Davutoğlu'nun vicdani görevi
DIŞİŞLERİ Bakanımız Ahmet Davutoğlu'na bu çağrıyı daha önce yapmalıydım. 23 yaşındaki Suudi Arabistanlı blogcu ve köşe yazarı Hamza Kaşgari, geçtiğimiz pazar günü Malezya tarafından ülkesine iade edilmeden.
Sosyal medya paylaşım sitesi Twitter'da Hazreti Muhammed'e hakaret içerdiği iddia edilen bir mesajı yüzünden Suudi Arabistan hükümeti, Kaşgari hakkında tutuklama emri çıkarmıştı. Bunun üzerine ölüm cezasına çarptırılması muhtemel olan Kaşgari de Malezya'ya kaçmıştı.
Malezya'da Uluslararası İslam Üniversitesi'nde 90 ila 93 yılları arasında hocalık yapan Davutoğlu'nun Malezyalılar ile iyi ilişkileri olduğunu biliyoruz. Keşke bu nüfuzunu kullansa ve o an müdahale edip bu gencin iadesini engelleyebilseydi. Çünkü Bilad Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapan Kaşgari'nin artık hayatı emniyette değil. Uluslararası insan hakları savunucularına göre, ağır işkenceler gördüğü muhtemeldir.
Zaten şimdiden Facebook üzerinde oluşturulan bir sayfada Kaşgari'nin idamı isteniyor. 13 bin kişi sayfayı imzaladı bile.
Peki Twitter'daki mesajda neler yazmıştı Kaşgari? Fransa'nın resmi haber ajansı Agence France Presse'e göre Kaşgari, Hazreti Muhammed'e hitaben, "Size dair şeyler sevmiştim de nefret de etmiştim ve sizin hakkınızda anlamadığım pek çok şey var. Sizin için dua etmeyeceğim" demişti. Kaşgari'nin her inançlı Müslüman'ı derinden rencide edebilecek, hatta öfkelendirebilecek bu cümleler için pişman olduğunu söyleyip özür dilemesi ve twit'i silmesi yeterli olmadı.
Suudi Arabistan'ın önde gelen din adamları, Kaşgari'nin durumunu tartışmak için bir araya geldi. Ulema heyeti, toplantı sonucunda genç gazetecinin "kâfir" olduğunu hükmederek ölüm cezasına çarptırılması gerektiğine karar verdi. Ardından ülkenin Enformasyon Bakanı da Kaşgari'nin patronlarını arayıp derhal kovulması emrini verdi.
Kimi mensupları her türlü rezalet ve ahlaksızlığa bulaşan kraliyet ailesinin de halka ve ulemaya şirin görünmek için Kaşgari'nin ölümünü onaylayacağı söyleniyor. Düşünün, 23 yaşında bir genç boş bulunup provokatif bir iki cümle yazıp dünyayla paylaştı diye canından olacak.
Madem Arap dünyasında örnek ülkeyiz, bu sıfatımızdan yararlanarak bu gencin canını kurtarmak için seferber olmalıyız. Bunu yaparken İslam'a ve Peygamber'e ihanet değil tam tersi hizmet etmiş oluruz. Sayın Davutoğlu, sizden beklentimiz budur.
MİT tarafından dinlenme hikâyem
ORTALIK bu kadar toz duman iken ve herkes bir tarafa çekilmek istenirken Taraf Gazetesi yazarları Ahmet Altan, Yasemin Çongar, Markar Esayan, Mehmet Baransu ve iktisat profesörü Mehmet Altan ile birlikte 2008 yılında "terör şüphelisi" olarak uyduruk kod isimleriyle (benimkisi "Demi") dinlenmem olayı konusunda yorumda bulunmamayı tercih ettim.
Zaten yıllardır her türlü kurum tarafından dinlendiğimi varsayarak yaşadım bu ülkede. MİT'in bizleri dinlemek için uydurmasyon adlarla dahi olsa savcılıktan izin alması da bir ilerlemedir herhalde. Eskiden izne mizne gerek duymadan alenen dinlerlerdi, hatta teknoloji bu kadar gelişmediği için arada sesleri de duyulurdu.
Saatlerce annemle konuşmalarıma katlanmak zorunda kalan MİT görevlilerine geçmiş olsun diyorum... Olayı hafife aldığım da düşünülmesin, bütün arkadaşlarıma geçmiş olsun. Özellikle de son günlerde MİT tarafından izlendiği tespit edilen Mehmet Baransu'ya.