükselterek iktidara geldiyse tam da bu insan odaklı, ilk başta garibana hizmet anlayışından ötürüdür.

        Bravo Ermenistan

        TÜRKİYE'ye yardım teklif eden ülkeler arasında komşumuz Ermenistan da var. Zaten Van, Ermenistan sınırına gayet yakın sayılır. Diplomatik münasebetlerimizin olmamasına ve ortak sınırımızın halen kapalı bulunmasına karşın Ermenistan da bu teklifte bulundu. 1988 yılında 25 bin kişinin canına mal olan Gümrü depreminin izlerini hâlâ silememiş olan Ermenistan bu acıyı iyi bilir.

        O tarihte Sovyetler Birliği'ne bağlı olan Ermenistan'a Türkiye'den de yardım gitmişti. Azerbaycan'dan yardım kabul eden Türkiye, Ermenistan'ın da uzattığı eli alsa ve keşke Ermenistanlı ekipler de Azerbaycanlılarla birlikte omuz omuza verip vatandaşlarımızı kurtarma çalışmalarına katılsalar.

        Bu büyük felaketin ortasında bir umut ışığı saçıp bir barış nefesi üfleseler. Hepimizin başı sağolsun...

        Diğer Yazılar