'Türkiye'de tuhaf gelişmeler yaşanıyor'
BU sözler Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkan Yardımcısı Avusturyalı Hannes Swoboda’ya ait. Bu tepkiyi Bursa’nın Mudanya İlçesi’nde yılbaşında ameliyat ettiği hastası Zeynep Sude Kaya’yı moral vermek için Noel Baba kılığına girip bir çuval dolusu hediyeyle birlikte evinde ziyaret eden Genel Cerrah İlker Şahin’e açılan soruşturma üzerine de gösterseydi gayet yerinde olurdu. Cerrahın ziyaret öncesinde hastanede Noel Baba kıyafetiyle dolaştığını gören birtakım tipler, herhalde “Din elden gidiyor” diyerek il sağlık müdürlüğüne şikâyette bulunmuş. Müdürlük de şikâyeti yerinde bulup soruşturma açmış. Sude Kaya’nın doktoruna karşı duyduğu minnet ve yaşadığı sevinci kim takar. Adam “gâvur” kılığına girmiş! Öldürülen masum köylüler, yıkılan heykeller, hapse götüren kitaplar, iptal edilen sergiler derken bir de bunu yaşadık.
İnsan söyleyecek söz bulamıyor. Swoboda neyse ki bulmuş: “Türk hükümetine AB sürecinde yardımcı olduk, ancak son zamanlarda Türkiye’de tuhaf, anlaşılması zor, kaygı verici ve kabul edilemeyecek gelişmeler yaşanıyor. Türkiye’ye güvenimiz kayboluyor.” Swoboda’nın bu serzenişini tetikleyen olay CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na düzenlenen tuhaf fezleke. Avrupalı parlamenterin bu çıkışı, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Temsilcisi Thomas Hammarberg’in başta yargı sistemindeki aksaklıklar olmak üzere Türkiye’deki olumsuz insan hakları tablosunu resmeden zehir zemberek raporun akabinde geliyor.
Ülkemize önümüzdeki hafta gelecek olan Hammarberg’in raporuna ilişkin basın açıklaması genel havayı şöyle yansıtıyor: “Uzun yargılamalar ve tutukluluklar ciddi endişeler doğurmaya devam etmektedir. Türk yetkili makamları, yargılamayı hızlandırmalı ve tutuklama dışındaki alternatifleri daha sık kullanmaya yönelik çabalarını artırmalıdırlar. Yetkili makamlar, halen on yıla kadar uzayabilen aşırı uzun tutukluluk süresi sınırlarını da kısaltmalıdırlar. Komiserler, savcıların oynadığı rolü, adli kolluğun işleyişini ve iddianamelerin niteliğini de değerlendirmeye teşvik etmektedir...”
Dikkat ettiyseniz son günlerde Batı basınında da Başbakan Tayyip Erdoğan’ın gittikçe otoriterleşmesine ilişkin kaygılar artan dozlarda dillendiriliyor. Hükümet bu tür yazıların ardından her daim İsrail lobisine işaret ediyor. Ancak Avrupa Konseyi için de aynı ithamlarda bulunması mümkün mü? Hele konsey özellikle kapatma davası esnasında AK Parti’ye sahip çıkmışken. Evet Türkiye’de tuhaf şeyler oluyor. Uludere katliamının üzerinden neredeyse 15 gün geçti. 34 masum vatandaşımız öldürüldü.
Ölüm sebepleri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılan bombalar. Ve şu ana kadar açığa alınan bir albay dışında ne koltuğunu kaybeden ne de devlet adına özür dileyen bir tek Allah’ın kulu var. Geçtiğimiz günlerde bu konuya değinen The Financial Times Gazetesi, Dersim için özür dileyen Başbakan Erdoğan’ı överken neden bugün kendi hükümetinin sorumluluğunda yaşanan Uludere faciası için özür dilemediğini sorguluyordu.
Ne yazık ki 34 gencin kömürleşip paramparça edilmesinden dolayı özür dilenmediği her geçen gün, Dersim meselesinin sadece ve sadece Kılıçdaroğlu’nu yıpratmak için kullanıldığı şüphesi gittikçe yoğunlaşıyor.