Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        VE evet, birçok Avrupa ülkesinin ardından şimdi Türkiye’de de nihayet bir “Hayvan Partisi” kuruluyor. Ülkemizi kuşatan karanlık gelişmeler arasında bu güzel haberi duyduğumda içim neşeyle doldu. Anadolu Ajansı’na konuşan partinin kurucu adaylarından Neslihan Demir, önümüzdeki ay İçişleri Bakanlığı’na resmen başvurulacağını müjdeledi. “Diğer partiler gibi Siyasi Partiler Kanunu kapsamında yer alacağız” diyen Demir, partinin bazı hedeflerini şöyle sıraladı: “Hepimiz dünyaya fırlatılmış varlıklar olduğumuzun, birbirimizle bir hiyerarşi içinde bulunmadığımızın altını çizmek istiyoruz. Yaptığımız yol mesela geyiklerin yaşam alanının ortasından geçiyorsa ‘Dikkat kaza yapabilirsiniz’ tabelası asmaktansa, ‘Dikkat geyiklere zarar verebilirsiniz’ uyarısı yapmak geliyor aklımıza. Bu çerçevede hayvan haklarını hepimizin ve özellikle yasa yapıcıların gündemine taşıyacak eylemler, konferanslar ve kampanyalar düzenleyeceğiz...” Hayvan Hakları Platformu olarak ekimde oluşturulan ve çekirdek kadrosunda Genç Siviller’den tanıdığımız sevgili Turgay Oğur gibi isimleri barındıran hareket bugün İstanbul Şehir Üniversitesi’nde bir başka ilke imza atarak “Köpek Konferansı” düzenliyor.

        Şimdiden kimilerinizin “Fakirleri, açları, işsizleri hallettik sıra hayvanlar geldi öyle mi?” dediğinizi duyar gibiyim. Ancak hayvanları sevmeyen bir toplum insanları da sevemez. Ve gelişemez. Ne yazık ki Türkiye’de her ne kadar pet sahiplerinin yaygınlaşmasıyla birlikte hayvanlara karşı duyarlılık artmış olsa da vahşet sürüyor. Belediye ekiplerinin topluca zehirlediği sokak köpekleri, tecavüze uğrayan eşekler, gözleri oyulan, kulakları kuyrukları kesilen kediler... Bu bağlamda CHP milletvekilleri Melda Onur ve Umut Oran’ın çabaları gerçekten kayda değer. Geçtiğimiz ay mevcut Hayvan Hakları Koruma Yasası’na değişiklik getiren çok kapsamlı bir yasa teklifi hazırlayıp Meclis’e sundular. Oran teklifi açıklarken Jack London’a atıfta bulunarak “İnsan kendisini köpeğin efendisi olarak görür, köpek ise insanı tanrı gibi görüp yüceltir” demişti.

        Hayvanlara kötü davrananların herhangi bir yaptırımla karşılaşmadığını savunan CHP’lilerin talepleri arasında, hayvanlara kasıtlı olarak kötü davrananlara 2 ila 4 yıl arası hapis cezası verilmesi, işkence yapıp cinsel ilişkiye girenler için ise bu sürenin 5 yıla çıkarılması öngörülüyor. Fanatik bir hayvansever olan Umut Oran, 16 yıllık arkadaşı Alman kurdu Oskar’ı kaybettiğinde Hürriyet’e ilan verip muhafazakâr çevrelerin tepkisini çekmişti. Özellikle Vakit yazarı Hasan Karakaya çok ağır bir yazı kaleme almıştı. (Karakaya’dan geçtiğimiz yıl öğrendim ki Vakit Gazetesi’nin beslediği bir çoban köpeği varmış, “Ben ve eşim ona sarılıyoruz, seviyoruz” demişti bana.) Sağlıklı bir toplum olmanın olmazsa olmaz şartlarından biri, doğa ve hayvanları sevip korumak. Bu sevgi çocuk yaştan itibaren aşılanmalı. Budist felsefesinin önemli bir ayağı olan bu yaklaşım Türkiye’de Aleviler arasında da yaygın. Özellikle de doğa ve hayvanların, insanların üstünde tutulduğu Dersim’de... Bu arada hayvanlar âleminde yaşanan bir diğer sevindirici gelişme ise Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in büyük imkânlar sağladığı yeni köpek barınağı. Birçok belediyeden farklı olarak Baydemir barınağı hayvanseverlerin denetimine açmış. Bazı eksikliklere rağmen barınak gerçekten İstanbul’daki birçok barınaktan çok ileride.

        Hatta hayvanlara çocuk sevgisi aşılansın diye belediye, barınağa okul gezileri düzenliyor. Yakında hayvan hakları konusunda örnek tutum içerisinde bulunan Şişli Belediyesi, veteriner hekimler ve hayvan hakları gönüllülerinden oluşan bir heyeti danışmanlık hizmeti sunmak üzere Diyarbakır’a yollamayı planlıyor. Umarım bu gezi Diyarbakır’ı bunaltıcı yaz sıcakları sarmadan gerçekleşir. Bu arada barınaktaki görevlilerin KCK kasırgasına tutulmamaları için dua ediyorum. Bu yazıyı hayvan sevgisinin önemini vurgulayan birkaç atasözüyle noktalamak istemiştim. Google’a girdim. “Hayvan sevgisi Türk atasözleri” diye arama yaptım. Ve işte karşılaştıklarım: “Balık baştan kokar”, “Besle kargayı oysun gözünü”, “Agop’un kazı gibi bakmak”, “Deve Kâbe’ye gitmekle hacı olmaz”, “Eşek hoşaftan ne anlar”. Atalarımız böyle buyurmuş....

        Diğer Yazılar