Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TÜRKİYE'nin yerli üretim Neo-con'larına göre durum aynen böyle. Çizdikleri tabloya gelince: Şu anda rejime karşı savaşan Hür Suriye Ordusu, Beşar Esad'ın canını acıtıyor ama hiçbir şekilde onu devirecek güçte değil. Ülke bir iç savaşa doğru sürükleniyor. Ancak Irak'ta olduğu gibi dışarıdan müdahale yapılırsa dengeler muhalefetten yana değişir. Esad devrilir. Suriye'de kan durur, demokrasiye geçiş başlar. O müdahalenin öncülüğünü yapabilecek yegâne ülke ise Türkiye. Bu senaryonun sözcüleri uzun zamandır Türkiye'nin "bölgesel gücünü" yumuşaktan sert güce dönüştürmesi gerektiğine inanıyorlar. Bunun için en müsait deney alanı olarak Suriye'yi görüyorlar. İran, Şii çoğunluk üzerinden Irak'a sahipse Türkiye'nin de Sünni çoğunluğun iktidarı eli geçirdiği bir Suriye'si olsun diyorlar.

        SURİYELİ ALBAY SUSTURULDU

        Kimilerine göre, Batı basınıyla seri üretim şeklinde röportaj yapan Hatay'daki meşhur Suriyeli Albay'ın "yayını kesmesi" hayra alamet değil. Türk yetkilileri bir aydır basının önüne çıkmamasının ardındaki nedenin "güvenlik" olduğunu öne sürdüler. Daha önce Harmuş adında bir başka muhalif albay, Suriye ajanları tarafından Hatay'dan kaçırılmıştı. Ama koruma ordusuyla gezinen Albay Esat'ın gazetecilerle yaptığı görüşmeler hep devletin denetiminde Dışişleri kanalıyla gerçekleşiyordu. Dolayısıyla aralarına bir ajanın sızabileceği ihtimali bana açıkçası pek ikna edici gelmedi. Yoksa albay gerçekten bazı yabancı kaynakların iddia ettiği gibi Türkiye'de eğitim faaliyetleri mi yürütüyor? Veya verdiği demeçlerle Ankara'yı zor duruma sokuyordu, onun için mi susturuldu insan merak ediyor. Türk yetkililer bu iddiaların tamamıyla hayali olduğunu ısrarla savunuyor. Ben de açıkçası Türkiye'nin bu kadar ileri gidebileceğine inanmıyorum veya inanmak istemiyorum.

        Türkiye'nin Esad rejimiyle köprüleri attığı sır değil. Uzun zamandır askeri müdahale dahil "her türlü seçeneğin" masada olduğu en yetkili ağızlardan telaffuz ediliyor. Ama bir müdahale söz konusu olduğunda uluslararası camiayla birlikte hareket edileceği sürekli vurgulanıyor. Libya yorgunu NATO ve başkanlık seçimlerine hazırlanan Obama'nın askeri müdahaleye sıcak bakmadıkları malum. Buna karşın Türkiye'nin kulağına "Sen öncülüğünü yap, biz arkanda dururuz" sözlerini fısıldadıkları iddia ediliyor.

        Bu sözlerin alıcıları az değil. Onlara göre Irak'ta 1 MartTezkeresi'ni reddederek Ortadoğu'da belirleyici rol oynama fırsatını heba eden Türkiye, bu kez Suriye ile birlikte ayağına gelen bu yeni fırsatı değerlendirmelidir. Bu sayede İsrail'in nüfuzu budanmış olur. Türkiye, ABD'nin en önemli bölgesel ortağı olarak İsrail'in tahtına oturur.

        Her ne kadar geri planda ABD dursa da Suriye'deki rejim değişikliği için Türkiye'nin Arap Birliği ile ortak çalışması gerekiyor. Mümkün mertebe uluslararası meşruiyet damgasına ihtiyaç var: Adı "insani koridor" veya "uçuşa yasak bölge" olabilecek müdahale için öncelikli tercih Birleşmiş Milletler'in onayını sağlamak. BM'deki en büyük engel, Suriye'den yana tavır alan Rusya ve Çin idi. Ancak Rusya geçen hafta sürpriz biçimde BM Güvenlik Konseyi'ne Suriye'de şiddeti kınayan bir karar tasarısı sundu. Kaynaklarımızdan biri, "Rusya, Suriye krizini fiyatlandırıyor, Batı'dan tatmin edici tavizler koparırsa Esad'dan vazgeçer" diyor. Ya İran? Aynı kaynağın iddiasına göre, İran nükleer tesislerinin vurulmasındansa Suriye'yi feda etmeye hazır. Son kertede BM desteği olmadan "Arap ülkelerinden istekliler koalisyonu" kurulur Esad yine devrilir.

        Belki ve umarım, bu tür maceralara gerek kalmaz. Son gelişmeler karşısında iyice sıkışan Esad dün Arap Birliği'nin sunduğu "barış planı" çerçevesinde Suriye'ye bağımsız gözlemci yollanmasını öngören protokolü onayladı. Planın öngördüğü koşullarından biri, Suriye'deki gösterilerin müdahalesiz devam edebilmesi. Bu da yine rejimin sonu anlamına gelir. Başka bir ifadeyle Esad açısından Arap Birliği'nin planını kabul etmemek, dış müdahaleye çanak tutmak demek. Kabul etmek ise iç dinamiklerle devrilmesi demek, Mısır'da olduğu gibi. Suriye için ve bölge için de en hayırlısı budur.

        Diğer Yazılar