Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BİRKAÇ gün önce Türkiye'nin hamiliğinde Suriyeli muhaliflerin oluşturduğu Suriye Ulusal Konseyi (SUK) İstanbul'da toplanarak Kürt kökenli Abdulbasit Seyda'yı yeni başkanı olarak seçti.

        Felsefe doktoru Seyda'nın başa getirilmesiyle birlikte Suriyeli Kürtlerin Müslüman Kardeşler'in tekelinde olduğu iddialarıyla yıpranan SUK'a katılımın hedeflendiği sır değil.

        Uzun yıllar İsveç'te yaşayan ve 2003 yılında Suriye'deki Kürt sorununa dair bir kitap yazan Seyda şimdiden Suriye'de faaliyet gösteren PKK'ya yakın çizgideki PYD tarafından "uluslararası güçlerin elindeki oyuncak" ilan edildi. PKK'ya yakın ANF ajansına demeç veren PYD Lideri Salih Müslim Muhammed, "Seyda az çok bildiğimiz biridir. Kendisi bir akademisyen ama hiçbir zaman Kürt sorunuyla ilgilenmemiş biridir... Kürtler için yapacağı hiçbir şey yoktur" dedi. PKK çevresi haricinde görüştüğüm bazı Kürtler de Seyda'nın Suriyeli Kürtleri ikna edemeyeceğine inanıyorlar.

        Kürt sorunu penceresinden bakıldığında Suriye'nin, AK Parti ve PKK'nın çekiştiği yeni cephe olduğu net şekilde görülüyor. İşte tam bu yüzden Seyda'nın geçtiğimiz gün milliyetçi Kürt çevrelerine yakın diyebileceğimiz ve uydu üzerinden yayın yapan IMC TV kanalına verdiği ezber bozan demeci, bana son derece ilginç geldi. Pazar günü yayınlanan söyleşiyi kadın şair (aynı zamanda kuzeni) Jana Seyda ile yapan Seyda, Kürtleri Birinci Dünya Savaşı'nda Türkiye ve Fransa arasında yapılan pazarlıklar sonucu parçalanmış "ulus" olarak tarif etti.

        Suriyeli Kürtlerin Baas rejimi altında yaşadıkları zulmü dillendiren Seyda, Kürtlerin önündeki en büyük sorunun muhaliflerin dahi üzerlerinden atamadıkları katı Arap milliyetçiliğinin olduğunu vurguladı. Ve Kürtlere zorla Arap kimliğinin dayatıldığını belirtirken bundan böyle Kürtlerin kendi kimlikleriyle anılacağını ifade etti.

        Seyda, Suriye'de Kürt kimliğinin resmen tanınması ve Kürtlerin tüm haklarının "misakı milli" çerçevesinde kabul edilmesi gerektiğini program boyunca defalarca tekrar etti. Dahası söz konusu hakları güvence altına alan bir mutabakat belgesinin konsey üyeleri tarafından imzalandığı gibi belgenin çok yakında kamuoyuna açıklanacağını sözlerine ekledi.

        'DAVUTOĞLU VE CLINTON'LA GÖRÜŞTÜM'

        Seyda, Türkiye'nin Suriyeli Kürtlere tanınacak hakların Türkiye'deki Kürtler arasında bölücülüğü körükleyeceği endişesiyle bu yönde atılmak istenen adımlara set çektiği iddialarına ne diyordu peki?

        Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'yla görüştüğünü ve kendisine Türkiye'nin Kürt sorununu "adil şekilde" çözmedikçe Türkiye'nin istikrara kavuşamayacağını söylediğini anlatan Seyda, Türkiye'nin Arap dünyasıyla ancak Kürtler üzerinden iletişim kurabileceğini savunmuş. Seyda'nın iddia ettiğine göre Davutoğlu bu sözlerine itiraz etmemiş.

        ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'la da buluştuğunu ifade eden Seyda, onunla da benzer görüşler paylaşmış.

        Seyda'nın Kürt sorununun "Suriye sınırları içerisinde çözülmesi gerektiği" yönündeki vurgusunda Ankara'nın payı olduğunu tahmin etmek zor değil.

        Söyleşinin diğer dikkat çeken yönlerinden biri, Seyda'nın PKK'yı hiçbir şekilde ağzına almamasıydı. Soruları yöneltirken kuzeni de bu konuyu hiç açmadı. Seyda'nın Suriye muhalefeti üzerindeki etkisi ne olur, şimdiden kestirmek güç. Muhalefetin temel sorunlarından biri de Hür Suriye Ordusu ile yaşanan kopukluk. "Şuriye'de esas mücadeleyi canımız pahasına biz (HŞO) verirken bedel ödemeden koltuğa gelip siz (ŞUK) konmak istiyorsunuz" şeklinde özetlenebilen sürtüşmeyi Seyda giderebilir mi? Muhalefetin en büyük eksiği olan uluslararası düzeyde kredibilite sahibi bir lider profilini çizebilir mi?

        Emin değilim. Ancak eğer iddia ettiği gibi Türkiye, Suriyeli Kürtlere bütün talep ettikleri hakların anayasal güvence altında verilmesine itiraz etmiyorsa bu Türkiye'nin Suriye politikasında kritik bir eşiğin aşıldığına işaret eder. Seyda'nın bahsettiği mutabakat metni açıklandığında işin rengi daha da netleşir.

        Ankara bu yeni "Kürt açılımı"nda samimi mi? Bu Suriyeli Kürtler lehine diğer muhalifler üzerinde ağırlığını ne kadar kullanacağına bağlı. Ancak samimiyetinin gerçek ölçüsü Suriyeli Kürtlere reva gördüğü hakları Türkiye'deki Kürtlere de reva görmesinde yatıyor.

        Diğer Yazılar