Başbuğ'un suçu ne?
GÖREVDE olduğu zaman tanıştığım İlker Başbuğ'u 31.08.2010 ve 07.9.2010 tarihlerinde bu köşede irdelemiştim. Aralarında hükümet yetkilisi, yabancı diplomat ve ABD'nin NATO nezdindeki bir numaralı komutanı İzmir asıllı Oramiral James Stavridis olmak üzere onlarca kişinin görüşlerine dayanarak "darbelere mesafeli" olduğunu iddia etmiştim. Ancak Albay Dursun Çiçek'in ıslak imzalı ihanet belgesine "kâğıt parçası", Poyrazköy'de bulunan lav silahına "boru" diyerek küçümsemesini eleştirip Başbuğ'a "müthiş bir demokrat" denemeyeceğini belirtmişim.
Buna karşın Başbuğ, Kürt sorununun salt askeri tedbirlerle çözülemeyeceğini söyleyen ilk komutandı. Onun döneminde Iraklı Kürtlerle barışıldı. EMASYA protokolü lağvedildi, başörtülü kadınlar TSK afişlerinde yer aldı, "irtica" sözcüğü emekli edildi. Bunlar büyük ölçüde AK Parti'nin gösterdiği dirayet sayesinde oldu. Ama yine de Başbakan Erdoğan'ın çok yakın danışmanlarından birinin ifadesiyle (şu anda milletvekili), "Başbuğ çok yapıcı davrandı, farklı biri olsaydı bu süreç bu kadar kolay atlatılamazdı". Bunları yazdığımda Taraf'tan meslektaşım Mehmet Baransu, "Amberin yanılıyorsun, göreceksin Başbuğ tutuklanacak; çünkü aleyhindeki kanıtlar bunu kaçınılmaz kılıyor" demişti. Üzerinden iki yıl geçti, Mehmet haklı çıktı. Peki bu Başbuğ'un darbeci olduğu anlamına mı geliyor? Tutuklanan astların ifadeleri doğruysa eğer, internet üzerinden yürütülen AK Parti'yi karalama kampanyasından haberdar olduğu gibi buna ilişkin emirleri de kendisi verdi.
Peki hangi saiklerle yaptı? Ergenlik çağından beri genlerine işleyen irtica paranoyasıyla mı? "Memleketi şeriatçılardan kurtarma yolunda her şey mubah" diyerek mi? Yoksa geçiş döneminin bir kurbanı mı? Başbuğ için mazeret uydurmaya çalışmıyorum. Tam tersi suçluysa cezasını çekmeli. Genelkurmay Başkanı olması onu birinci dereceden sorumlu kılıyor. Ama suçu tam olarak nedir? Cezası ne olmalı? Generallerimizin bitmez tükenmez yaratıcılığı sayesinde klasik darbeciliğin akabinde postmodern darbecilik diye bir kavram oluştu. Tutuklanmayan klasik darbeci Kenan Evren ile tutuklanan postmodern darbeci (iddia) İlker Başbuğ aynı kefeye konulabilir mi? Gerçekleşen darbe ile planlanan darbenin cezası aynı mı olmalı? İçerisinde boğulduğumuz büyük hesaplaşma devam ederken bu sorulara da bağımsız yargının cevap vermesi gerekiyor. Ne yazık ki Türkiye'de tarafsız yargının varlığına inancımız dün olduğu gibi bugün de zayıf. Kim güçlüyse düşman belledikleri hedef tahtasına oturtuluyor: Düzmece iddialarla kapatılmak istenen AK Parti gibi. Yok yere hapislerde çürütülüyor: Yazdıkları kitaplar yüzünden "terör örgütü üyeliğiyle" suçlanan Ahmet Şık, Nedim Şener gibi. Bir de şunu unutmayalım: Derdimiz gerçekten demokrasi ise suç tanımlarını sübjektif kriterlerle sınırlayamayız. Mesela, BDP Lideri Selahattin Demirtaş'a göre Başbuğ'un Güneydoğu'da görev yaptığı yıllarda köy yakmalar ve faili meçhul cinayetler yaygındı, dolayısıyla o dönemde o suçlarla ilgili sorumluluğunun da araştırılması gerekir.
Oysa biliyoruz ki TSK'da yükselen her komutan Güneydoğu'da mutlaka görev yapmıştır. Onların defterleri karıştırılacak mı? Uludere faciasında ölenlerin kanı henüz kurumamışken maziye dalmaya gerek yok. Ancak ileri demokrasimizde taze işlenen günahların ne idari ne de siyasi sorumlularının bedel ödediğini görmedik pek.
***
Ece'nin delikanlılığı
GAZETEMİZİN en çok okunan yazarlarından Ece Temelkuran'ın köşesi boş artık. Haberi duyduğumda şok geçirdim. Oysa bir Lübnan gazetesine demeç veren Ece, sözleşmesinin yenilenmemesine şaşırmadığını söylemiş. İktidarı ağır bir dille eleştiren son yazılarının "fazla tartışmalı" olarak algılanmış olabileceğini belirtirken hırçınlaşmamış, ağlaklaşmamış. Ne eski gazetesine, ne patronuna, ne de genel yayın yönetmenine en ufak bir eleştiride bulunmamış. Medyaya yönelik baskıları genel ifadelerle değerlendirmiş. DELİKANLI davranmış. KLAS davranmış. Ece'nin şu an köşesi yok ama koskoca bir okuyucu kitlesi var. Twitter'da en az 192 bin izleyicisi, 11 tane basılmış kitabı ve yeni yerleştiği Tunus'ta yepyeni bir hayatı var. Orada Arapça'sını ilerleterek daha neler neler yazacak. Ondan hazzetmeyenler boşuna sevinmesinler. Ece Temelkuran yıkılmadı. Dimdik ayakta.