Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GÜRSEL Tekin, CHP Genel Başkan Yardımcılığı'ndan neden istifa etti? Çeşitli spekülasyonlar var: Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nihat Matkap ile sürtüştüğü, İstanbul İl Başkanlığı için desteklediği aday kabul görmediği ve MYK'da artık kimse kendisine itibar etmediği için vesaire.

        Bu iddiaların hepsi doğruluk payı içeriyor. Ancak büyük tabloya bakmak lazım. Büyük tablonun özeti de şu: Gürsel Tekin, Kemal Kılıçdaroğlu istedi diye istifa etti. Nasıl ama? Kılıçdaroğlu, Tekin'in istifası için "Beklemiyordum" dememiş miydi? Doğru: Hatta haber kanallarına istifayı önceden kabul etmediğini açıklamıştı. "Ancak kararını öğleden sonra kamuoyuyla paylaşınca, istifasını kabul etmek zorunda kaldım" demişti.

        Kılıçdaroğlu'nun, Tekin'in istifasını ilk aşamada kabul etmemesi normal. Nedeni basit: Temmuz başında yapılması planlanan olağan kurultay öncesinde partideki iç çekişmeleri minimum düzeyde tutmak için istifa etmesini istememiştir. Tekin, eğer Kılıçdaroğlu'ndan aradığı güvenceleri alsaydı istifa etmezdi.

        İstifa ederek bir çeşit meydan okudu ve hoşnutsuzluk duyan başka MYK üyelerinin de peşinden geleceğini umdu. Ama olmadı. Gidecekler arasında isimleri zikredilen ne Sezgin Tanrıkulu ne de Bihlun Tamaylıgil istifa etti. İddiaların aksine CHP'de "deprem" yaşanmadı.

        Tekin istediği kadar "halka dokunabilen" ve "değişimin öncüsü" olarak lanse edilmiş olsa da ben pek ikna olamadım. Örneğin, İstanbul il başkanı iken kendisine "Kürt sorunu nasıl çözülür?" diye sorduğumda "Yavaş yavaş" demişti. "Hem CHP devletin partisi, CHP'siz çözülmez" diye ekleyince donup kalmıştım.

        CHP tam da "devletin partisi" olduğu için yerlerde sürünüyordu. Ama devlet eski devlet değil. Ve Kılıçdaroğlu'nun kaptanlığında CHP denen yaşlı başlı günah dolusu KİT imalatı şilep, ağar aksak da olsa yön değiştiriyor. İlçe kongrelerinde çoğunlukla Kılıçdaroğlu'nu destekleyenler kazanıyor. Şu sıralar il kongreleri yapılıyor.

        "Büyük abi" Baykal'ın sahnelediği entrikalara inat, ihtimal oralarda da Kılıçdaroğlu'nun desteklediği adaylar galip gelecek. Kılıçdaroğlu'nun parti üzerindeki hâkimiyeti günbegün artıyor. Kurultay sonrasında nasıl politikalar izleyecek, Kılıçdaroğlu'nun önündeki esas sınav budur. Parti içi kavga bahanesi geride kalmış olacak.

        Geçtiğimiz günlerde Habertürk TV'de Türkiye'nin Nabzı programında bir araya geldiğim CHP Lideri, kendinden gayet emin ve dış politika dosyasına çok daha hâkim görünüyordu. Gayet de neşeliydi. "Partiyi sağa kaydırıyor" suçlamalarına maruz kalan CHP Lideri kısmen de olsa bu imajı silmek için önümüzdeki hafta Deniz Gezmiş'in anısına düzenlenen etkinliklere katılacak.

        İstanbul Ataşehir'de 6 Mayıs günü Zülfü Livaneli konserinin ardından Can Dündar'ın hazırladığı Deniz Gezmiş belgeselini izleyecek. Kurmayları 55 bin kişinin katılmasını beklediklerini söylüyor. Bu arada Kılıçdaroğlu'nun eşi Selvi Hanım'ın Anneler Günü, Uludere katliamında hayatını kaybeden gençlerin annelerini köylerinde ziyaret etmesi gündemde. Süper bir hareket olur.

        Evet, Gürsel Tekin'in dönemi artık kapandı. Hem eğer şimdi istifa etmeseydi Tekin'in defteri kurultayda dürülecekti. Ayrıca iddia edildiği gibi Kılıçdaroğlu ile Tekin arasında hiçbir zaman "aşk" yoktu. Zımni dayanışma vardı. Tekin'in gözünün Kılıçdaroğlu'nun koltuğunda olduğunu tahmin etmek için nükleer fizikçi olmak gerekmiyor. İstifasının ardından Tekin, "Baharın gücüyle yollara çıkmaya devam edeceğim" demiş. Yolu açık olsun.

        Diğer Yazılar