Cumhurbaşkanı'nın geleceği ve gazetecilerin görevi
HABERTÜRK Gazetesi Ankara Temsilcisi Muharrem Sarıkaya önceki günkü köşesinde şöyle diyordu: “Bir süredir Çankaya Köşkü çevrelerinden benzer haberler geliyor. Hepsinin de ortak teması, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün son dönemde sıkça tartışılan iki konuda ‘ciddi anlamda rahatsız’ olduğu yönünde. Aktarıldığına göre rahatsızlığın en ağırlıklı bölümünü, Cumhurbaşkanı’nın görev süresi oluşturuyor.”
Abdullah Bey’i yıllardan beri tanırım. Adının polemiğe karışmasından hiç ama hiç hoşlanmaz. Hele bir şekilde Başbakan Erdoğan’a ters düştüğü yönündeki spekülasyonlardan çok sıkılır. Dolayısıyla Muharrem’in duyumları bana hiç şaşırtıcı gelmedi. Ama her ne kadar rahatsız olsa dahi görev süresiyle ilgili muamma çözülene denk Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu tartışmalara tahammül göstermesi gerekir. Gazeteci olarak siyasetin dinamiklerini etkileyecek böylesi bir konu üzerinde kafa yormak ve kalem oynatmaktan daha doğal bir şey olamaz.
Dolayısıyla bunun bazı çevrelerce “araya nifak sokma çabaları” şeklinde kötü niyet yüklenmesini anlayamıyorum. Gazeteci olarak görevimiz liderlerin arasını bozmak değil. Ama aralarını bozmamak adına bazı konulara değinmemek hiç değil. (Aynı kural cemaat ile AK Parti arasındaki ilişkiler için de geçerli.)
Gül’ün, Çankaya Köşkü’ne çıktı çıkalı görev süresi eski kurallara göre mi yoksa Anayasa’da yapılan değişikliğe göre mi değerlendireceği hususu cevapsız kaldı. Bu muğlaklık ise bana göre Başbakan’ın ne yapmak istediğine tam olarak karar vermemiş olmasından kaynaklanıyor. Zira AK Parti’nin 12 Haziran seçimlerindeMeclis’te tek başına Anayasa’yı değiştirebilecek güçte milletvekili çıkaramaması, Erdoğan’ın gönlünde yatan başkanlık sisteminin yolunu kapattı gibi.
Zaten yeni kurallar uygulanacak olsa önümüzdeki ağustos ayında yeni Cumhurbaşkanı’nın seçilmesi gerekecek, çünkü Gül’ün süresi dolmuş oluyor. Diyelim ki Erdoğan mevcut yetkileri yeterli bulup Cumhurbaşkanlığı’na fit oldu. Başbakan’a karşı aday olmayacağına göre Gül ne yapacak? Bu donanımıyla genç sayılabilecek yaşta kenara çekilecek hali yok.Milletvekili olmadığı için Başbakan’ın yerine de geçemez.
Seçimlere daha üç yıl var. 2003’te Başbakan Erdoğan için üretilen formülle AK Partili bir milletvekili istifa eder, koltuğu boşalır ve ara seçim yapılırsa ancak o zaman Gül milletvekili olup Başbakanlık koltuğuna oturabilir. Ama Hasan Cemal’inMilliyet Gazetesi’nde altını çizdiği gibi yetkilerini sonuna kadar zorlayacak bir Cumhurbaşkanı ile çalışması -ki Erdoğan’ın bugüne dek çizdiği profille buna işaret ediyor- ne kadar kolay olur? Neresinden baksanız zor bir durum.
En makul formül, Gül’ün 2014 yılına kadar Çankaya’da devam etmesi görünüyor. Yeni Şafak’tan Abdülkadir Selvi’nin aktardığına göre de zaten Ankara’da -CHP’nin çok da iyi niyetli görünmeyen itirazlarını bir kenara koyuyorumhâkim görüş bu. Selvi’nin ifadesiyle: “Başbakan’ın talimatı doğrultusunda hükümet bir kanun tasarısı hazırlıyor. Tasarıda Cumhurbaşkanı Gül’ün görev süresi 7 yıl olarak yer alıyor. Böylece 5 yıl mı 7 yıl mı tartışmalarına son nokta koyuluyor. Ayrıca Cumhurbaşkanı Gül’ün görev süresi için Meclis’in mi yoksa YSK’nın mı karar vereceği tartışmaları da ortadan kaldırılıyor. Son sözü Meclis söyleyecek.”
GÜL’ÜN YENİ ADRESİ BM Mİ?
Peki 7 yılı 2014’te dolacak olan Gül ne yapar? İleri sürülen tahminlerden biri, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği koltuğuna oturması. Gül uzlaşıcı tavrı, Dışişleri Bakanlığı geçmişi ve uluslararası itibarıyla bu görev için biçilmiş kaftan. Ne var ki mevcut Genel Sekreter, Güney Koreli Ban Ki-moon’un görev süresi 2016’dan önce dolmuyor. Ayrıca Ban Ki-moon, Genel Sekreterlik sırası kendilerine gelmiş olan Doğu Avrupa Bloku ülkeleri, aralarında herhangi bir aday üzerinde anlaşamadığı için aradan sıyrılıp o koltuğa oturdu.
2016’da sıra tekrar Doğu Bloku ülkelerine gelecek. Türkiye’den birinin seçilmesi kolay görünmüyor. Dolayısıyla Abdullah Gül’ün siyasi geleceği daha uzun süre yazılıp çizilecektir. Bu da kendisinin ne denli kayda değer bir lider olduğuna işaret ediyor. Kusurumuza bakmasın.