Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ROBOSKİ, Suriye'de durmayan katliamlar, Pınarbaşı'nda ölen polisler, kürtaj, sezaryen tartışmaları tam gaz sürerken pazar gecesi Cannes'dan şahane bir haber geldi. 65. Cannes Film Festivali'nde kısa film dalında Türkiye ödül kazandı. Rezan Yeşilbaş'ın yönettiği "Sessiz" isimli 13 dakikalık eser, jüri tarafından bu ödüle layık görüldü.

        Haberi ilk duyduğumda Türkiye adına gururlandım. Ancak göğsüm sadece Türkiye adına değil özellikle başrolde oynayan Belçim Bilgin için de kabardı. Zira "Hatırla Sevgili" ve en son "Keşanlı Ali Destanından tanıdığımız Belçim'i genç kızlığından beri izliyorum. Halaları Nuşin ve Berfin hayattaki en yakın arkadaşlarım arasında. Dolayısıyla Belçim'in nasıl bir iklimde yetiştiğine Ankara günlerimden beri tanık oldum. Sevginin, sanatın, onurun ve dayanışmanın birleştiği muhteşem bir ailesi var.

        Hele Belçim'im babaannesi Nesibe Teyze tanıdığım en renkli en güçlü kadınlardan biri...

        Belçim'deki cevhere ilk Berfin'in düğününde tanık olmuştum. Amcası Rezan (o da "Kibele" adında özgün müzik yapan bir grupta başsolist) ile birlikte sahne alıp Türkçe ve Kürtçe şarkı söylediğinde. Belçim öyle rahat, öyle doğaldı ki. Ve yetenekli. Sesi çok güzel. Ama o filmi seçti. Bir süre Paris'te yaşayıp hem film üzerine okudu hem de Fransızca öğrendi.

        Hayatına daha Yılmaz Erdoğan girmeden o yola koyulmuştu zaten. İlk filmi (ve başrolü) Iraklı Kürt yönetmen Hiner Saleem'in "Sıfır Kilometre"siydi. Filmi PKK propagandası olarak karalamaya çalışan çevreler Belçim'i de "Şeyh Said'in torunu" diyerek vurmaya çalıştılar. Birincisi Belçim, Şeyh Said'in torunu değil. Belçim'in babası, Şeyh Said'in erkek kardeşinin torunu. Ayrıca ne fark eder.

        Dün Belçim'i aradım. Daha Fransa'dan yeni dönmüştü. Havaalanında bavullarını bekliyordu. Heyecanı sesinden duyuluyordu. "Deli bir adrenalin yüksekliği sürüyor, bir damla uyku uyuyamadım" dedi. "Türkiye adına gurur duyuyorum."

        "Sessiz" veya Kürtçe ismiyle "Be Deng", yönetmen Rezan Yeşilbaş'ın annesi ve babasının yaşadığı dramdan yola çıkarak kurguladığı bir hikâye. Yeşilbaş'ın babası 1980'li yıllarda Diyarbakır Cezaevi denen cehennemde tutuklu. Annesi Türkçe bilmiyor. Ve Kürtçe konuşmak yasak. Çift görüşlerde sadece bakışarak iletişim kurabiliyor.

        Birçok izleyici festivalde gösterilen tüm filmler arasında en çarpıcı sahnenin "Sessiz"de yer aldığını söylemişler. O da şöyle: "Mahkûm koca, karısından (Belçim'den) ayakkabı istiyor. Hapishaneye eşya sokmak yasak. Belçim'de bir çift erkek ayakkabısı giyerek ziyaretine gidiyor. Görüş esnasında karı koca masanın altında ayakkabılarını değiş tokuş ediyorlar."

        O metaforik sahnede her şey anlatılıyor. "Erotizm, aşk, yasaklar, inanılmazdı" diyor Belçim. Yeşilbaş'ın Cannes'da resmi olarak "keşfedildiğini" anlatan Belçim, "Film ajitatif bir dil yerine sessizliğin zarafetini seçerek o nispette daha da vurucu oldu" diyor.

        Vurucu olan diğer bir unsur ise Belçim'in ödül töreninde giydiği göz kamaştıran Özgür Masur imzalı tuvaletiydi. "En az 30 kişi gelip sordu" diyor Belçim. Eylülde gösterime girecek olan ünlü İranlı yönetmen Behman Ghobadi'nin son filmi "Rhino's Season"da fahişe rolü üstlenen Belçim artık dizilerden ziyade film üzerinde yoğunlaşacağını söylüyor. "Ama ilgimi çeken bir konu olursa tabii ki dizi de düşünebilirim" diyor. Başarılarıyla günümüze ışık saçan Rezan Yeşilbaş, Belçim Bilgin ve "Sessiz"de emeği geçen herkese bol bol teşekkürler...

        Diğer Yazılar