Mekke'de iz mi ibadet mi? Kanuni Sultan Süleyman ne derdi?
Vatan Gazetesi’nin aktardığı bir habere göre Kâbe’nin etrafında dönülen alanı genişletmek üzere Osmanlı tarafından inşa edilen revaklar ve kubbeler, Suudi Arabistan hükümetince yıkılacak.
1590 yılında yapılan revaklar ve kubbeler Kanuni Sultan Süleyman‘ın siparişi üzerine Mimar Sinan tarafından tasarlanmış. Suud hükümetinin kararı Türkiye’de yeniden Osmanlı’nın son izleri siliniyor, yok edilmek isteniyor tartışmasını tetikledi. Aynı tartışma geçtiğimiz yıllarda Kâbe’ye yakın yine Osmanlı’nın yaptırdığı Ecyad Kalesi’nin yıkılıp yerine otel yükselmesiyle yaşanmıştı. Kaleyi yıkmak gerekir miydi bilemem ama Kâbe’ye en az 10 kez gitmiş biri olarak oradaki sıkışıklığı birinci elden yaşadım.
Hac mevsiminde açıkçası gitmememin bir nedeni orada her yıl yaşanan izdiham ve akabindeki ölümler. Bunun başlıca nedeni de yer darlığı. Gidenlerden duyduğum hikâyeler beni çok ürküttü. Hele zincir şeklinde birbirinin koluna girip adeta bir tank birliği gibi ilerleyen dev boyutlu Nijeryalıların altında ezilmek işten değil.
Yalnış anlaşılmasın, kimseyi kutsal görevinden soğutmak gibi bir niyetim yok. Ne haddime. Ancak Kâbe’nin mevcut durumunda böyle fiziki sorunlar yaşanıyor. Ölen Nijeryalılar da var. Onca cüsselerine rağmen. Örneğin 2010 yılında hac sırasında 10 tane Nijeryalı rahmete kavuşmuş.
Dolayısıyla Osmanlı’nın izleri silinmek isteniyor argümanları bana biraz anlamsız geliyor.
Orası Müslümanların en kutsal mekânı. Mimari mirasımız tali kalıyor. Mühim olanı ibadet ve bireyin güvenliği. Kâbe’ye 2010 yılı hac sezonunda 2.8 milyon mümin gitmiş. Mevcut kapasite 770 bin. Genişleme projesi hayata geçirilirse bu rakam 1.2 milyona ulaşacak. Suudiler zaten bir süredir hac ibadetinin daha güvenli ve rahat koşullarda gerçekleşmesi için altyapı düzenlemeleri yapıyorlar. Bunların son örneği Mina ve Arafat arasında inşa edilen raylı sistem. Geçtiğimiz kasım ayı devreye giren bu sistem, her altı saatte yarım milyon insan taşıyabiliyor.
Özetle alınganlık yapmamız için neden yok. Revakların, kubbelerin yıkılması her inançlı Müslüman’ın gönlünde yatan en ulvi görevini yerine getirmesini kolaylaştıracaksa bunu alkışlamalıyız. Eminim Osmanlı’nın en ileri görüşlü sultanlarından Kanuni Sultan Süleyman bu durumda yıkım emrini bizzat kendisi verirdi.
NURAY MERT'İ HEDEF ALMANIN UCUZLUĞU
Geçtiğimiz günlerde iktidara yakın bir gazetede, meslektaşım Nuray Mert‘in KCK kapsamında tutuklanan Prof. Büşra Ersanlı ile yaptığı bir telefon konuşması yayınlandı. Hükümetin Kürt sorununa ilişkin siyasetini eleştiren konuşma, Mert‘in köşesinden bildiğimiz görüşlerinden farklı bir şey içermiyordu. Ama belli ki amaçlanan Mert‘in bir şekilde PKK sempatizanı olduğunu ifşa etmek.
Dinlemeye takılan bu konuşmadaki eksik kalan cümle yani PKK’nın öldürdüğü askerlerimiz için üzüntü ifade etmemeleri her şeyin kanıtı gibi sunuluyor. Başka bir konuşmada böyle bir kederi dillendirmediğini nereden biliyoruz.
Nuray Mert‘i tanıyorum; zamansız ölen her Allah’ın kulu için üzülür. Sert durur ama yufka yüreklidir, vicdanlıdır. Fikirlerini benimsemeyebilirsiniz ama kendisini bir vatan haini olarak sunmak aymazlıktan öte bir şey değil.
Nuray Mert ülkemizde kanın durması için kafa yoruyor. Bu iş silahla değil diyalogla çözülür diyor, kendine has stiliyle. Gizli dinlemelerle görüntülerle yıllarca karalanmaya maruz kalanların bugün aynı yöntemlerle muhalif sesleri kısmaya kalkmaları anlaşılır gibi değil.
Ölümsüz, kedersiz, kansız Kurban Bayramlarımızın olması dileğiyle...