Gay'ler ve sivilleşme
"TSK: Eşcinsel değil nevrotiksin"
Dün Radikal Gazetesi'nde yayınlanan haberin başlığı buydu. Konu eşcinsel olduğu için askerlikten muaf tutulma talebinde bulunan bir gencin maruz kaldığı aşağılanmalar. Biliyorsunuz eşcinsellerin Türkiye'de askerlik yapmaları yasak. Askerlik yapmak istemeyenler "gay"im deyip sıyrılabiliyorlar. Ama vatani görevini yapmak isteyen açık gay kimlikli herhangi bir erkek bu arzusunu yerine getiremiyor.
İşin en berbat kısmı ise "çürük" belgesi alabilmek için gay olduğunuzu ispatlamak zorundasınız. 2008 yılına kadar aranan kanıtlar arasında cinsel ilişkiye girerken çekilmiş fotoğraflar istenirdi. Üstelik ayıptır söylemesi "pasif" pozisyonda olmak zorundaydınız bu görüntülerde. Yetmiyor birçok gay'e anal muayene yapılıyordu. Bu rezalet Alman DerSpiegel Dergisi'nde detaylı biçimde yayınlanınca bu uygulamalara büyük ölçüde son verilmişti.
Ancak Radikal Gazetesi'ndeki haberi okuyunca aklım karıştı. Kısaltarak aktarıyorum: Serbest gazetecilik yapan 25 yaşındaki Erkan Altay, yaklaşık 1.5 ay önce eşcinsel olduğunu beyan etmek ve "çürük raporu" almak için askerlik şubesine başvurdu. Sırasıyla Kasımpaşa, Gümüşsuyu ve Haydarpaşa GATA'ya sevk edildi. GATA'da gerekli görüşmeleri ve psikolojik testleri tamamlandıktan sonra kendisinden 'aile görüşmesi' istendi. Altay, ailesinin bu durumu bilmediğini ve görüşmeye gelmelerinin mümkün olmayacağını belirtmesine rağmen doktorların "Bir şey olmaz, gelişimini sormamız lazım" dediğini ve kararı verecek olan kurula çıkması için 24 Nisan'a randevu verildiğini söyledi. Ailesi bilmiyor ve belki öğrenince onun canına dahi kıyabilecek ama kimin umurunda! Oysa 2008 yılında gay olduğunu itiraf edince babası tarafından katledilen Ahmet Yıldız'ın hikâyesi halen zihinlerde ve "Zenne" filmiyle bu yıl beyazperdeye de taşınmıştı.
Kurul günü gelip çattığında Altay göbeğini de çatlatsa eşcinsel olduğuna dair kurul üyelerini bir türlü ikna edememiş. Kadınlarla ilişkiye girmediğini anlatan Altay'a, "Sence hastalık değil mi?" diye sorulmuş. "Hayır" demiş Altay. Akabinde eline tutuşturulan kararda "Nevrotik, askerliğe elverişli, komanda olmaya elverişsiz" ifadesini görünce şoke olmuş. Altay'ın eşcinsellik konusunda yazdığı bir sürü makale ve yine eşcinselliği konu alan üniversite bitirme tezi hiçe sayılmış. Demek ki eskisi gibi görsel kanıtlar, anal muayeneler olmayınca beyefendiler inanmıyorlar. Sanırım askerlik şubesine gayet sağlıklı şekilde giden Altay yaşadığı travmadan sonra gerçekten de "nevrotik" olmuştur.
Peki, TSK'nın bu insanlık dışı icraatı ne zaman son bulacak? Madem koro halinde "sivilleşme" diye bağırıp çağırıyoruz, neden meselenin bu boyutunu görmezden geliyoruz. Toplumun genelinde "gay'lik hastalıktır" bakışı hâkim olduğundan mı? Sözde "sağlıklıyım" diye gezinenlerden kaç kişi acaba "gabile.com" sitesine girip gerçek kimliğini birkaç dakikalığına yaşıyor?
Yeni anayasa yazılırken LGBTT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transseksüel, Travesti) bireyler mutlaka güvence altına alınmalı, yoksa bu rezaletler devam edecektir. Zaten ocak ayında bu grubu temsilen birkaç kişi Anayasa Uzlaşma Komisyonu'na yeni yazılacak Anayasa'nın eşitlik maddesine, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ibarelerinin eklenmesi talebinde bulunmuş. Peki Meclis'te temsil edilen partiler nasıl bakıyorlar olaya?
LGBTT haklarını savunan KAOS GL Derneği üyelerinden Umut Güner'e sordum. Güner'in yanıtı şöyleydi: "BDP bu konuda çok ileri, zaten BDP Milletvekili Sebahat Tuncel'in bu konuda verdiği soru önergeleri var. Son zamanlarda CHP de bizlerle ilgilenmeye başladı. Aylin Nazlıaka, Melda Onur ve Gülsün Bilgehan bizleri ziyaret etti." Erkek vekilleri herhalde "imaj" kaygıları yüzünden gitmeyi yeğlememişler. Ya AK Parti veya MHP? "Onlardan gelen olmadı" diyor Güner: "Ama yine de temaslarımız oldu, oluyor."