Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YİNE Ankara'dayız. Başkentte gündem maddelerinin başında Suriye var. Yanı başımızda yaşanan kan banyosu karşısında süren belirsizlik, çözümsüzlük ve riya... Ankara'daki temaslarımın ardından vardığım yegâne sonuç şu: Suriye'de masum insanlar öldürülmeye devam edecek. Ve kimse parmağını kaldırmayacak veya kaldıramıyor.

        Oysa son günlerde Başbakan ve Dışişleri Bakanı Esad rejimine karşı söylemlerini daha da sertleştirdiler. Suriye'de tampon bölge söylentileri Şam'daki elçiliğimizin kapatılmasıyla birlikte yoğunlaşmış durumda. Ancak kaynaklarımızın çoğu, her ne kadar CHP aksi yönde kuşkular besleyip hatta pompalasa dahi hükümetin tek başına Suriye'de herhangi fiili bir müdahale düşünmediğini teyit ediyor.

        Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere uluslararası camia bir müdahaleye ışık yakmadan Ankara, Suriye'de tek başına hareket etmemekte kararlı. Ki doğru olanı da bu. Peki her gün onlarca sivilin katledildiği Suriye'de ne olacak? Diplomatik ve ekonomik yaptırımlar dışında bu vahşete seyirci kalan dış aktörler topu birbirine atmaya devam ediyorlar. Ve koro halinde Rusya ve Çin ikna olmadan herhangi uluslararası bir müdahale söz konusu olmadığını tekrar edip duruyorlar. Rusya'yı radar ayağı Malatya Kürecik'te kurulan NATO'nun füze kalkanına itirazlarını sürdürürken Suriye konusunda zorlamanın faydasız olduğunu savunuyorlar.

        "Peki NATO Kosova'da BM kararı olmadan ve Rusya'nın itirazlarına rağmen müdahale etmemiş miydi?" Bu sual karşısında görüştüğüm üst düzey Batılı kaynaklar kaşlarını çatıp "Siz delirdiniz mi? Müslüman Arap bir ülkeye NATO öncülüğünde girişilen bir harekâtın nasıl bir öfkeyle karşılaşacağının farkında değil misiniz?" diye çıkışıyorlar. Suriye'deki ayaklanma birinci yılını doldururken uluslararası camia tarafından atılan en "ileri" adım, muhaliflere aralarında haberleşmelerini kolaylaştırmak için telsiz cihazları vermek oldu. 1 Nisan'da İstanbul'da yapılacak "Suriye Dostları" toplantısında mevcut tabloyu değiştirecek kararlara imza atılması beklenmiyor.

        Bu gidişle tarih yazılırken Batı'nın Suriye konusunda sergilediği ikiyüzlülük herhalde 21 'inci yüzyılın en büyük utançlarından biri olarak kayda geçecektir. Üstelik Batılılar Türkiye'nin Suriye'de tek başına adım atamayacağını teslim ederken öte yandan da alaycı bir tonla "Ama hani siz bölgesel güçtünüz, kanıtlama zamanı gelmedi mi?" diye sormaktan çekinmiyorlar.

        Satır aralarından şu seziliyor: Türkiye Esad'a tamamıyla sırtını dönüp bütün yumurtalarını muhalefetin kefesine koymakta acele etti. Muhalefetin, Esad'la müzakere masasına oturması için daha fazla gayret göstermeliydi. Beri yandan Esad'ı önceki dönemde bu denli sahiplenmemeliydi. Özetle Türkiye'nin Suriye politikasını bir fiyasko olarak gördüklerini gizlemiyorlar.

        Aslında Suriye konusunda askeri müdahale seçeneği gerçekten problemli. Suriye ordusu Rusya ve İran'ın desteğiyle halen güçlü. ABD'li askeri kaynaklara göre Suriye ordusu olası bir müdahale karşısında en azından ilk etapta karşı tarafa önemli kayıplar verebilecek kapasitede. Seçimlere birkaç ay kala Amerika neden böyle bir riske girsin? Hele Esad'ın diğer başmüttefiki İran'ın nasıl bir karşılık vereceği hesaplanamıyorken.

        Üstelik Suriye'deki iç dengeler halen çok karışık. Suriye Ulusal Konseyi'nin başını çektiği muhalefet, Türkiye'nin tüm gayretlerine rağmen halen çok dağınık. Lider diye tanımlanacak biri yok. Kürtler ve Hıristiyanlar Esad'ın devrileceğine henüz inanmadıkları için rejime sırtlarını çevirmeye hazır değiller. Üstelik Esad'ın yerine gelmesi beklenen Müslüman Kardeşler'e hiç güvenleri yok. Hele Irak örneği varken önlerinde... Amerika'nın çekilmesiyle birlikte Irak'ta, Suriye'nin tersine nüfusun çoğunluğunu oluşturan Şiiler iktidarı gasp ettiler. Ülke yeniden kaosa sürükleniyor. Türkiye ve Irak arasındaki ilişkiler de günbegün kötüleşiyor.

        Bütün bu anlattıklarım kafanızı karıştırmıştır. Normaldir. Benim de kafam karışık. Net olarak gördüğüm tek şey yazımın başında belirttiğim gibi: Suriye'de daha çok masum kardeşimiz can verecek. Dünya da bu katliama seyirci kalmaya devam edecek.

        Diğer Yazılar